kırmızı et etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırmızı et etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Ağustos 2015 Perşembe
Kırmızı etteki fiyat artışına müdahale
Et ve Süt Kurumu (ESK), kırmızı et fiyatlarında yaşanan artışa müdahale etmek amacıyla dün düğmeye bastı.
Et ve Süt Kurumu (ESK), kırmızı et fiyatlarında yüzde 30'lara varan artışa müdahale etmek amacıyla dün 3 bin 200 tonluk donmuş karkas et alım ihalesi yaptı.
İhalesi yapılan etlerin bu ay içinde piyasaya girmesi sağlanacak. Bu etler, şarküterilere ve yemek sanayicilerine verilecek. Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Kasım Piral, Kurban Bayramı'na kadar daha yüksek miktarlı et ithalatının süreceğini belirterek, "Sonbaharda canlı hayvanların da piyasaya girmesiyle hedefimiz et fiyatının 23.5 TL'ye inmesi. Şu anda maliyete göre yüzde 10'luk bir fiyat balonu var" dedi
14 Şubat 2014 Cuma
At, eşek domuz eti yediren 11 firma teşhir edildi
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, gıdada taklit ve tağşiş yoluyla ürünlerinde at, eşek ve domuz eti yediren 11 firmayı teşhir etti. Firmalar arasında ürününe tavuk eti karıştıran ünlü marka da var!
Kontrollerde laboratuvar sonuçları olumsuz çıkan ve gıdada taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen 10 et ve süt ürünleri üreticisiyle bir lokanta, bakanlığın internet sitesinde ilan edildi.
Laboratuvar incelemelerinde bu firmaların bazılarının ürettiği sucuk benzeri ürünlerde ''at ve eşek eti'', kıymalı ve kuşbaşı pidelerde ''domuz eti'', yağlı peynir ve tereyağında ''bitkisel yağ'', dana sosisinde ''kanatlı eti'' tespit edildi.
Buna göre, gıdada taklit ve tağşiş yaptığı kesinleşen firmaların adları, ürün adı, markası, parti ve seri numaraları şöyle:
-Nazifoğlu marka, ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün (yüzde 100 dana), Aliçler Sucuk Erenler, Sakarya, tek tırnaklı eti (at eti, eşek eti) tespiti, parti/seri no: 27.01.2012
-Çiftarslanlı marka, ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün (yüzde 100 dana), Çiftarslanlı Et ve Et Ürünleri, Afyonkarahisar, tek tırnak eti (at eti, eşek eti), kanatlı eti tespiti, parti/seri no: 29.08.2012
-Elmalı Çiftliği marka, geleneksel tereyağı, Elmalı Çiftliği Süt Ürünleri Gıda San. Tic. Ltd. Şti, Antalya, bitkisel yağ tespiti parti/seri no:1/19.07.2012 ve 01/22.07.2012
-Akdeniz marka, yarım yağlı homojenize yoğurt, Akdeniz Süt Ürn. ve Gıda San. Tic. Tur. Ltd. Şti, Antalya, bitkisel yağ ve jelatin tespiti, parti seri no:4/28.03.2012
-Onurköy marka, yoğurt, Onurtur Ak. İnş. Nak. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. Mardin, bitkisel yağ tespiti, parti/ seri no: 01.04.2012
-Ilgaz Yaylası marka, yağlı tulum peyniri, Mutlu Tolga Gıda İnş. Petrol Turizm Tarım Hay. Orman Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti, Afyonkarahisar, bitkisel yağ ve nişasta tespiti, parti/ seri no: 07/01/2012
-Bacanaklar Güldem Süt marka, yağlı eritme peyniri, Güldemce Gıda İnş. Oto. San. Tic. Ltd. Şti, Konya, bitkisel yağ tespiti, parti /seri no:28/05/2012
-Balderesi marka, süzme çiçek balı, Nurs Lokman Hekim Gıda Tarım Bitki Med. San. Tic. Ltd. Şti Yüreğir, Adana, diastaz sayısı, fruktoz/glikoz, fruktoz glikoz, C4 şeker oranı yüzde, balda protein ve ham delta C13 değerleri farkı, parti/seri no: 006
-Milenyum Pide marka, kıymalı pide, Milenyum Pide Pizza Kebap Salonu Bornova, İzmir, domuz eti tespiti, parti/seri no:20.04.2012, günlük üretim
-Milenyum Pide marka, kuşbaşılı pide, Milenyum Pide Pizza Kebap Salonu Bornova, İzmir, domuz eti tespiti, parti/seri no: 20.04.2012, günlük üretim.
-Pınar marka, uzun soyulmuş sosis (yüzde 100 dana), Pınar Entegre Et ve Un Sanayi A.Ş Kemalpaşa, İzmir, kanatlı eti tespiti, parti/seri no: 52228 M
-Salihli Özok marka, ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün (dana eti), Özok Gıda Salihli, Manisa, kanatlı eti tespiti, parti seri no:01 Nisan 2012
Kontrollerde laboratuvar sonuçları olumsuz çıkan ve gıdada taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen 10 et ve süt ürünleri üreticisiyle bir lokanta, bakanlığın internet sitesinde ilan edildi.
Laboratuvar incelemelerinde bu firmaların bazılarının ürettiği sucuk benzeri ürünlerde ''at ve eşek eti'', kıymalı ve kuşbaşı pidelerde ''domuz eti'', yağlı peynir ve tereyağında ''bitkisel yağ'', dana sosisinde ''kanatlı eti'' tespit edildi.
Buna göre, gıdada taklit ve tağşiş yaptığı kesinleşen firmaların adları, ürün adı, markası, parti ve seri numaraları şöyle:
-Nazifoğlu marka, ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün (yüzde 100 dana), Aliçler Sucuk Erenler, Sakarya, tek tırnaklı eti (at eti, eşek eti) tespiti, parti/seri no: 27.01.2012
-Çiftarslanlı marka, ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün (yüzde 100 dana), Çiftarslanlı Et ve Et Ürünleri, Afyonkarahisar, tek tırnak eti (at eti, eşek eti), kanatlı eti tespiti, parti/seri no: 29.08.2012
-Elmalı Çiftliği marka, geleneksel tereyağı, Elmalı Çiftliği Süt Ürünleri Gıda San. Tic. Ltd. Şti, Antalya, bitkisel yağ tespiti parti/seri no:1/19.07.2012 ve 01/22.07.2012
-Akdeniz marka, yarım yağlı homojenize yoğurt, Akdeniz Süt Ürn. ve Gıda San. Tic. Tur. Ltd. Şti, Antalya, bitkisel yağ ve jelatin tespiti, parti seri no:4/28.03.2012
-Onurköy marka, yoğurt, Onurtur Ak. İnş. Nak. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. Mardin, bitkisel yağ tespiti, parti/ seri no: 01.04.2012
-Ilgaz Yaylası marka, yağlı tulum peyniri, Mutlu Tolga Gıda İnş. Petrol Turizm Tarım Hay. Orman Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti, Afyonkarahisar, bitkisel yağ ve nişasta tespiti, parti/ seri no: 07/01/2012
-Bacanaklar Güldem Süt marka, yağlı eritme peyniri, Güldemce Gıda İnş. Oto. San. Tic. Ltd. Şti, Konya, bitkisel yağ tespiti, parti /seri no:28/05/2012
-Balderesi marka, süzme çiçek balı, Nurs Lokman Hekim Gıda Tarım Bitki Med. San. Tic. Ltd. Şti Yüreğir, Adana, diastaz sayısı, fruktoz/glikoz, fruktoz glikoz, C4 şeker oranı yüzde, balda protein ve ham delta C13 değerleri farkı, parti/seri no: 006
-Milenyum Pide marka, kıymalı pide, Milenyum Pide Pizza Kebap Salonu Bornova, İzmir, domuz eti tespiti, parti/seri no:20.04.2012, günlük üretim
-Milenyum Pide marka, kuşbaşılı pide, Milenyum Pide Pizza Kebap Salonu Bornova, İzmir, domuz eti tespiti, parti/seri no: 20.04.2012, günlük üretim.
-Pınar marka, uzun soyulmuş sosis (yüzde 100 dana), Pınar Entegre Et ve Un Sanayi A.Ş Kemalpaşa, İzmir, kanatlı eti tespiti, parti/seri no: 52228 M
-Salihli Özok marka, ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün (dana eti), Özok Gıda Salihli, Manisa, kanatlı eti tespiti, parti seri no:01 Nisan 2012
29 Ocak 2014 Çarşamba
Kırmızı et fiyatları neden yüksek?
![]() |
| Dünyada kırmızı et fiyatları |
Türkiye’den çok daha zengin birçok ülke kırmızı eti Türkiye fiyatlarının yarısına yiyor. Kişi başı geliri Türkiye’nin dört katına yaklaşan Almanya’da kıyma, markette Türkiye’nin yarı fiyatına satılıyor.
Kırmızı et, markete ulaşana kadar üç kez el değiştiriyor. Besiciler, tedarikçiler ve market, kasap gibi satıcılar.
Besiciler, büyükbaş hayvanı yetiştirip hayvanın gövdesini tedarikçilere satıyor. Besicilerin gönderdiği bu ete karkas et deniyor. Tedarikçiler, karkas eti alıp kemiklerini, sinirlerini temizleyip, ihtiyaca göre pirzola, bonfile gibi bölümlere ayırıp müşteriye hazır hale getiriyor. Tedarikçiler eti marketlere, kasaplara, restoranlara satıyor.
Fiyatlar neden yüksek dediğimizde her kesimin farklı bir açıklaması var. Besicilere göre et fiyatlarında spekülasyon var.
Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Alp, gövdenin yani karkas etin kilosunu İstanbul’a 17 TL’ye gönderdiklerini söylüyor. Ahmet Alp, "Adrese teslim gönderiyoruz. Kasaplar, marketler yüzde 40 zam koyup satıyor" diyor.
Eti son elde nihai tüketiciye ulaştıran kasap ya da market de tedarikçiden aldığı ete kendi maliyetlerini (yüzde 8 KDV, kâr, işletme maliyetleri) ekliyor. Burada kâr oranı ve maliyetler işletmeden işletmeye değişiyor. Bazısı daha çok, bazısı daha az kâr ediyor. Bazısı işletme maliyetlerine daha çok öderken bazılarının kira, su, elektrik, çalışan gibi maliyetleri daha düşük. Sonuçta ortaya çıkan tablo bu. Türkiye’nin farklı noktalarında et, farklı fiyatlara satılıyor.
Tartışmaların odağındaki Tarım Bakanlığı ise fiyatlarda spekülasyon olduğu görüşünde. Bakanlık arzda sorun olmadığını düşünüyor. Hükümet, kimi üreticilerin ithalat fikrine de kesinlikle karşı çıkıyor. İstanbul Sanayi Odası'nda düzenlenen toplantıda sektörle bir araya gelen Tarım Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları, besicilikten geçimini sağlayanlar olduğunu hatırlatarak, "Türkiye kapıyı açarsa, ithalata başlarsa besici biter" dedi.
Mirmahmutoğulları, ithalat isteyen üreticilere "Bir geçiş sürecindeyiz, bu da spekülatörlerin işine yarıyor. Türkiye'de ithalata açılmayı asla istemiyoruz. Aman ithalatı aklınıza getirmeyin" şeklinde seslendi. Türkiye'de 28 bin aile besicilik yapıyor.
Mirmahmutoğulları yeni ırk yaratılmasıyla ilgili de çalışmalara başlandığını ve üç yıl içinde Türkiye'de et tipli damızlık olacağını söyledi.
Neden et yemeliyiz?
Yıldız Tekniz Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Mustafa Tahsin Yılmaz etin yararlarını şöyle anlatıyor:
Kilogram başına 1 gram protein tüketilmesi gerek. Bu hesaba göre, 70 kg ortalama vücut ağırlığına sahip bir insanın günde 70 gram protein tüketmesi, bunun da en az yarısının hayvansal kökenli olması gerekmekte. Bu da günlük en az 250 gram et miktarına tekabül ediyor. Diğer besinlerden de düzenli miktarda protein aldığı farz edilen yetişkin bir insanın günlük tüketmesi gereken et miktarı en az 250 gram.
Et tüketilmediğinde ne olur?
Kırmızı et yeterince tüketilmediğinde, bünyeye yeterince protein ve enerji alınamaz. Her ikisinin yetersizliğinden ileri gelen “marasmik kwashiorkor” vakalarına, yeterince et tüketmeyen veya hiç et tüketmeyen toplumlarda sık rastlanıyor. Ayrıca sağlıklı bir zihinsel gelişim için kırmızı etin tüketilmesi gerek.
Çocuklar için kırmızı et neden önemli?
Proteinler, vücudun yapıtaşları. Proteinlerin en önemli kaynakları arasında kırmızı et geliyor. Çocuklar, eğer yeterli seviyede et tüketmezlerse zihinsel faaliyetlerinde yeterince gelişme olmaz, ayrıca kas ve iskelet sisteminin gelişimi de olumsuz etkilenir. Yeterli miktarda et tüketmeyen çocuklarda bünye zayıflığı görülüyor. Ayrıca gelişme sorunları yaşarlar. Anemi (kansızlık) ise yeterince et tüketmeyen çocuklarda görülen diğer bir sağlık problemi.
Çocuklarda et tüketim miktarı yaşa göre değişkenlik gösteriyor. 4-6 yaş arasındaki çocukların fiziki ve zihinsel gelişimlerini tamamlayabilmeleri için günde yaklaşık olarak 100-120 gram kırmızı et tüketmesi gerekiyor. 7-9 yaş arasındaki çocukların günlük et ihtiyacı yaklaşık 170-180 gram iken, 10-13 yaş aralığında yaklaşık 200-220 gram arası kırmızı et tüketmeleri gerekiyor. Bunlar, diğer besinlerden hiç protein alınmaması durumunda belirlenmiş miktarlar.
Kaynak: Al Jazeera
6 Mart 2013 Çarşamba
5 liraya sucuk devri bitti
Yeni düzenlemeyle kanatlı et ve kırmızı et karıştırılmayacak. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca etle et ürünlerindeki taklit ve tağşiş olaylarını önlemek amacıyla hazırlanan ''Türk Gıda Kodeksi Et ve Et ürünleri Tebliği''nde ilgili firmalara verilen 3 aylık uyum süresi dün itibariyle doldu.
Buna göre, bundan sonra kanatlı etle kırmızı et karıştırılarak ürün elde edilmeyecek ancak kırmızı etler ve kanatlı etler kendi içinde karıştırılabilecek. Tavuk-hindi eti ya da dana-koyun eti karışımından sosis, salam üretilebilecek.
Daha önceden salam, sosis gibi emülsifiye et ürünlerinde mekanik olarak ayrılmış etlerin (kemiğe yapışmış etin mekanik olarak ayrılması) kullanımına izin verilirken, yeni düzenlemeye göre mekanik olarak ayrılmış etlerin tebliğ kapsamında yer alan ürünlerde kullanımına izin verilmeyecek.
Bundan dolayı ''ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün'' olarak adlandırılan ürünlerin yerine yeni tebliğde ''ısıl işlem görmüş sucuk'' tanımı kullanılıyor.
Tebliğe göre, fermente ve ısıl işlem görmüş sucuğa, pastırmaya, dönere, köfteye et kaynaklı olmayan proteinler, nişasta ve nişasta içeren maddelerle soya ve soya ürünleri ilave edilemeyecek. Böylece piyasada sıkça karşılaşılan ''5 liraya sucuk'' satışının da önüne geçilmiş olacak.
Buna göre, bundan sonra kanatlı etle kırmızı et karıştırılarak ürün elde edilmeyecek ancak kırmızı etler ve kanatlı etler kendi içinde karıştırılabilecek. Tavuk-hindi eti ya da dana-koyun eti karışımından sosis, salam üretilebilecek.
Daha önceden salam, sosis gibi emülsifiye et ürünlerinde mekanik olarak ayrılmış etlerin (kemiğe yapışmış etin mekanik olarak ayrılması) kullanımına izin verilirken, yeni düzenlemeye göre mekanik olarak ayrılmış etlerin tebliğ kapsamında yer alan ürünlerde kullanımına izin verilmeyecek.
Bundan dolayı ''ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün'' olarak adlandırılan ürünlerin yerine yeni tebliğde ''ısıl işlem görmüş sucuk'' tanımı kullanılıyor.
Tebliğe göre, fermente ve ısıl işlem görmüş sucuğa, pastırmaya, dönere, köfteye et kaynaklı olmayan proteinler, nişasta ve nişasta içeren maddelerle soya ve soya ürünleri ilave edilemeyecek. Böylece piyasada sıkça karşılaşılan ''5 liraya sucuk'' satışının da önüne geçilmiş olacak.
At eti krizi kime yaradı?
At eti yemenin herhangi bir sakıncası olmadığının bilincinde olan Avrupalı tüketiciler at eti skandalını tüketicinin kandırılması ekseninde değerlendiriyorlar. İrfan Donat, makalesinde Avrupa'nın tamamında ses getiren at eti skandalını analiz etmiş. Donat, skandalda adı geçen firmalar ne kadar büyük olursa olsun, Türkiye'dekinin aksine tüketicinin, medyanın ve yönetenlerin yani bilinçli toplumun olayın peşini bırakmadıklarına ve bırakmayacaklarına dikkat çekiyor. Soruşturmaların açılması ve olayların örtbas edilmemesi çok güzel.
İrfan Donat'ın 5 Mart 2013 tarihli makalesi:
Bakmayın bizde skandallar bir iki gün ses getirir sonra unutulur gider. Ama Avrupa’da ardı ardına patlak veren "at eti" skandalı öyle kolay kolay unutulacağa benzemiyor. En azından sorumlular hesap verip, cezasını çekinceye kadar... Bilinçli toplumun yaptırım farkı da buraya ortaya çıkıyor zaten.
Dikkat ederseniz bu tür skandallarda adı geçen firmalar Türkiye’dekinin aksine ne kadar büyük ve dünya çapında olurlarsa olsunlar konunun üzerine her şekilde gidiliyor. Şirketin büyüklüğü ve gücü ile dokunulmazlığı arasında bir bağ kavramı yok. Söz konusu skandala karışan birçok firma için soruşturmalar çoktan açıldı ve zaman aşımına uğrayıp üstü kapatılmayacak.
İş öyle bir noktaya geldi ki skandalın yaşanmadığı ülkelerde dahi gıda ve sağlık bakanlıkları ile yetkili birimler olası risklere karşı denetimlerini artırma kararı aldı. Bundan en kârlı çıkan sektör ise kalite kontrol, gıda denetim ve analizi yapan laboratuvarlar oldu.
Avrupalı yetkililer aslında bu konunun ne kadar ciddi olduğunun farkında. Çünkü olayın sağlık kadar bir de ekonomik yönü var. Tüketici güvenini sarsan bir skandalın harcamaları ne yönde etkilediğini ortaya koyan veriler kendini hemen gösterdi.
At eti skandalının hemen ardından Fransa’da dondurulmuş et ürünleri satışı yüzde 30 düştü. İngiltere’de ise bu düşüş yüzde 26 seviyesinde. O yüzdendir ki Avrupalı yetkililer konunun daha büyük kayıplara sebep olmaması için skandalın üzerine ciddiyetle ve ayrım yapmaksızın gidiyor. Sonuçlarını da tüketici ile zaman kaybetmeden detaylarıyla paylaşıyor. Avrupa’da sarsılan tüketici güveni de bu şekilde az hasarlarla kurtuluyor. Dileriz bir gün bizim gıda ürünlerimizde de gereken denetim, kontrol ve yaptırımlar tavizsiz uygulanır.
Her gün ekranlardan 6 kilogramı 100 TL’ye satılan bal (Hem de kargo dâhil), bitkisel zayıflama hapları, içinde nelerin olduğunu kestiremediğimiz salam, sucuk, sosisler ve sokakta 2.5 liraya satılan döner ekmeklerin akıllarda yarattığı soru işaretleri de umarız bir gün son bulur.
İrfan Donat
Kaynak: http://ekonomiekibi.com/haber/detay/5033/at_eti_krizi_kime_yaradi_
25 Şubat 2013 Pazartesi
IKEA'nın İsveç köftesinde de at eti!
Çek Cumhuriyeti'ndeki Ikea mağazasında satılmak üzere sığır ve domuz eti olarak etiketlenen "İsveç köftesi" ürünlerinde at eti tespit edildi.
Çek Devlet Veterinerlik Kurumu'ndan yapılan açıklamada, İsveç'te hazırlanıp mobilya mağazasında satılmak üzere bu ülkeye gönderilen bir kilogramlık köfte paketlerinin incelendiği belirtildi. At eti bulunduğu tespit edilen 760 paketin tüketiciye sunulmasının engellendiği açıklandı.
Kurum ayrıca Polonya'dan ithal edilen ve hamburgerde kullanılacak "sığır" etlerinde de at eti rastlandığını duyurdu.
SATIŞI DURDURDULAR
IKEA, İsveç mağazalarındaki köfte satışının durdurulduğunu açıkladı.
Alışveriş merkezinin basın danışmanı Sara Paulsson, bugün yaptığı açıklamada, müşterilerin endişelerinden dolayı, İsveç'teki IKEA alışveriş merkezlerinde köfte satışının durdurulduğunu söyledi.
TÜRKİYE'DEKİ IKEA'DAN AÇIKLAMA
Türkiye IKEA'dan at eti skandalına ilişkin bir açıklama geldi. Açıklamada şunlar kaydedildi:
"IKEA Türkiye mağazalarında yer alan restoranlarda satışa sunulan köfte ve sosis ürünlerinin tamamı, hizmet vermeye başladığımız günden bu yana Türk Gıda Kodeksi'ne uygun şekilde yüzde 100 dana eti olmakta olup, yerli tedarikçilerden temin edilmektedir.
IKEA Türkiye, halihazırda hijyenik ve sağlıklı üretim yapısıyla bilinen 'Pınar Et' ile çalışmaktadır. Yurtdışında yayınlanan haberlerin de IKEA Türkiye ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır."
Kaynak: Yenişafak
Çek Devlet Veterinerlik Kurumu'ndan yapılan açıklamada, İsveç'te hazırlanıp mobilya mağazasında satılmak üzere bu ülkeye gönderilen bir kilogramlık köfte paketlerinin incelendiği belirtildi. At eti bulunduğu tespit edilen 760 paketin tüketiciye sunulmasının engellendiği açıklandı.
Kurum ayrıca Polonya'dan ithal edilen ve hamburgerde kullanılacak "sığır" etlerinde de at eti rastlandığını duyurdu.
SATIŞI DURDURDULAR
IKEA, İsveç mağazalarındaki köfte satışının durdurulduğunu açıkladı.
Alışveriş merkezinin basın danışmanı Sara Paulsson, bugün yaptığı açıklamada, müşterilerin endişelerinden dolayı, İsveç'teki IKEA alışveriş merkezlerinde köfte satışının durdurulduğunu söyledi.
TÜRKİYE'DEKİ IKEA'DAN AÇIKLAMA
Türkiye IKEA'dan at eti skandalına ilişkin bir açıklama geldi. Açıklamada şunlar kaydedildi:
"IKEA Türkiye mağazalarında yer alan restoranlarda satışa sunulan köfte ve sosis ürünlerinin tamamı, hizmet vermeye başladığımız günden bu yana Türk Gıda Kodeksi'ne uygun şekilde yüzde 100 dana eti olmakta olup, yerli tedarikçilerden temin edilmektedir.
IKEA Türkiye, halihazırda hijyenik ve sağlıklı üretim yapısıyla bilinen 'Pınar Et' ile çalışmaktadır. Yurtdışında yayınlanan haberlerin de IKEA Türkiye ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır."
Kaynak: Yenişafak
15 Şubat 2013 Cuma
AB'de "at eti" skandalı alarmı
İngiltere'de ortaya çıkan Avrupa'da 16 ülkeyi etkileyen at eti skandalında yeni gelişmeler yaşanıyor. Avrupa Birliği gıda denetimlerini artırmaya hazırlanıyor. Romanya ise suçlamaları reddediyor.
Denetimler artırılıyor
Skandal, Avrupa Birliği'ni alarma geçirdi; üyelerin tarım bakanları Brüksel'de olağanüstü toplandı. Öncelik skandalın boyutlarının belirlenmesi için denetimlerin yoğunlaştırılmasına verildi.
Bu kapsamda, sığır eti olarak etiketlenen ürünlerden örnekler alınarak DNA testlerine tabi tutulacak ve gerçekte içinde ne eti olduğu belirlenecek.
Bundan sonrası için alınacak önlemler arasında ise et ürünlerinin etiketlerinde daha fazla bilgiye yer verilmesi bulunuyor. Ancak bu noktada gıda üreticilerinin itirazları var. Şirketler, bunun ek maliyet demek olduğunu öne sürüyor.
Skandal, İngiltere ve İrlanda'da bazı süpermarketlerde, at ve domuz eti karıştırılan etlerin, "dana eti" etiketiyle satıldığının tespiti ile ortaya çıktı.
Fransa ile İsveç'e de yayılan skandalın ardından başlatılan soruşturmada, etlerin İrlanda, Polonya, Romanya gibi ülkelerdeki bazı mezbaha ve firmalardan sağlandığına yönelik bulgulara ulaşıldı.
Hedef ülke suçlamaları reddediyor
Ancak skandalın baş sorumlusu gösterilen Romanya, suçlamaları reddediyor.
Romanya, at eti ihracatını doğruluyor, ancak bunun etiketlerde yer aldığını, yani at etini sığır eti olarak satmadığını savunuyor.
Ülkelerinin adının karıştığı etiket sahteciliği konusunda, Romenlerin de kafası karışık.
Bir Romen, "Ülkem hakkındaki söylentiler elbette beni rahatsız ediyor. Sorunun bizden kaynaklı olmadığına inanmak istiyorum. Ama Romanya'da neler olmuyor ki? Böyle bir sahtekarlık da yapılmış olabilir" diyor.
Sorumlulardan sayılan bir başka ülke Fransa'da ise bir suçlama trafiği yaşanıyor. Firmalar olaya ilişkin birbirlerini suçluyor.
9 Şubat 2013 Cumartesi
Burger King at eti yedirdiğini itiraf etti
İngiltere'de ortaya çıkan ve ülkenin gündemini meşgul eden "at eti skandalı"nda yeni gelişme yaşandı. Perakende devi Tesco’dan sonra Burger King de etlerine at eti karıştığını kabul etti.
İngiltere'de ilk önce perakende devi Tesco’da ortaya çıkan “at eti skandalı”nda yeni gelişmeler oldu.
Guardian gazetesinde yer alan habere göre dünyaca ünlü burger devlerinden Burger King’de İrlanda'daki tesislerde burgerlar için üretilen etlere at eti karıştığını doğruladı.
Burger King bu yanlışı düzeltmek için üretimimn İrlanda’daki tesislerden Almanyadaki tesisilere aktarıldığını açıkladı.
Burger King açıklamasında sadece fabrikadaki etlere yapılan testlerde ve çok küçük miktarlarda at DNA’sına rastlandığı fakat restoranlardan alınan numunelerde buna rastlanmadığı belirtildi.
Basında yer alan haberlere göre Tesco firmasında blunan “at eti” ürünlerin raflardan alınmasına neden olurken daha sonra Aldi UK de bazı ingiliz et üreticileirnden et alımını durdurduğunu açıklamıştı. Verilen haberlerde özellikle İrlanda'daki Silvercrest tesisinin etlerinde at DNA'sı olduğu belirtilmişti.
İngiltere'de ilk önce perakende devi Tesco’da ortaya çıkan “at eti skandalı”nda yeni gelişmeler oldu.
Guardian gazetesinde yer alan habere göre dünyaca ünlü burger devlerinden Burger King’de İrlanda'daki tesislerde burgerlar için üretilen etlere at eti karıştığını doğruladı.
Burger King açıklamasında sadece fabrikadaki etlere yapılan testlerde ve çok küçük miktarlarda at DNA’sına rastlandığı fakat restoranlardan alınan numunelerde buna rastlanmadığı belirtildi.
Basında yer alan haberlere göre Tesco firmasında blunan “at eti” ürünlerin raflardan alınmasına neden olurken daha sonra Aldi UK de bazı ingiliz et üreticileirnden et alımını durdurduğunu açıklamıştı. Verilen haberlerde özellikle İrlanda'daki Silvercrest tesisinin etlerinde at DNA'sı olduğu belirtilmişti.
12 Kasım 2012 Pazartesi
Ette yeni bir skandal daha!
Şimdi de antibiyotikli et skandalı. Bulaşıcı üç gün hastalığına yakalanıp telef olan binlerce hayvanın vatandaşa yedirildiği ortaya çıktı. Hastalık nedeniyle bakanlığın verilerine göre 3 bin, resmi olmayan rakamlara göre 20 binin üzerinde hayvan telef oldu. Yoğun antibiyotik etler ise kilosu 1-2 liradan kasaplara satılıp, vatandaşa yedirildi.
A Haber’de yayınlanan Deşifre Programı, son aylarda büyükbaş hayvanlarda toplu ölümlere neden olan, üç gün hastalığı mercek altına aldı. Artan yem ve saman fiyatlarından dolayı zor günler geçiren hayvancılık sektörü bir darbe de üç gün hastalığından yedi. Hastalık nedeniyle yurt genelinde 20 bin büyük baş hayvanın telef olduğu belirtiliyor. Peki bu hastalıklı hayvanların etleri ne yapıldı? İşte yanıtı..
İç Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Veysi Aslan, çıkış yeri Hatay olan hastalığın Mersin, Adana, Osmaniye, Urfa, Maraş, Iğdır ve Ağrı’ya yayıldığını, Kurban bayramı hareketliliği ile iç bölgelerde de görülmeye başlandığını kaydetti. 2 milyon hayvan risk grubunda olduğunu kaydeden Aslan, “ 50 binin üzerinde hayvan hastalığa yakalandı. Ülke genelinde iyimser yaklaşımla telef olan hayvan sayısı ise 20 binin üzerinde. 3 gün hastalığı ciddi bir afete dönüştü” dedi.
Aslan, Avrupa’da üç gün hastalığından ölen hayvanların etinden, kedi köpek maması yapıldığını belirtirken, “Türkiye’de bu etlerin vatandaşa yedirilmesi vicdansızlıktır” şeklinde konuştu.
Hatay Veteriner Odası Başkanı Yahya Hamurcu, Suriye’den gelen hayvanların hastalığın bulaşmasında önemli risk teşkil ettiğine dikkat çekerek, “Hastalık Ağustos ayından beri Hatay’da seyrediyor. Bu sefer ki yayılma ve ölüm oranı çok daha fazla oldu. Sadece Hatay’da 2 bin civarı hayvan kaybı oldu. Bu hayvanların bazıları mezbahanelerde zorunlu kesildi, bir kısmı telef oldu, bir kısmı imha edildi. Antibiyotikli etlerin tüketime sunulması doğru değil. Bunun kontrolü için sıkı denetim gerekiyor. Zor durumda olan yetiştiricilerin hayvanları parasal anlamda değerlendirmek için kasaplara verdiklerini duyuyoruz” şeklinde konuştu.
Adana Veteriner Hekimler Odası Başkanı Gaffar Aktoz: “Yapmış olduğumuz araştırmalar neticesinde şu ana kadar üç gün hastalığı nedeniyle Adana”da 3 bin hayvan telef oldu. Ne yazık ki bu hayvanların etleri kilosu bir iki liradan kasaplara satılıyor, vatandaşa yediriliyor.” dedi.
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Eraksoy, antibiyotik etlerin insan sağlığına etkisiyle ilgili şu bilgileri verdi:
“Antibiyotikler hayvanın vücudunda dokularda birikebiliyor. Varlığını bir süre devam ettiriyor. Pişirilme koşullarında bile bazen etkinliklerini koruyor. Tüketen kişi bu antibiyotiği de gereksiz yere almış oluyor."
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gıda Kontrol Genel Müdür Yardımcı Habib Can, hastalığın Hatay, Osmaniye, Adana ve Mersin olmak üzere 4 ilde ağırlıklı görüldüğünü, resmi rakamlara göre şu ana kadar 3 bin hayvanın öldüğünü açıkladı. Türkiye’de 1985 yılında ilk kez görülen hastalığın bu sene virüsün artmasıyla ağır seyrettiğini anlatan Can, “Paniğe gerek yok olayın boyutları abartıldığı kadar değil, bakanlık olarak gereken önlemleri alıyoruz” dedi.
Kaynak: http://www.aksam.com.tr
A Haber’de yayınlanan Deşifre Programı, son aylarda büyükbaş hayvanlarda toplu ölümlere neden olan, üç gün hastalığı mercek altına aldı. Artan yem ve saman fiyatlarından dolayı zor günler geçiren hayvancılık sektörü bir darbe de üç gün hastalığından yedi. Hastalık nedeniyle yurt genelinde 20 bin büyük baş hayvanın telef olduğu belirtiliyor. Peki bu hastalıklı hayvanların etleri ne yapıldı? İşte yanıtı..
Aslan, Avrupa’da üç gün hastalığından ölen hayvanların etinden, kedi köpek maması yapıldığını belirtirken, “Türkiye’de bu etlerin vatandaşa yedirilmesi vicdansızlıktır” şeklinde konuştu.
Hatay Veteriner Odası Başkanı Yahya Hamurcu, Suriye’den gelen hayvanların hastalığın bulaşmasında önemli risk teşkil ettiğine dikkat çekerek, “Hastalık Ağustos ayından beri Hatay’da seyrediyor. Bu sefer ki yayılma ve ölüm oranı çok daha fazla oldu. Sadece Hatay’da 2 bin civarı hayvan kaybı oldu. Bu hayvanların bazıları mezbahanelerde zorunlu kesildi, bir kısmı telef oldu, bir kısmı imha edildi. Antibiyotikli etlerin tüketime sunulması doğru değil. Bunun kontrolü için sıkı denetim gerekiyor. Zor durumda olan yetiştiricilerin hayvanları parasal anlamda değerlendirmek için kasaplara verdiklerini duyuyoruz” şeklinde konuştu.
Adana Veteriner Hekimler Odası Başkanı Gaffar Aktoz: “Yapmış olduğumuz araştırmalar neticesinde şu ana kadar üç gün hastalığı nedeniyle Adana”da 3 bin hayvan telef oldu. Ne yazık ki bu hayvanların etleri kilosu bir iki liradan kasaplara satılıyor, vatandaşa yediriliyor.” dedi.
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Eraksoy, antibiyotik etlerin insan sağlığına etkisiyle ilgili şu bilgileri verdi:
“Antibiyotikler hayvanın vücudunda dokularda birikebiliyor. Varlığını bir süre devam ettiriyor. Pişirilme koşullarında bile bazen etkinliklerini koruyor. Tüketen kişi bu antibiyotiği de gereksiz yere almış oluyor."
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gıda Kontrol Genel Müdür Yardımcı Habib Can, hastalığın Hatay, Osmaniye, Adana ve Mersin olmak üzere 4 ilde ağırlıklı görüldüğünü, resmi rakamlara göre şu ana kadar 3 bin hayvanın öldüğünü açıkladı. Türkiye’de 1985 yılında ilk kez görülen hastalığın bu sene virüsün artmasıyla ağır seyrettiğini anlatan Can, “Paniğe gerek yok olayın boyutları abartıldığı kadar değil, bakanlık olarak gereken önlemleri alıyoruz” dedi.
Kaynak: http://www.aksam.com.tr
21 Ekim 2012 Pazar
Kurban etini hemen tüketmeyin!
Kurban Bayramı'nda aşırı et tüketiminin sağlık açısından olumsuz sonuçlarının olabileceği belirtildi. Özellikle 40 yaşın üstündekiler ve kronik hastalığı bulunanların dikkatli olması uyarısı yapıldı.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevhan Uygun, aşırı yağlı yiyecekler, tatlılar ve bol et tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Sakatat tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Uygun, kurbanlığın sakatat kısımlarının tüketilmemesi gerektiğini vurguladı. Uygun, özellikle 40 yaş ve üstündeki kişilerin, kolesterolü yüksek olanların, kalp damar hastalığı olanların ve bu hastalıklara karşı riski yüksek olan kişilerin sakatat tüketiminden kaçınmaları gerektiğini söyledi.
Kurban eti nasıl saklanmalı ve pişirilmeli?
Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesinin sindirimi zorlaştırdığını belirten Uygun, kesilen hayvan etinin ölüm katılığı nedeniyle 1 gün boyunca pişmesinin daha zor olduğunu vurguladı. Uygun, buzluktan çıkarılan etlerin, buzlarının çözülmesi için açık havada, oda sıcaklığında ya da kalorifer üstünde bekletilmelerinin yanlış olduğunu, doğru olanın akan suyun altında veya buzdolabında çözünmesinin olacağını kaydetti. Açık havada, oda sıcaklığında veya kalorifer üzerinde çözünen etlerin bakteri ürettiğinin ve bu durumun besin zehirlenmesine yol açabileceğinin altını çizen Uygun, çözünmüş etlerin ise asla tekrar buzdolabına konulmaması için uyarıda bulundu.
Uygun, bayramı kilo almadan geçirmenin püf noktalarını sıraladı: "Yemeklerde etin yağsız kısımları ve pişirme yöntemi olarak da fırında pişirme, ızgara veya haşlama tercih edilmelidir. Pişirme sırasında katı yağlar kullanılmamalı yemek kendi yağı ve suyuyla pişirilmelidir. Bir öğünde 2-4 köfte büyüklüğü kadar et tüketimi yapılmalı, az ve sık beslenilerek ana öğünlerde aşırı besin tüketilmemelidir. Bir öğünde fazla yemek yediğinizi düşünüyorsanız diğer öğünde olması gerekenden daha az yiyerek denge kurulmalıdır. İkram edilen hamur ve şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Çikolata ve şeker tüketimi minimuma indirilmeli, yerine meyve tercih edilmelidir. Vitamin ve minerali yüksek ayrıca posa bakımından zengin olan ceviz, fındık gibi kuru yemişler tercih edilebilir. Çay kahve gibi içecekler sınırlandırılarak şekersiz tüketilmeli ve asitli içeceklerden kaçınılmalıdır. İçecek olarak su, ayran ve bitki çayları tercih edilebilir. Günde 2-2.5 litre su içilmelidir. Özellikle sabahları ve öğünlerden önce oda sıcaklığında su içilebilir. Her gün en az yarım saat yürüyüş yapılmalıdır."
16 Ekim 2012 Salı
Kurban eti için pratik bilgiler
Atatürk Üniversitesi (AÜ) Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mükerrem Kaya, kesime hazırlanan hayvana kötü muamele edildiğinde etin kalitesinin düştüğünü ve daha çabuk bozulduğunu söyledi.Kaya, Kurban Bayramı’nda daha kaliteli eti elde etmenin ve onu muhafaza etmenin püf noktalarını anlattı.
Öncelikle kurbanlık hayvanın sağlıklı, menşeli olması nereden geldiğinin bilinmesi gerektiğini ifade eden Kaya, sağlıklı ve kaliteli et için kesinlikle sağlıklı hayvanların seçilmesi gerektiğini vurguladı.
Hayvanın sağlıklı olmasının, kesimi sırasında iyi muamele edilmesinin etin kalitesi ve muhafaza süresi açısından önemli olduğunu anlatan Kaya, "Kesim sırasında hayvana kötü muamele edilirse et kalitesi düşer ve daha çabuk bozulur. Hayvana yapılan kötü muamele etin kalitesini önemli ölçüde düşüreceği için hayvanı strese sokmamamız lazım. Strese soktuğumuz zaman o hayvanın vereceği etin kalitesi de düşüktür, o et daha kısa sürede bozulur ve rengi koyu olur" dedi.
Alınan hayvanın kesimden önce mutlaka dinlendirilmesi gerektiğini belirten Kaya, kurbanlığın kesimden önce aç bırakılması gerektiğini ve asla stere girecek ortamların oluşturulmamasını istedi.
Hayvanın işi bilen, sertifika almış kişiler tarafından kesilmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, "Bir diğer husus ise kanın çok iyi akıtılması gerekiyor. Kesilen hayvanın kanı iyi akıltılmazsa etin muhafaza süresi de kısa olur. Özellikle yorgun hayvanlarda bu durum oluyor, ette kalan kan tabi fazla kalması durumunda o etin muhafaza süresi de kısalıyor, o et kısa sürede bozuluyor. Onun için kanı da çok iyi akıtılmalıdır" diye konuştu.
"DERİNİN DIŞ KISMI ASLA ETE BULAŞTIRILMAMALI"
Kesim işlemi sırasında derinin dış kısmının asla ete dokundurulmaması gerektiğini söyleyen Kaya, derinin dış kısmı iç kısmıyla temas ederse, derinin düzeyindeki mikroorganizmaların ete bulaşacağını ve bunun sonucunda da etin kısa sürede bozulmasına neden olacağını dile getirdi.
Hayvanı kestikten sonra etin bir süre dinlendirilmesi gerektiğini de ifade eden Kaya, şunları kaydetti:
“Elde ettiğiniz eti dinlendireceksiniz. Hemen buzdolabına konulmayacak, bu noktada eğer siz eti dinlendirmeden buzdolabına alırsanız ette sertleşme, çekme olur, etin boyunda kısalma olur. Onun için eti önce dinlendireceksiniz. Eti böldüğünüz parçalara göre küçükse 5-6 saat, etin büyüklüğüne göre 7-8 saat serin bir ortamda dinlendireceksiniz. Bu bilimsel bir kuraldır, et muhakkak dinlendirilmelidir."
Eti dinlendirdikten sonra kullanıma göre parçalara bölünüp, buzdolabında muhafaza edilmesini öneren Prof. Dr. Kaya,buzdolabı poşetine veya folyalara sarılan etin dolapta üst üste konulmaması gerektiğini, aksi halde çabuk bozulacağını söyledi.
Kıyma yapmak için hazırlanan etin buzdolabında en fazla bir gün bekletilmesi gerektiğini anlatan Kaya, "Yani çiğ halde bir eti kıyma yaptığınız zaman buzdolabındaki muhafaza süresi 1 gündür. Eti blok halinde dondurmak da doğru değildir. Dondurup çözündürmek de tehlikelidir" şeklinde konuştu.
Pişirilmiş etin de dolapta saklanmasını tavsiye eden Kaya, şöyle konuştu:
"Et kolay bozulabilen bir gıda ve mikroorganizmalar, mikroplar için de çok iyi bir ortamdır. Mikroorganizmalar eti çok seviyor. Ette çok iyi gelişiyorlar. Bunun için onların gelişemeyeceği şartları sağlamamız gerekiyor. Birincisi soğukta muhafaza çok kısa süreli bir şeydir. Bir kaç gün ya da derin dondurucuda 3-5 ay saklayabilirsiniz ama kesinlikle havayla temas etmeyecek şekilde sarmalısınız. Bazen et kavrulur, pişirilir. Pişirilmiş et de mutlaka dolapta saklanmalıdır."
ETİN GIDA ZEHİRLENMELERİNDEKİ ROLÜ
Bozuk etin bakınca kendini belli ettiğini söyleyen Kaya, "Bozuk eti kokusunda, renginden ayırt edebiliriz. Ancak hafif bozuk etleri bazen ayırt etmek zor olabiliyor. Ama bunu baştan görmeniz gerekiyor. Bakteriler gelişmeye başlar ve çok değişik renklerde et elde edersiniz. Dünyada görülen gıda kaynaklı zehirlenmeler içerisinde etin payı çok yüksek, bunun için eti çok iyi muhafaza edip, çok iyi de pişirmemiz gerekiyor" dedi.
Pişirme yöntemlerinden de bahseden Prof. Dr. Kaya, sert etlerden haşlama, yumuşak etlerden ızgara yapılmasını tavsiye etti.
Mangalda pişirilen etin kömürünün iyice köz haline geldikten sonra etin pişirilmesi gerektiğini, bunun sağlık açısından önem arz ettiğini dile getiren Kaya, et yerken yanında mutlaka salatanın da olması gerektiğini aksi halde beslenmede önemli sıkıntılar doğurabileceğini ifade etti.
"KOLESTEROL KONUSUNDA ETE HAKSIZLIK YAPILIYOR"
Vatandaş özellikle kırmızı ette kolesterol çok fazla diye eleştirilerde bulunduğunu dile getiren Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Öyle söylendiği gibi ette çok kolesterol yok. 100 gram ette 65-70 miligram kolesterol var. Kolesterolün içeriği yumurtadan, tereyağından sakatattan az orandadır. Kolesterol tavukta da yumurtada da hayvansal ürünlerin tümünde var. Etin bu yönü biraz şansız, bütün hayvansal gıdalarda var ama sürekli kırmızı ete yüklenilir. Tabii eğer siz sınırları aşarsanız her gıda için bu geçerlidir. Hepsinden az az bir öğün hazırlamanız gerekiyor. Biz yağlı et tüketmelerini önermiyoruz ama bir bonfileyi tükettiğiniz zaman çok da yağlı değildir. Ete haksızlık yapıyoruz.”
7 Ekim 2012 Pazar
Sucuk, salam, sosiste 'kırmızı ve beyaz et' karışımına son
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın et ile et ürünlerindeki sahtekarlığı önlemek amacıyla hazırladığı düzenlemenin ana çerçevesi belli oldu.Bakanlık tarafından sucuk, salam, sosis gibi et ürünlerindeki taklit ve tağşiş olaylarının önüne geçmek için hazırlanan 'Türk Gıda Kodeksi Et ve Et ürünleri Tebliğ Taslağı' görüşe açıldı.
Buna göre, kanatlı eti ve kırmızı et karıştırılarak ürün elde edilmeyecek. Yeni düzenlemeye göre, ancak kırmızı etler ve kanatlı etleri kendi içinde karıştırılarak ürünler üretilebilecek. Tavuk-hindi eti ya da dana-koyun eti karışımından sosis, salam gibi ürünler üretebilecek. Halen yürürlükte olan Türk Gıda Kodeksi Et Ürünleri Tebliği'nde, kırmızı et ve kanatlı etinin karıştırılarak et ürünleri üretimine izin veriliyor.
Mevcut uygulamada salam, sosis gibi emülsifiye et ürünlerinde mekanik olarak ayrılmış etlerin (kemiğe yapışmış etin mekanik olarak ayrılması) kullanımına izin verilirken, yeni tebliğ taslağı ile mekanik olarak ayrılmış etlerin tebliğ kapsamında yer alan bütün ürünlerde kullanımına izin verilmeyecek.
Mevcut uygulamada 'Isıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün' olarak adlandırılan ürün; yeni tebliğde 'Isıl işlem görmüş sucuk' olarak adlandırılacak.
-Sucuğa, pastırmaya dönere köfteye soya, nişasta ilave edilmeyecek-
Taslağa göre, fermente ve ısıl işlem görmüş sucuğa, pastırmaya, dönere, köfteye et kaynaklı olmayan proteinler, nişasta ve nişasta içeren maddeler ile soya ve soya ürünleri ilave edilemeyecek.
Tebliğ taslağı kapsamında fermente sucuk, ısıl işlem görmüş sucuk, köfte, döner, kavurma, pastırma gibi et ürünlerine ilişkin ürün tanımları ve ürünlere ait özellikler belirlenirken, bu ürünlere monosodyum glutamat gibi katkı maddeleri ile et aromaları katılamayacak.
Yeni düzenleme ile ürünlere ilişkin genel etiketleme kurallarına ek olarak özel kurallar da belirlendi. Buna göre, ürün isimleri, aynı renk ve yazı karakterinde olacak ve yazıdaki harf büyüklüğü en az 3 mm olacak şekilde belirtilecek.
-İşletmelere 1 Ocak 2013'e kadar uyum süresi verilecek-
Bakanlık, ilgili kamu, kurum ve kuruluşları ile üniversitelere görüş bildirmeleri için 15 Ekim tarihine kadar süre verirken, tebliğ taslağına gelen görüşler değerlendirildikten ve taslağın Ulusal Gıda Kodeks Komisyonu'nda son hali verildikten sonra yayıma gönderilecek.
Taslağa göre halen faaliyet gösteren işletmelere 1 Ocak 2013 tarihine kadar uyum süresi verilecek.
Tebliğe aykırı davrananlar hakkında ise 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun ilgili maddelerine göre idari yaptırım uygulanacak.
-Yüzde 100 yazıp sahtekarlık yapanlar teşhir edilmişti-
Yeni dönemde gıdadaki taklit ve tağşiş olaylarını teşhir ederek, tüketiciyi bilgilendiren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 'yüzde 100 dana eti' yazdığı halde yaptığı analizler sonrasında bazı sucuk, salam ve sosislerde kanatlı hayvan eti tespit etmişti.
Kaynak: Star
2 Temmuz 2012 Pazartesi
ÇETKODER At Eşek Eti Uyası Yaptı
Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, piyasada at, eşek, kedi, köpek etleri cirit atıyor diyerek, yetkilileri etkin denetime çağırdı. Bu arada tabldot ve hazır yemek sektörüne dikkat çekti.
Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “insanımız neyi nasıl tükettiğini bilmiyor. Piyasada bir arz var ise, burada bir talep vardır. Dün bugün piyasada at ve eşek etlerinin kesilmiş halde yakalandığını ve sürekli de kesim yapıldığının haberlerini ekranlardan alıyoruz. Aslında bunun böyle olduğunu ve yıllardır aynı şekilde devam ettiğini bizler tüketici kuruluşları olarak çok iyi biliyoruz. Çünkü yeterli, sıkı denetim yok. Ve bu işle mücadele edecek olan yasal zemin yok. Çok acil bir yasal düzenleme gerek. At, eşek, kedi, köpek keserek bunları piyasaya sunanlar için ağır yaptırımlar getirilmeli. Ülkemizin her yerinde bu görüntüler var ve giderek artış kaydediyor. Hastalıklı, hiçbir işe yaramayan hayvanları kesip millete yediriyorlar. Çünkü etkin bir denetim ve yaptırım yok” dedi.
Hazır yemek sektörünü sıkı denetleyin
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “Bu tür tek tırnaklı hayvanların etlerinin genellikle hazır yemek dediğimiz tabldot yemek veren yerlerde sık sık yakalandığını da biliyoruz. Ciddi bir denetim ve kontrol olmuş olsa bunlar olmaz. Ama devletin kurum ve kuruluşlarında ve bu tür hazır yemek hizmetinin sunulduğu “hizmet alımı” şeklinde gerçekleşen ihaleler ile verilen işler neticesi bu olumsuzluklar yaşanıyor. Çünkü en ucuz fiyata verdim, verelim hesabı yapılıyor. Bu doğru değil. Yemeğin en ucuzu olmaz. En ucuz demek, en sağlıksız olan demektir. Çünkü idareler yemek hizmetini alırken bir yaklaşık maliyet çıkartıyorlar. Bunu çıkartırken çok teknik hesap yapıyorlar. Teknik şartnameleri var. O şartnamelerde yemeğin reçetesi var. İçine ne, ne kadar girecek belli. Bu yemeğin bir çiğ maliyeti, birde pişmiş maliyeti var. Yani yemek hazır hale gelinceye kadar içine ne giriyorsa, ayrıca işçilik, elektrik, su, tüp, temizlik, arınma, ekmek, ne varsa bunlar hesaplanıp buna göre bir maliyet çıkıyor. Bu maliyeti çıkartanlar o hizmeti alan idareler. Ancak ihalede bir bakıyorsunuz en fazla kırana veriyorlar. Kendilerinin namuslu yoldan yaptıkları hesaba göre 3 kap yemek (tabldot) 5,5 (BEŞBUÇUKLİRA) – 7 lira (YEDİ LİRA) arasında çıkacakken ve kendileri bu rakamı resmi tespit etmişken, ihalede 2 – 3- 3,5 liraya kadar bu yemeği veriyorlar. Böyle olunca da alan firmalar hileye, hırsızlığa başvuruyorlar. Bunun gerçeği bu. Çünkü eldeki teknik şartname belli… O şartname harfiyen uygulansın, etkin denetim olsun, muayene ve kontrol komisyonları o şartnameye uygun çalışsınlar o yemekçinin o kurumda yaşaması mümkün değil, iflas eder. Batar. Zaten birçok yemekçi bu yüzden batmıştır. Ama içerde adamı olan, korunan kollananlar işini hal yoluna koymuşlar devam etmektedirler. Devlet bu tür ihaleleri kontrol etsin, alınan yemekleri kontrol etsin, içine giren etleri kontrol etsin. İşi o kurumun yetkililerine değil, tarafsız kurullara versin. Tarım müdürlüğü gıda kontrol şubesi ile sağlık müdürlüğü halk sağlığı şubelerinden ekipler kurup bu hazır yemek sunulan başta Hastaneler, Yurtlar, Okulları çok sıkı denetlesinler. Bakın millete ne eti yediriyorlar göreceksiniz. Ama bu denetim kendileri tarafından iç denetim olarak yapıldığından, o firmalar içerdeki kontrol ve muayene teşkilatlarındakileri kafaya alıyor ve işlerini düzene koyuyorlar. Milletin sağlığını düşünen de olmuyor. Sıkı kontrol yapılsın bunlar bir, bir ortaya çıkar” dedi.
SEYYARDA TANTUNİ- KEBAP- CİGER KONTROLÜ ARTMALI
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “Piyasada ucuz kebap, tantuni, ciğer satanlarında çok sıkı denetimi lazım. Çünkü halka ne yedirdiklerini şüpheli… 1,5 – 2 liraya Kebap olmaz, Tantuni olmaz. Döner hiç olmaz. Ne et döner, ne Tavuk döner. Bunlar sıkı denetlenmeli. Halkımızın resmen sağlığı ile oynanıyor. Seyyar satıcılar başta olmak üzere halka hazır yemek sunan, lokanta, kafe gibi yerlerin etkin denetimi lazım. Kesim var, ihbar geldi yakaladınız. İhbarın gelmediği ve kesimin bol olduğu yerdeki piyasaya arz edilenleri nasıl tespit edeceksiniz? Etkin denetim ile denetimi arttırmak koşulu ile tahlil ile. Bunu yapan yok. Eleman yetersiz denmekte... Eleman artmalı, halkın sağlığı ile oynayanların canına ot tıkanmalı. Bunun içinde acilen yasal düzenleme şart. Kesene de, satana da, ağırlaştırılmış ve caydırıcı cezalar konmalı. ”dedi.
Kaynak: http://www.mersinim.net
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












