bal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2015 Pazar

5 kavanoz balı 100 liraya satan adam gözaltına alındı


Televizyon ekranlarında 5 kilo balı 100 TL'ye satmasıyla tanınan Ekrem İncel, Silivri'de arazi dolandırıcılığı iddiasıyla gözaltına alındı.

İddiaya göre Ekrem İncel, Damla Arsa Ofisi adına televizyon kanallarında Silivri Beyciler Mahallesi'nde tarım arazisi olmasına rağmen arazileri planlı, projeli ve imarlıymış gibi gösterip satış reklamı yaptığı gerekçesiyle Silivri İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından gözaltına alındı. Jandarma ekipleri, arazi almak isteyen müşterilerin Yenibosna'daki televizyon binası önünden otobüslerle Silivri Beyciler Mahallesi'ne getirileceğini tespit etti. Şüphelilerin 3 yolcu otobüsü ve yaklaşık 10 araç ile birlikte 150-200 müşteriye arazi tanıtımı yaptıklarını belirleyen ekipler, operasyon başlattı. Operasyonda Ekrem İncel ve Uğur G. gözaltına aldı. Bu sırada İncel, jandarma ekiplerine tepki gösterdi. Arazi tanıtımı yapılan vatandaşlar ise bölgeden uzaklaştırıldı. Diğer şüpheliler Bağdagül A., Umut I., Mutlu B., Memiş S., İbrahim E. ve Adem isimli şahısların yakalanması için çalışmaların sürdüğü öğrenildi.


Hilal Haber

29 Haziran 2015 Pazartesi

Bakanlık aldatıcı reklâmlara ceza yağdırdı


Reklam Kurulu, bu yılın ilk 5 ayında başta gıda ve sağlık ürünleri konusunda olmak üzere tüketiciyi yanıltıcı reklamlara toplam 4,4 milyon liralık ceza kesti.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Reklam Kuruluna, bu yılın ilk 5 ayında yapılan başvuru sayısı bin 139 olurken, 483 reklam hakkında soruşturma açılmasına karar verildi.

3 Mart 2015 Salı

Reklamı yapılan balların çoğu bal değil


Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, sınır kapıları ve ürün denetimlerine ilişkin "Yaptığımız testlerde gördük ki arıyla hiç tanışmamış ballar var." dedi. Ankara Genç İşadamları Derneği (ANGİAD) Başkanı Fatma Semiz ve yönetim kurulu heyeti, Canikli'yi geçen Cuma günü makamında ziyaret edip bir süre görüştü. ANGİAD'dan verilen bilgiye göre Canikli, heyetle konuşmasında kurumun çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Ürün denetimlerine yönelik faaliyetler kapsamında çok ilginç olaylar yaşadıklarını anlatan Canikli, "Örneğin TV'de, sosyal medyada reklamı yapılan balların çoğunun, yapılan testler sonucu bal olmadığını, bazılarının arıyla hiç tanışmadığını gördük. Türkiye'nin neresinden olursa olsun, bize bir ihbar yapıldığı zaman anında o ürünü pazarlayan firmaya müdahale ediyor, yayını hemen durdurup, ürünü inceleme alıyoruz. Aynı durum tanıtımı yapılan sağlık ürünleri için de geçerli. Zayıflama hapları, çeşitli hastalıklara iyi geldiği öne sürülen ürünlerin büyük bölümünün reklamlarını durdurduk. Çünkü hiçbirinin sağlık kurallarına uygun olmadığını gördük." dedi.

7 Ocak 2015 Çarşamba

Taklit ve tağşiş yapan işletmeler açıklandı


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen 39 parti ürün ile içeriğinde ilaç etken maddesi tespit edilen 6 parti ürünü kamuoyu ile paylaştı.

Taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen işletmeler ve ürünlerinin parti numaraları, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı internet sitesinde açıklandı.

Açıklamaya göre, Gıda Güvenliği Bilgi Sisteminin kurulması, riske dayalı denetim sistemine geçilmesi gibi çalışmalar neticesinde, 2014 yılı sonu itibariyle yaklaşık 600 bin denetim gerçekleştirildi.

Resmi kontroller sonucunda zaman zaman çok düşük miktarda da olsa 2014 sonu itibariyle yaklaşık 600 bin denetim sonucu 155 parti üründe taklit ve tağşiş yapıldığı, 40 parti üründe ise içerisinde bulunmaması gereken ilaç etken maddesinin yer aldığı tespit edildi.

Birinci grupta yer alan taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen ürünlerle ilgili olarak toplam 39 parti ürün açıklandı.  Taklit vetağşiş edilmiş ürünleri üreten firmalar hakkında 13 bin 304 lira idari para cezası uygulanarak, bu ürünlerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verildi.

İkinci grupta bulunan, kişilerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek şekilde laboratuvar analizleri neticesinde içeriğinde ilaç etken maddesi tespit edilen 6 parti ürün listede yer aldı. Bu ürünler, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılacak ve ürünlerin mülkiyeti kamuya geçirilecek.

Ayrıca söz konusu ürünleri üreten veya piyasaya arz edenler hakkında kamunun sağlığına karşı suçlar kapsamında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunuldu.

Taklit ve Tağşiş Yapan Firmaların Listesi:


30 Aralık 2014 Salı

Rasim Küçükusta'dan ev yapımı bitkisel öksürük şurubu


Göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Ahmet Rasim Küçükusta, öksürük şuruplarının dünyanın etkinliği kanıtlanmamış, üstelik pek çok yan etkileri de olan ilaçlarının başında geldiğini, öksürüğün bir hastalık değil onlarca hastalığın belirtilerinden biri olduğunu, öksürüğü kesici ilaç yazmak yerine öksürüğün sebebini bulmak ve onu ortadan kaldırmaya yönelik tedaviler uygulamanın daha doğru olduğunu savunuyor.

Öksürüğe sebep olan esas hastalığın tedavisinin yanı sıra hastalarına bol sıvı almalarını; soludukları havanın nemli olmasını; ıhlamur, ada çayı, nane limon çayları içmelerini ve üzerine biraz zencefil eklenmiş bir tatlı kaşığı bal yemelerini tavsiye ediyor. Küçükusta, balın özellikle küçük çocuklarda çok sık görülen solunum yolları enfeksiyonlarında çok faydalı olduğunu söylerken, bunu hem kendi gözlemlerine dayandırıyor, hem de bunu doğrulayan bilimsel araştırmalar olduğunu belirtiyor.

İçerisinde efedrin ve dekstrometorfan gibi vücut için zararlı olabilecek kimyasallar, yapay renklendirici ve aromalar olan öksürük şurupları yerine, tamamen doğal, bitkisel ve şifalı bir ev yapımı öksürük şurubu ile, hem küçükler hem büyükler için rahatlık sağlayabilirsiniz.

Doğal ve Bitkisel Öksürük Şurubu Tarifi 

Malzemeler:


  • 1 litre şişe suyu
  • 100 gram rendelenmiş zencefil kökü
  • 225 gram papatya çiçeği
  • 30 gram hatmi kökü tozu
  • 15 gram tarçın
  • 60 ml limon suyu
  • 240 ml bal


Hazırlanışı:

Orta boy bir tencereye suyu ve bitkileri koyun ve yüksek ateşte kaynatın.
Kaynama noktasına gelip fokurdamaya başlayınca kısık ateşe getirin.
Su miktarı yarıya inene kadar karışımı kısık ateşte tutun. (Bitkileri süzdükten sonra yaklaşık 1 bardak sıvıya ihtiyacınız olacak).
Karışımı süzgeçten süzerek bitkileri süzün ve ayırın.(Bitkileri kompost yapmak için kullanabilirsiniz!)
Sıvı karışım hala ılıkken (kaynamıyor olmalı), limon suyu ve balı ekleyip iyice karıştırın.
Sıvı karışımı hava geçirmeyen cam bir kavanoza koyarak buzdolabında 2 ay boyunca saklayabilirsiniz.

Kullanım:

Öksürük ortaya çıktığında, hazırladığınız bu karışımdan çocuklara günde 1 tatlı kaşığı, büyüklere ise 1 yemek kaşığı verebilirsiniz.

Faydaları:

Birçoğumuzun bildiği gibi bal öksürük yatıştırıcı doğal bileşenlere sahip. Zencefil ise yangıya iyi gelen ve balgam söktürücü özellikler taşıyor. Papatya kasları gevşetiyor, böylelikle boğazdaki gıcığı rahatlatıyor, ayrıca dinlendirici bir uyku için de bire bir. Hatmi kökü tüm bitkiler arasında en yüksek oranda göğüs yumuşatıcı, tahriş giderici ve mukoza koruyucu etkiye sahip. Tarçın ise, hem lezzet katmak hem de bağışıklık sistemini desteklemek için şuruba ekleniyor.

Uyarı: Bu şurup bal içerdiğinden 1 yaş altındaki çocuklar için uygun değildir.

14 Şubat 2014 Cuma

At, eşek domuz eti yediren 11 firma teşhir edildi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, gıdada taklit ve tağşiş yoluyla ürünlerinde at, eşek ve domuz eti yediren 11 firmayı teşhir etti. Firmalar arasında ürününe tavuk eti karıştıran ünlü marka da var!

Kontrollerde laboratuvar sonuçları olumsuz çıkan ve gıdada taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen 10 et ve süt ürünleri üreticisiyle bir lokanta, bakanlığın internet sitesinde ilan edildi.

Laboratuvar incelemelerinde bu firmaların bazılarının ürettiği sucuk benzeri ürünlerde ''at ve eşek eti'', kıymalı ve kuşbaşı pidelerde ''domuz eti'', yağlı peynir ve tereyağında ''bitkisel yağ'', dana sosisinde ''kanatlı eti'' tespit edildi.

Buna göre, gıdada taklit ve tağşiş yaptığı kesinleşen firmaların adları, ürün adı, markası, parti ve seri numaraları şöyle:

-Nazifoğlu marka, ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün (yüzde 100 dana), Aliçler Sucuk Erenler, Sakarya, tek tırnaklı eti (at eti, eşek eti) tespiti, parti/seri no: 27.01.2012

-Çiftarslanlı marka, ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün (yüzde 100 dana), Çiftarslanlı Et ve Et Ürünleri, Afyonkarahisar, tek tırnak  eti (at eti, eşek eti), kanatlı eti tespiti, parti/seri no: 29.08.2012

-Elmalı Çiftliği marka, geleneksel tereyağı, Elmalı Çiftliği Süt Ürünleri Gıda San. Tic. Ltd. Şti, Antalya, bitkisel yağ tespiti parti/seri no:1/19.07.2012 ve 01/22.07.2012

-Akdeniz marka, yarım yağlı homojenize yoğurt, Akdeniz Süt Ürn. ve Gıda San. Tic. Tur. Ltd. Şti, Antalya, bitkisel yağ ve jelatin tespiti, parti seri no:4/28.03.2012

-Onurköy marka, yoğurt, Onurtur Ak. İnş. Nak. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. Mardin, bitkisel yağ tespiti, parti/ seri no: 01.04.2012

-Ilgaz Yaylası marka, yağlı tulum peyniri, Mutlu Tolga Gıda İnş. Petrol Turizm Tarım Hay. Orman Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti, Afyonkarahisar, bitkisel yağ ve nişasta tespiti, parti/ seri no: 07/01/2012

-Bacanaklar Güldem Süt marka, yağlı eritme peyniri, Güldemce Gıda İnş. Oto. San. Tic. Ltd. Şti, Konya, bitkisel yağ tespiti, parti /seri no:28/05/2012

-Balderesi marka, süzme çiçek balı, Nurs Lokman Hekim Gıda Tarım Bitki Med. San. Tic. Ltd. Şti Yüreğir, Adana, diastaz sayısı, fruktoz/glikoz, fruktoz glikoz, C4 şeker oranı yüzde, balda protein ve ham delta C13 değerleri farkı, parti/seri no: 006

-Milenyum Pide marka, kıymalı pide, Milenyum Pide Pizza Kebap Salonu Bornova, İzmir, domuz eti tespiti, parti/seri no:20.04.2012, günlük üretim

-Milenyum Pide marka, kuşbaşılı pide, Milenyum Pide Pizza Kebap Salonu Bornova, İzmir, domuz eti tespiti, parti/seri no: 20.04.2012, günlük üretim.

-Pınar marka, uzun soyulmuş sosis (yüzde 100 dana), Pınar Entegre Et ve Un Sanayi A.Ş Kemalpaşa, İzmir, kanatlı eti tespiti, parti/seri no: 52228 M

-Salihli Özok marka, ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün (dana eti), Özok Gıda Salihli, Manisa, kanatlı eti tespiti, parti seri no:01 Nisan 2012

16 Aralık 2013 Pazartesi

En etkili doğal öksürük şurubu

Öksürükleri yumuşatmak için ballı süt ya da bal – karabiber karışımını tavsiye eden uzmanlar, en etkili öksürük şurubunun günde 2 – 2,5 litre su tüketimi olduğunu belirtiyor.

Uz. Dr. Füsun Soysal, farklı öksürük çeşitlerinin farklı hastalıklara işaret edebileceğini belirterek hastaları uyardı. Öksürüğün başta üst solunum yolu rahatsızlıkları olmak üzere pek çok hastalığın ortak belirtisi olduğunu kaydeden Soysal, “Etkin bir tedavi için öksürüğe eşlik eden belirtilerin doğru değerlendirilmesi çok önemlidir.” dedi.

Öksürüğün, vücudun bir savunması olduğunu ifade eden Soysal, “Öksürük bir hastalık değil, boğaz ve solunum yollarını temizlemeye yarayan bir savunma mekanizmasıdır. Öksürük, balgamlı-balgamsız ve kronik-akut olmak üzere iki farklı şekilde sınıflandırılabilir. Balgamsız öksürük, kurudur ve boğazda bir gıcık verir. Eğer öksürükle birlikte balgam adı verilen sıvı geliyorsa buna ‘prodüktif öksürük’ denir. Üç hafta ve daha uzun süren öksürükler kronik öksürük olarak kabul edilir. Akut öksürük enfeksiyonları ise sinüzit, farenjit, nezle, akciğerlere yabancı cisim kaçması gibi nedenlerle oluşur. Kronik öksürükler bazen seneler sürebilir.” bilgisini verdi.




‘ÖKSÜRÜĞÜN NEDENİ PSİKOLOJİK OLABİLİR’

Soysal, öksürüğün nedenleri hakkında da, “Nezle ve grip, farenjit, astım, geniz akıntısı, reflü, kalp yetmezliği, tüberküloz, akciğerde sıvı toplanması kuru öksürüğe neden olan hastalıklar arasındadır. Sinüzit, bronşit veya sigara içimi ise balgamlı öksürüğe neden olabilir. Ayrıca; kronik kulak problemleri, uzun süre kullanılan tansiyon ilaçları da öksürük nedenleri arasındadır. Zaman zaman öksürüğün nedeni psikolojik de olabilir.” ifadelerini kullandı.

‘SİGARA TÜKETİMİ, CİDDİ HASTALIKLARIN TEŞHİSİNİ GECİKTİREBİLİR’

Öksürük ve sigara konusuna değinen Soysal, “Sigara içen kişilerde zaman içinde sigara sayısının artmasına bağlı olarak bronşlar balgam üretmeye başlar. Bu durum sürekli devam ederse, öksürüğün artmasına ve kronik hale gelmesine neden olabilir. Bu hastalar öksürüklerinin yalnızca sigaraya bağlı oluştuğunu düşünerek, ciddiye almazlar. Ancak, balgamlarında kan gördüklerinde öksürüğün başka bir neden bağlı olduğundan şüphelenerek doktora başvururlar. Bu durum da öksürüğün altında yatan ciddi bir hastalığın teşhisini geciktirebilir.” diye konuştu.

‘ŞİDDETLİ ÖKSÜRÜK, BAYILMA NEDENİ OLABİLİR’

Füsun Soysal, “Şiddetli öksürük krizleri, özellikle de kuru öksürükler kişilerde krizlere neden olmaktadır. Bu ataklar; baş ağrısı, baş dönmesi hatta bayılma ile sonuçlanabilir. Çok şiddetli öksürükler kasları yorar, bu da idrar kaçırılmasına neden olabilir. Göğüs kafesinde ağrılara ve fıtık oluşturan hastalıklara kadar birçok soruna yol açabilmektedir.” şeklinde konuştu.


“Kronik öksürüklerde tedavi şeklini öksürüğe neden olan hastalık belirler.” diyen Soysal, “Örneğin kalp yetmezliğinden kaynaklanan bir öksürük söz konusu ise öksürüğün geçirilmesi kalp yetmezliğinin tedavisi ile mümkün olmaktadır. Aynı şekilde alerji kaynaklı bir öksürük, alerjinin tedavi edilmesi ile durdurulabilir.” ifadelerini kullandı.

‘SÜT-BAL-KARABİBER, ÖKSÜRÜĞE BİREBİR’

Öksürüğe iyi gelen yiyecek ve içecekler hakkında da bilgi veren Soysal, “Öksürükleri yumuşatmak için, sütün içerisine bal karıştırmak veya balın içerisine karabiber atmak yararlı olabilir. Bunun yanında, en etkili öksürük şurubunun günde 2-2,5 litre su tüketimi olduğu unutulmamalıdır.” dedi.

‘BİLİNÇSİZ KULLANILAN ÖKSÜRÜK ŞURUBU, ÖKSÜRÜĞÜN ŞİDDETİNİ ARTIRABİLİR’

Bilinçsiz kullanılan öksürük şuruplarının öksürüğün şiddetini artırabileceğini kaydeden Soysal, şu bilgileri verdi: “Doktora danışılmadan öksürük şurubu kullanılmamalıdır. Kuru bir öksürükte, öksürük söktürücü şurup kullanımı öksürüğün şiddetinin artmasına neden olabilir. Veya balgam çıkarması gereken bir öksürükte, öksürük kesici şuruplar balgam çıkmasına engel olabilir.”

Soysal, doktora başvurulması gereken durumlar hakkında da şu önerileri sıraladı: “Öksürük tedavilerinde; öksürüğe neden olan hastalık tanısının gecikmemesi ve tedavi süresinin daha kısa sürmesi için ilaç veya şurup kullanımının mutlaka doktor kontrolünde olması gerekmektedir. Öksürük, 3 haftadan uzun sürüyor ve antibiyotik tedavisine cevap vermiyorsa, öksürüğe yüksek ateş ve ciddi nefes darlığı eşlik ediyorsa, balgamda kan görüldüyse mutlaka bir doktora başvurulması gerekir.”

Kaynak: TRT Haber

21 Mart 2013 Perşembe

Arılar elektro sensörlerle yol buluyorlar



Bristol Üniversitesinde yapılan araştırmada, bal arılarının vücutlarındaki elektro alıcılar sayesinde ziyaret edilen bir çiçeğe yeniden uğramadıkları belirlendi.

Doğa Bilimleri Genel Sekreteri Müge Kanay, yaptığı açıklamada, yarım kilogram bal üretebilmek için bir bal arısının 2 milyondan fazla çiçekten bitki özü toplaması gerektiğini belirtti.

Arıların kanatlarını çırptıkları zaman pozitif elektrikle yüklendiklerini vurgulayan Kanay, bu sayede kanatlardaki elektrostatik kuvvetin mıknatıs gibi polenleri arının üzerine yapıştırdığını anlattı.



Kanay, bu elektro alışveriş nedeniyle de bitkinin üzerinde elektriksel temasa dair iz kaldığına işaret ederek, şunları kaydetti:

''Başka bir deyişle çiçeğin üzeri bir elektriksel alanla kaplanıyor. Bal arıları vücutlarındaki elektro alıcılar sayesinde bu izleri görüp algılayabiliyor. Böylelikle ziyaret edilen çiçeğe bir kez daha uğramayarak, enerjiden ve zamandan tasarruf ediyorlar. Daha önceden köpek balıkları gibi canlıların elektro sensörlere sahip olduğu biliniyordu. Arıların da bu elektriksel sinyalleri algılayabildiği ilk kez kanıtlandı.''

Kaynak: TRT Haber

6 Mart 2013 Çarşamba

At eti krizi kime yaradı?



At eti yemenin herhangi bir sakıncası olmadığının bilincinde olan Avrupalı tüketiciler at eti skandalını tüketicinin kandırılması ekseninde değerlendiriyorlar. İrfan Donat, makalesinde Avrupa'nın tamamında ses getiren at eti skandalını analiz etmiş. Donat, skandalda adı geçen firmalar ne kadar büyük olursa olsun, Türkiye'dekinin aksine tüketicinin, medyanın ve yönetenlerin yani bilinçli toplumun olayın peşini bırakmadıklarına ve bırakmayacaklarına dikkat çekiyor. Soruşturmaların açılması ve olayların örtbas edilmemesi çok güzel.

İrfan Donat'ın 5 Mart 2013 tarihli makalesi:



Bakmayın bizde skandallar bir iki gün ses getirir sonra unutulur gider. Ama Avrupa’da ardı ardına patlak veren "at eti" skandalı öyle kolay kolay unutulacağa benzemiyor. En azından sorumlular hesap verip, cezasını çekinceye kadar... Bilinçli toplumun yaptırım farkı da buraya ortaya çıkıyor zaten.

Dikkat ederseniz bu tür skandallarda adı geçen firmalar Türkiye’dekinin aksine ne kadar büyük ve dünya çapında olurlarsa olsunlar konunun üzerine her şekilde gidiliyor. Şirketin büyüklüğü ve gücü ile dokunulmazlığı arasında bir bağ kavramı yok. Söz konusu skandala karışan birçok firma için soruşturmalar çoktan açıldı ve zaman aşımına uğrayıp üstü kapatılmayacak.

İş öyle bir noktaya geldi ki skandalın yaşanmadığı ülkelerde dahi gıda ve sağlık bakanlıkları ile yetkili birimler olası risklere karşı denetimlerini artırma kararı aldı. Bundan en kârlı çıkan sektör ise kalite kontrol, gıda denetim ve analizi yapan laboratuvarlar oldu.

Avrupalı yetkililer aslında bu konunun ne kadar ciddi olduğunun farkında. Çünkü olayın sağlık kadar bir de ekonomik yönü var. Tüketici güvenini sarsan bir skandalın harcamaları ne yönde etkilediğini ortaya koyan veriler kendini hemen gösterdi.

At eti skandalının hemen ardından Fransa’da dondurulmuş et ürünleri satışı yüzde 30 düştü. İngiltere’de ise bu düşüş yüzde 26 seviyesinde.  O yüzdendir ki Avrupalı yetkililer konunun daha büyük kayıplara sebep olmaması için skandalın üzerine ciddiyetle ve ayrım yapmaksızın gidiyor. Sonuçlarını da tüketici ile zaman kaybetmeden detaylarıyla paylaşıyor. Avrupa’da sarsılan tüketici güveni de bu şekilde az hasarlarla kurtuluyor. Dileriz bir gün bizim gıda ürünlerimizde de gereken denetim, kontrol ve yaptırımlar tavizsiz uygulanır.

Her gün ekranlardan 6 kilogramı 100 TL’ye satılan bal (Hem de kargo dâhil), bitkisel zayıflama hapları, içinde nelerin olduğunu kestiremediğimiz salam, sucuk, sosisler ve sokakta 2.5 liraya satılan döner ekmeklerin akıllarda yarattığı soru işaretleri de umarız bir gün son bulur. 

İrfan Donat

Kaynak: http://ekonomiekibi.com/haber/detay/5033/at_eti_krizi_kime_yaradi_

7 Ağustos 2012 Salı

Balın öksürüğe faydası kanıtlandı


Yapılan bir araştırmada yatmadan önce çocuklara bir çay kaşığı bal vermek, hem öksürüğün yarattığı şikayetleri azaltıyor hem de daha rahat uyumalarına yardımcı olabiliyor.

Bir yaşından küçük bebeklere bal önerilmezken, boğaz enfeksiyonu ve öksürüğü olan 2 ile 5 yaş arasındaki bebeklerde yatmadan önce bir kaşık bal yedirilebileceği, bunun önemli ölçüde rahatlama sağladığı ortaya çıktı.



Pediatrics Journal dergisinde yayınlanan araştırmada yüksek antioksidan seviyesi olan balın öksürük şurupları için bir alternatif olabileceği belirtildi.

300 boğaz enfeksiyonu yaşayan çocuk üzerinde yapılan araştırmada, çocukların üçte ikisine bir kaşık okaliptus balı ve birkaç farklı çeşit bal yedirildi. Bazılarında ise sadece plasebo kullanıldı.

Ailelerden baldan önce ve sonrası karşılaştırılarak, çocuklarının uyku durumunu değerlendirmeleri istendi. Aileler hangi tür olursa olsun bal yediren çocuklarının uykusuna on üzerinden 9-10 puan verdi.

Kaynak: Habertürk

29 Mart 2012 Perşembe

Üç bal markasının satış ve reklamı durduruldu


Üç bal markasının piyasaya arzı ve televizyon reklamları durduruldu. Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı, "Balderesi, Bal Teknesi ve Osmanlı Bal Evi" markalı balların içeriğinde sağlığa zararlı maddelerin bulunduğunu tespit etti.

Bu markaların hem piyasaya ürün arzı hem de televizyon reklamları durduruldu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Balderesi, Bal Teknesi ve Osmanlı Bal Evi markalı ürünlerle ilgili denetim ve kontrollerini tamamladı. Tarım Bakanlığı, televizyon kanallarındaki reklamlar vasıtasıyla satışı yapılan bu üç markalı balda sağlık için tehlikeli madde riski barındırdığı konusunda şüpheli durumlar ve deliller tespit etti. Bunun üzerine bakanlık, kanundaki, "Gıda, Bakanlıkça belirlenen şartlara uygun olsa bile, gıdanın güvenilir olmadığına dair yeterli şüphe veya sebebin oluşması durumunda, Bakanlık söz konusu gıdanın piyasaya arzını kısıtlayabilir veya piyasaya arz edilen gıdayı toplatabilir." hükmünü uyguladı. Bu kapsamda bakanlık, söz konusu 3 markaya ait ürünlerin, 'şüpheyi oluşturan durumlar ortadan kalkana kadar' piyasaya arzını durdurdu. RTÜK'e de durumu yazılı olarak bildiren bakanlık, bu ürünlerin görsel ve işitsel medyada tanıtım ve satışının engellenmesini istedi. Bakanlığın yazısını değerlendiren RTÜK, Balderesi, Bal Teknesi ve Osmanlı Bal Evi markalı bal ürünlerinin reklamını durdurdu. RTÜK'ün kararına uymayan yayıncı kuruluşlara ceza verilecek.

31 Ocak 2012 Salı

Bal alırken dikkat!

Son dönemlerde bal reklamları hayli revaçta. 4 kilosu 60 TL polen hediyesiyle birlikte kargo dâhil 100 TL'ye satılan ballar ne kadar doğal?

Yoksa bazı uyanıklar ‘bal alacak çiçeği' iyi mi biliyor? Sahtesini anlamanın mümkün olmadığı ucuz balları işin uzmanlarına sorduk.

Günün herhangi bir vakti ev, iş veya cep telefonunuzun tanımadığınız bir numara tarafından aranması bal gibi mümkün! Telefonu açtığınız an otomatik bir ses tonu, bilmem ne ballarının 4 kilosunu 100 TL'ye sattıklarını belirterek sizden sipariş almaya çalışabilir. Hadi bundan yırttınız diyelim, kumandayı elinize alıp televizyon kanalları arasında dolaşmaya başladığınızda bu kez dakikalarca süren petek, süzme ve karakovan bal reklamlarına mutlaka yakalanırsınız…



Son dönemde hayli artan bal reklamları ağzımızın tadını bozabilir mi? 4 kilogram doğal balı, 60 TL değerindeki polen ve 20 TL kargo ücreti dâhil 100 TL'ye almak mümkün mü? Ünlü isimleri de reklamlarında kullanarak televizyon ekranından bal satan bu firmalara telefonla ve mail yoluyla defalarca ulaşmaya denememize rağmen bize geri dönen ve sorularımıza cevap veren olmadı. İnternetteki form sitelerinde alınan balların bir ay içinde şekerlendiği, eksik gramajda bal gönderildiğine dair tonlarca şikâyet var. Satılan ucuz balların glikozla yapıldığını söyleyenler de var, direkt üreticiden alındığı için bu kadar ucuza verildiğini belirten de. Ancak bir gerçek var ki, o da gerçek bal ile sahte balı normal bir insanın ayırt etmesinin mümkün olmadığı. Balın bozdolabında şekerlendiği, gerçek balın sürekli akışkanlığa sahip, normal balın kokusuz ve kıvamının daha katı olduğu gibi halk arasında kulaktan kulağa yayılan ve uygulanan ayırt etme bilgilerinin çok da yeterli ve sağlıklı olduğunu söyleyemeyeceğiz. Çünkü doğal olmayan bal üretenler bütün bu özelliklere sahip bal üretme noktasında da maharet sahibi. Genelde arı görmemiş bal olarak da isimlendirilen bu ürünler, tamamen yapay olarak, glikoz, fruktoz gibi şekerlerin, içlerine birtakım esans ve gıda boyaları katılarak bal kıvamına getirilmesiyle elde ediliyor. Sahte balın içine zaman zaman koku ve aroma için tüketiciyi aldatmaya yönelik doğal bal ilavesi de yapılabiliyor. Ancak laboratuvarlarda uzun süren araştırmalar sonucunda balın kalitesi anlaşıldığına göre aldığımız kilolarca bal ile ağzımıza ancak bir parmak bal çalınması ihtimal dâhilinde.

Ülkemizde bal daha çok şifa niyetine tüketilen bir ürün. Mideye, kalbe, damarlara, kana ve ciğerlere sayısız etkileri var. Uykusuzluğa çözüm olduğu kadar, şeker hastaları için de faydalı. Hâliyle hastaların ve çocukların fazlaca tükettiği balı alırken üzerinde Tarım Bakanlığı'nın izni ve organik sertifikası olan balları tercih etmek gerekiyor. Özellikle Doğu illerinin adı kullanılarak çarşı pazarda satılan ve Türk Gıda Kodeksi'ne uygun olmayan balların yurtdışından ülkemize sokularak piyasaya sürüldüğü yıllardan beri dillendiriliyor. İçeriklerinin ve üretilme ortamlarının belirsizliği sebebiyle tüketici sağlığını tehdit eden bu balları tercih etmek ağzınızın tadını kaçırabilir. Bunun yanında petekli bal üretimi için kolonilere balmumundan yapılan plakalar yerine daha ucuz petrol ürünü mum karıştırılması kansere davetiye çıkarıyor. Bal standardı ve kodeksi balda glikozu yasaklasa da fabrikalarda mısırdan üretilen ticari glikozun içine bir miktar polen, renklendirici ve esans katılarak satılan ya da arılara şeker şurubu/glikoz verilerek elde edilen ballar piyasada rahatlıkla müşteri buluyor. Aynı zamanda özellikle son dönemlerde yurtdışından ülkemize gönderilen naftalinli ballar piyasada rahatlıkla satılıyor. Arıcıların kovanlarındaki mum güvesi zararlısına karşı kullandığı petrol ürünü naftalinler, uçucu ve balmumu tarafından emilme özelliğinin bulunması sebebiyle kolayca bala geçebilen bir madde ve kanserojenlik sıralamasında dünyadaki en önemli 10 maddeden biri. İç piyasadaki ballarda naftalin kalıntı analizi maalesef yapılmıyor.

30 yıldır arıcılık yapan Mehmet Demircioğlu, piyasada satılan balların mübalağa olduğunu belirterek doğal bir balın 50 TL'den aşağıya satılamayacağına dikkat çekiyor: “15 TL'ye petekli bal satılıyor; ama bunlar şeker yedirmek suretiyle elde ediliyor.

 Gece küvetten arıya şeker şurubu veriyor, gündüz de çiçeğe gidiyor. Piyasada çam balı var, en ucuz bal odur. Kalitesi düşüktür. Pamuk çiçeği balı vardır. 4 kilosu 100 TL'ye satılan balların asla kaliteli bal olduğunu düşünmüyorum. Yurtdışından, kaçak yollardan da getiriyor olabilirler. Ben kestane ve ıhlamur balının kilosunu 50 TL'ye veriyorum. Toptan alınırsa 30 TL'ye verilir.” Terzioğlu, gerçek bal ile sahte balı normal bir insanın ayırt etmesinin mümkün olmadığını ve sıkı bir denetimin şart olduğunu kaydediyor.

Peki piyasadaki balların denetimi nasıl ve kim tarafından yapılıyor? Bu konuda yetkili merci Tarım Bakanlığı. Sürekli olarak bal üreten firmaları yakından denetleyen bakanlık, zaman zaman sahte bal üreten firmaların isimlerini de afişe ederek sahte balın önüne geçmeye çalışıyor. Son dönemde artan bal reklamlarına ilişkin sorumuza bakanlık yetkilileri şu cevabı veriyor: “Medya organları yoluyla satışta bulunan firmalar hakkında kurumumuza da değişik kanallarla ihbar ve şikâyetler intikal etmektedir. Bu ihbar ve şikâyetler doğrultusunda yapılan araştırmalar neticesinde, bu şekilde bal ve arı ürünü satışı yapan firmalar hakkında özellikle olası bir tağşişin (karıştırma) tespiti amacıyla mevcut olarak yürütülmekte olan ‘Bal Denetim Programı'na ek olarak kapsamlı bir kontrol ve denetim çalışması başlatılmıştır.” 174 Alo Gıda Hattı, Bimer (Başbakanlık Bilgi İşlem Merkezi) başvuruları ve şahıs dilekçeleri doğrultusunda her ürün ile ilgili resmî kontrollerin yapıldığına ve numuneler alındığına dikkat çekiliyor. 2011 yılı içerisinde kasım ayı itibarı ile 660 arı ürünleri üretim yerinin denetlendiğini ve 1130 arı ürünü numunesi alındığını kaydeden yetkililer, balın besleyici özelliklerinin yaygın olarak bilinmesinin, bal ve diğer arı ürünlerini dünya genelinde popüler hâle getirdiğini ve yüksek bir talep oluşturduğunu ifade ediyor: “Bu talep neticesinde bir yandan kaliteli balın fiyatı artarken diğer yandan sahte yollarla üretim de artmaktadır. Balda yapılan taklit ve tağşişin önüne geçebilmek için riske dayalı kapsamlı bir denetim ve kontrol planı başlatılmıştır.” En son olarak televizyonlardaki bal reklamlarına yönelik şikayetler artınca topu RTÜK'e atan Tarım Bakanlığı, yeni çıkacak gıda denetim yasası ile birlikte bu tarz yanıltmaların önüne daha süratle geçebileceklerini kaydediyorlar. Her bal üreticisinin bağlı bulunduğu Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüklerinde kayıt olması gerektiğine dikkat çeken Bakanlık, 2010 yılında ülkemizde organik 25 bin 607 kovan ve 208 bin 14 ton bal üretimi bulunduğunu belirtiyor.

Durum böyle iken son dönemde artan bal reklamları tüketici üzerinde nasıl bir psikoloji doğurdu, sorusuna cevap aramak için Altıparmak Gıda Pazarlama Direktörü Gürsal Gürarda'ya başvurduk. TV'de bal satan firmaların bir anda bu kadar artış göstermesinin tüketicilerde kafa karışıklığına sebep olduğunu belirten Gürarda, “Bu satış yönteminin meydana getirdiği etkinin temelinde ne yazık ki tüketicilerin gıda maddeleri konusunda yetersiz bilgi birikimine sahip olmaları yatıyor. Özellikle de bal kategorisinde tüketicilerin bilinç düzeyinin yükseltilmesi gerekiyor. Gerek bal gerekse tüketici hakları konusunda bilinç artıkça, bu durumun tersine döneceğine inanıyoruz. Burada tüketici tarafından sorgulanması gereken asıl mesele; sadece bal değil, herhangi bir gıda maddesinin TV aracılığıyla satışının doğru olup olmadığı konusudur. Söz konusu satış kanalları gıda güvenliği anlamında denetlenemediği için bu durum tüketiciler açısından risk taşıyor.” diyor. Fiyatın balın gerçek yahut hileli olduğunun bir göstergesi olamayacağına dikkat çeken pazarlama direktörü, bal doğal bir ürün olduğu için (tabii eğer satışa sunulan bal gerçekten doğal, sahte veya hileli değilse) aslında fiyatını da doğanın kendisinin belirlediğini kaydediyor. Üretimin çok olduğu dönemde bal fiyatlarının düşebileceğini belirten Gürarda, nerede satılırsa satılsın, detaylı laboratuvar analizi yapılmadan piyasada ucuza satılan balların gerçekliğinden söz etmenin mümkün olamayacağını söylüyor. Altıparmak Gıda bünyesindeki tüm balların Avrupa'nın en kapsamlı dört eş değer bal analiz laboratuvarı arasında yer alan Altıparmak Ar-Ge ve Kalite Kontrol Laboratuvarı'nda 65 parametrede ve milyarda 1 (mg / kg) hassasiyette analiz edilerek satışa çıkarıldığını ifade ediyor. Piyasada tüketilen bal artışından memnun olan Gürsal Gürarda yine de tüketiciyi uyarmadan edemiyor: “Ülkemizde sahte, hileli bal sorunu olduğu bir gerçek... Altıparmak Gıda olarak her fırsatta bal konusundaki bilincin artmasını destekleyici çalışmalar yapıyoruz.”

Evet, ‘bal olan yerde sinek de çok olur' demiş atalarımız. Gerçek bal yemek isteyen tüketicilere düşen şey Tarım Bakanlığı'ndan izin almış, sürekli denetime tabi tutulan balları tercih etmek. Yoksa şifa niyetine bal yiyeyim derken kanserojen ihtiva eden ürünleri tüketerek ‘er kişi niyetine' sedasını duyabilirsiniz.


 Remzi Özbay (Kaçkar Bal Yönetim Kurulu Başkanı): Bal, hileye çok müsait bir üründür
“Piyasada satılan ballar Nasreddin Hoca'nın kedi-ciğer fıkrasını hatırlatıyor. Ciğer burada ise kedi nerede, kedi bu ise ciğer nerede? Oturup hesaplıyorum. Kargo masrafı 20 TL tutar, 60-70 TL polen veriyorlar. Televizyonlara verilen reklam parasını da dâhil edin buna. Bal şifalı bir şey, bedava yedirsinler tabii. Ama gerçek bal mı bu belli değil. Birçok müşterimiz bizi arıyor, kafaları karışık; size fazla mı para ödüyoruz diyorlar. Birçoğu bu balı bizim sattığımızı sanıyor. Ben Türkiye'nin en kaliteli bal üreticilerinden birisiyim, o fiyata bunu satmam mümkün değil. Piyasada satılan balları şeker ve glikoz ile üretip satsalar bile bu fiyata satılamaz. İçine ne katıyorlar bilmiyorum. Burada büyük bir rant var. Kur'an-ı Kerim'de ayetle övülen bal ve arıların düzenine böyle müdahale etmek, ayetin bir harfini değiştirmekle aynı şey bana kalırsa. Biz balın hilelerinden anlamadığımız için kulaktan dolma şeyler duyuyorum. Hileye çok müsait bir üründür bal. Rengi ve kıvamı organik balın aynısı bal yapabilirler. İyi denetlenerek, organik sertifika alan balları tercih etmek lazım. Her sene özel bir firma haberli yahut habersiz beş kez bizi denetlemeye gelir. Bizim ballarımız konvansiyonel bal ile aynı rafta satılmıyor zaten. Gerçek balda son kullanma tarihi de olmaz. Türkiye'deki bal kodeksi gereği mecburen son kullanma tarihi koymak zorunda kalıyoruz. Organik bal ile konvansiyonel bal arasında sayısız farklar vardır. Konvansiyonel bal üreticileri, peteklerde petrolden üretilen lifler kullanır. Buna bakanlık müsaade veriyor. Arılarda farklı arı hastalıkları oluyor. Bununla ilgili çeşitli kimyasal ilaçlar kullanılıyor. Organik balda ise bu ilaçları asla kullanamazsın, doğal ilaçlar kullanma zorunluluğu var. Türkiye'de yüzde 5 organik bal üretiliyorsa geri kalan balın tamamı organik olmayan baldır. Bal ormanı projeleri son dönemde hız kazandı, bu sevindirici gelişme. Biz ürettiğimiz organik balın kilosunu toptan 150 TL'ye satıyoruz. Bayilerimiz bunu 250-300 TL arasında satıyor. Bizim balların tamamı kayıtlıdır, onun haricinde bal satamazsınız. Sadece arının ürettiği balı tüketmek lazım şifa arıyorsak. Bunun içinde organik bal etiketi olan balları tüketmek gerekiyor. Başka çözümü yok.

Kaynak: http://www.samanyoluhaber.com