Yeni düzenlemeyle kanatlı et ve kırmızı et karıştırılmayacak. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca etle et ürünlerindeki taklit ve tağşiş olaylarını önlemek amacıyla hazırlanan ''Türk Gıda Kodeksi Et ve Et ürünleri Tebliği''nde ilgili firmalara verilen 3 aylık uyum süresi dün itibariyle doldu.
Buna göre, bundan sonra kanatlı etle kırmızı et karıştırılarak ürün elde edilmeyecek ancak kırmızı etler ve kanatlı etler kendi içinde karıştırılabilecek. Tavuk-hindi eti ya da dana-koyun eti karışımından sosis, salam üretilebilecek.
Daha önceden salam, sosis gibi emülsifiye et ürünlerinde mekanik olarak ayrılmış etlerin (kemiğe yapışmış etin mekanik olarak ayrılması) kullanımına izin verilirken, yeni düzenlemeye göre mekanik olarak ayrılmış etlerin tebliğ kapsamında yer alan ürünlerde kullanımına izin verilmeyecek.
Bundan dolayı ''ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün'' olarak adlandırılan ürünlerin yerine yeni tebliğde ''ısıl işlem görmüş sucuk'' tanımı kullanılıyor.
Tebliğe göre, fermente ve ısıl işlem görmüş sucuğa, pastırmaya, dönere, köfteye et kaynaklı olmayan proteinler, nişasta ve nişasta içeren maddelerle soya ve soya ürünleri ilave edilemeyecek. Böylece piyasada sıkça karşılaşılan ''5 liraya sucuk'' satışının da önüne geçilmiş olacak.
salam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
salam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Mart 2013 Çarşamba
At eti krizi kime yaradı?
At eti yemenin herhangi bir sakıncası olmadığının bilincinde olan Avrupalı tüketiciler at eti skandalını tüketicinin kandırılması ekseninde değerlendiriyorlar. İrfan Donat, makalesinde Avrupa'nın tamamında ses getiren at eti skandalını analiz etmiş. Donat, skandalda adı geçen firmalar ne kadar büyük olursa olsun, Türkiye'dekinin aksine tüketicinin, medyanın ve yönetenlerin yani bilinçli toplumun olayın peşini bırakmadıklarına ve bırakmayacaklarına dikkat çekiyor. Soruşturmaların açılması ve olayların örtbas edilmemesi çok güzel.
İrfan Donat'ın 5 Mart 2013 tarihli makalesi:
Bakmayın bizde skandallar bir iki gün ses getirir sonra unutulur gider. Ama Avrupa’da ardı ardına patlak veren "at eti" skandalı öyle kolay kolay unutulacağa benzemiyor. En azından sorumlular hesap verip, cezasını çekinceye kadar... Bilinçli toplumun yaptırım farkı da buraya ortaya çıkıyor zaten.
Dikkat ederseniz bu tür skandallarda adı geçen firmalar Türkiye’dekinin aksine ne kadar büyük ve dünya çapında olurlarsa olsunlar konunun üzerine her şekilde gidiliyor. Şirketin büyüklüğü ve gücü ile dokunulmazlığı arasında bir bağ kavramı yok. Söz konusu skandala karışan birçok firma için soruşturmalar çoktan açıldı ve zaman aşımına uğrayıp üstü kapatılmayacak.
İş öyle bir noktaya geldi ki skandalın yaşanmadığı ülkelerde dahi gıda ve sağlık bakanlıkları ile yetkili birimler olası risklere karşı denetimlerini artırma kararı aldı. Bundan en kârlı çıkan sektör ise kalite kontrol, gıda denetim ve analizi yapan laboratuvarlar oldu.
Avrupalı yetkililer aslında bu konunun ne kadar ciddi olduğunun farkında. Çünkü olayın sağlık kadar bir de ekonomik yönü var. Tüketici güvenini sarsan bir skandalın harcamaları ne yönde etkilediğini ortaya koyan veriler kendini hemen gösterdi.
At eti skandalının hemen ardından Fransa’da dondurulmuş et ürünleri satışı yüzde 30 düştü. İngiltere’de ise bu düşüş yüzde 26 seviyesinde. O yüzdendir ki Avrupalı yetkililer konunun daha büyük kayıplara sebep olmaması için skandalın üzerine ciddiyetle ve ayrım yapmaksızın gidiyor. Sonuçlarını da tüketici ile zaman kaybetmeden detaylarıyla paylaşıyor. Avrupa’da sarsılan tüketici güveni de bu şekilde az hasarlarla kurtuluyor. Dileriz bir gün bizim gıda ürünlerimizde de gereken denetim, kontrol ve yaptırımlar tavizsiz uygulanır.
Her gün ekranlardan 6 kilogramı 100 TL’ye satılan bal (Hem de kargo dâhil), bitkisel zayıflama hapları, içinde nelerin olduğunu kestiremediğimiz salam, sucuk, sosisler ve sokakta 2.5 liraya satılan döner ekmeklerin akıllarda yarattığı soru işaretleri de umarız bir gün son bulur.
İrfan Donat
Kaynak: http://ekonomiekibi.com/haber/detay/5033/at_eti_krizi_kime_yaradi_
7 Ekim 2012 Pazar
Sucuk, salam, sosiste 'kırmızı ve beyaz et' karışımına son
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın et ile et ürünlerindeki sahtekarlığı önlemek amacıyla hazırladığı düzenlemenin ana çerçevesi belli oldu.Bakanlık tarafından sucuk, salam, sosis gibi et ürünlerindeki taklit ve tağşiş olaylarının önüne geçmek için hazırlanan 'Türk Gıda Kodeksi Et ve Et ürünleri Tebliğ Taslağı' görüşe açıldı.
Buna göre, kanatlı eti ve kırmızı et karıştırılarak ürün elde edilmeyecek. Yeni düzenlemeye göre, ancak kırmızı etler ve kanatlı etleri kendi içinde karıştırılarak ürünler üretilebilecek. Tavuk-hindi eti ya da dana-koyun eti karışımından sosis, salam gibi ürünler üretebilecek. Halen yürürlükte olan Türk Gıda Kodeksi Et Ürünleri Tebliği'nde, kırmızı et ve kanatlı etinin karıştırılarak et ürünleri üretimine izin veriliyor.
Mevcut uygulamada salam, sosis gibi emülsifiye et ürünlerinde mekanik olarak ayrılmış etlerin (kemiğe yapışmış etin mekanik olarak ayrılması) kullanımına izin verilirken, yeni tebliğ taslağı ile mekanik olarak ayrılmış etlerin tebliğ kapsamında yer alan bütün ürünlerde kullanımına izin verilmeyecek.
Mevcut uygulamada 'Isıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün' olarak adlandırılan ürün; yeni tebliğde 'Isıl işlem görmüş sucuk' olarak adlandırılacak.
-Sucuğa, pastırmaya dönere köfteye soya, nişasta ilave edilmeyecek-
Taslağa göre, fermente ve ısıl işlem görmüş sucuğa, pastırmaya, dönere, köfteye et kaynaklı olmayan proteinler, nişasta ve nişasta içeren maddeler ile soya ve soya ürünleri ilave edilemeyecek.
Tebliğ taslağı kapsamında fermente sucuk, ısıl işlem görmüş sucuk, köfte, döner, kavurma, pastırma gibi et ürünlerine ilişkin ürün tanımları ve ürünlere ait özellikler belirlenirken, bu ürünlere monosodyum glutamat gibi katkı maddeleri ile et aromaları katılamayacak.
Yeni düzenleme ile ürünlere ilişkin genel etiketleme kurallarına ek olarak özel kurallar da belirlendi. Buna göre, ürün isimleri, aynı renk ve yazı karakterinde olacak ve yazıdaki harf büyüklüğü en az 3 mm olacak şekilde belirtilecek.
-İşletmelere 1 Ocak 2013'e kadar uyum süresi verilecek-
Bakanlık, ilgili kamu, kurum ve kuruluşları ile üniversitelere görüş bildirmeleri için 15 Ekim tarihine kadar süre verirken, tebliğ taslağına gelen görüşler değerlendirildikten ve taslağın Ulusal Gıda Kodeks Komisyonu'nda son hali verildikten sonra yayıma gönderilecek.
Taslağa göre halen faaliyet gösteren işletmelere 1 Ocak 2013 tarihine kadar uyum süresi verilecek.
Tebliğe aykırı davrananlar hakkında ise 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun ilgili maddelerine göre idari yaptırım uygulanacak.
-Yüzde 100 yazıp sahtekarlık yapanlar teşhir edilmişti-
Yeni dönemde gıdadaki taklit ve tağşiş olaylarını teşhir ederek, tüketiciyi bilgilendiren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 'yüzde 100 dana eti' yazdığı halde yaptığı analizler sonrasında bazı sucuk, salam ve sosislerde kanatlı hayvan eti tespit etmişti.
Kaynak: Star
12 Haziran 2012 Salı
Sucuk, salam ve sosisteki tehlike
Hileli ve zehir saçan gıdalara her gün yenileri ekleniyor. Son olarak A Haber, sucuğa atom bombasında da kullanılan nitratın katıldığını ortaya çıkardı.
Hileciler boş durmuyor. Hileli ve zehir saçan gıdalara sürekli yenileri ekleniyor. Süt, peynir, et ve yağdan sonra, sucuğa da atom bombası yapımında kullanılan 'nitrat'ın katıldığı açıklandı. A Haber'de yayınlanan Deşifre programına konuk olan Gıda Hareketi Başkanı Kemal Özer, sucuk üretiminde koruyucu madde olarak kullanılan 'nitrat'ın atom bombası imalatında kullanıldığını kaydetti.
Haftalardır halkın bilinçli gıda tüketimine yönelik yayınlar yapan Mehmet Ali Önel yönetimindeki programın bir diğer konuğu Prof. Dr. Kenan Demirkol ise, nitrat deposu sucuk ve salamın yasaklanması gerektiğini söyledi. Demirkol ayrıca, inekleri endüstriyel yem ile beslemeye devam edersek, etinin de sütünün de zehir olacağına dikkat çekerek, meracılığın önemini vurguladı.
HİLECİLER AÇIKLANIYOR
Programın yayınlarının ardından, harekete geçen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türkiye'de bir ilke imza atarak, gıda üretiminde tağşiş ve taklit yaptıkları belirlenen firmaları bir bir ifşa etmeye başladı. Türkiye'nin gıda güvenliği sorununun masaya yatırıldığı programda; Kemal Özer, ETBİR Başkanı Ahmet Yücesan, Prof. Dr. Kenan Demirkol ve Cüneyt Asan arasında zaman zaman sert tartışmalar yaşandı.
ORGANİK VURGUNU
Hileciler, vatandaşın gıda korkusundan istifade ederek hem ceplerini dolduruyor, hem sağlığımızla oynuyor. Son dönemde gıda maddelerinde yapılan hilelerin sık sık kamuoyu gündemine taşınmasıyla birlikte, birçok kişi sağlıklı beslenebilmek adına organik tarım ürünlerine yöneldi. Ancak organik tarım pazarının henüz ülkemizde tam anlamıyla gelişmemiş olması ve yeterli denetim yapılmaması, organik etiketi yapıştırılan binlerce sahte ürünün piyasada dolaşmasına neden oldu. Organik ürünlerin fiyatlarının çok daha yüksek olması sahtekarların iştahını kabartırken, olan yine vatandaşa oluyor. Hem daha yüksek para ödeyerek ürün alıyoruz hem de daha zararlı yiyecekleri yiyoruz. Organik ürünün üzerinde mutlaka organik sertifikasının bulunmasına ve güvenilir bir marketten almaya özen göstermeniz gerekiyor. Organik Ürün Üreticileri ve Sanayicileri Derneği Başkanı Ayhan Sümerli, "Tüketici organik ürünleri en kolay Tarım Bakanlığı ve sertifikalandıran kuruluşun logosu ile ayırabilir" dedi. (Takvim)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


