yargıtay kararı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yargıtay kararı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2014 Cuma

Elektrik faturanızın yüzde 20'sini geri alabilirsiniz


Elektrik faturası içinde yer alan ve kayıp-kaçağın da içinde olduğu 5 kalemle ilgili olarak Yargıtay 'Aboneden tahsil edilemez' kararı verdi. Bu, 100 liralık bir faturanın 20 lirasının aslında alınamayacağı anlamına geliyor.

Yargıtay, elektrik faturalarında yer alan kayıpkaçak, perakende satış-hizmet, sayaç okuma, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin vatandaştan tahsil edilemeyeceğine karar verdi. Bu 5 kalemin elektrik faturalarındaki payı yüzde 20. Yargıtay'ın kararına konu olan tutar, her 100 liralık faturanın 20 lirasını oluşturuyor. Vatandaşlar zaman aşımı süresi olan 10 yıl geriye dönük olarak bu bedelleri dağıtım şirketlerinden tahsil edebilecek. Ancak abonelerin, geçmiş 10 yılda bu kalemlere ödedikleri paraları geri alabilmeleri için yargıya başvurması gerekiyor.

İLK KARAR BURSA'DAN

Bursa'da ikamet eden M.Y., 2012'de elektrik faturasındaki kayıp-kaçak, perakende satış-hizmet, sayaç okuma, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin iadesi için tüketici hakem heyetine başvurdu. Hakem heyeti, söz konusu kalemlerin haksız yere tahsil edildiğine karar verdi. Bunun üzerine dağıtım şirketi temyize gitti. Temyiz istemini görüşen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını onadı ve söz konusu kalemlerin tüketicilerden alınamayacağını bildirdi. Vatandaşlar tüketici hakem heyeti ve tüketici mahkemelerine giderek bu 5 kalem için ödedikleri paraları tahsil edebilecek.

TİCARİ ABONE DE PARASINI ALABİLECEK

Yargıtay kaynakları, 'Bu kararda, adı geçen kalemlerin vatandaşlardan tahsil edilmeyeceği hususunda mesken ya da ticari mekân ayrımı yapılmamaktadır. Dolayısıyla mesken veya ticari abonelerin tamamı geriye dönük olarak bu kalemlere ödedikleri ücretleri dağım şirketlerinden tahsil edebilir' dedi.

Elektrik faturasındaki tüketiciye iade edilmesine karar verilen 5 bedel:


1- Kayıp kaçak bedeli

2- Perakende satış hizmet bedeli

3- Sayaç okuma bedeli

4- İletim sistemleri bedeli

5- Dağıtım bedeli

17 Mayıs 2014 Cumartesi

Tüketici aldığı Peugeot marka otomobil boyalı çıkınca dava açtı


Eşim adına aldığımız sıfır aracın boyalı çıktığını öğrenmemiz üzerine Ankara Tüketici Hakem Heyetine başvurduk, bilirkişi incelemesi sonucunda, sıfır araç bedelini de geri kazandık ve ayrıca ilgili firmalar Genel Müdürlük ve bayisi hakkında İstanbul ve Ankara Ticaret Odalarına şikâyetimiz üzerine disiplin soruşturmaları açtırdık.

Mehmet Kayhan



Eskişehir Yolu 12.km. No: 354 Ümitköy adresindeki TEKOTO PEUGEOT ANKARA bayisinden 09/10/2007 tarihinde İsmail Akpınar adına sıfır olarak aldığı boyalı gizli ayıplı aracının satıcı TEKOTO PEUGEOT ANKARA bayisine geri iadesi ile ödediği araç fatura bedelinin tarafına iade edilmesi talebi kazanılmış ve Yargıtay’ca onanarak karar kesinleşmiştir.

Karar aşağıda ve eklerinde orijinali olarak halen yayımlanmaktadır:












19 Aralık 2013 Perşembe

Yargıtay'dan önemli Facebook kararı


Yargıtay 8. Ceza Dairesi, başkasına ait facebook hesabına giren sanık hakkında mahkemenin verdiği beraat kararını bozdu.

Konya’nın Seydişehir ilçesinde 2010 yılında polise başvuran bir kişi, facebook hesabına izinsiz girilerek şifresinin değiştirildiğini ve kendi adına yazışma yapıldığını belirtti.

Başlatılan soruşturma kapsamında sanık hakkında Seydişehir Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. 'Bilişim sisteminin işleyişini engelleme, bozma' iddiasıyla açılan davada mahkeme, sanık hakkında beraat kararı verdi.

Mağdur vatandaş ise avukatı aracılığıyla dosyayı temyize gönderdi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, mahkemenin verdiği beraat kararını bozdu.



MICROSOFT YAZI GÖNDERDİ

Bozma gerekçesinde ise sanığın çalıştığı aile şirketine ait telefona bağlı internet hesabından, müştekiye ait elektronik posta hesabına girildiğine ilişkin Microsoft şirketinden gelen yazı yanıtları ve kolluk araştırmalarının incelendiği belirtildi.

Sanığın eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ilgili maddesine uyduğunun belirtildiği kararda, “Sanığın, TCK’nın ‘bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen’ kişinin 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmasını öngören 244/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle beraat hükmü kurulması yasaya aykırıdır. Müşteki vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Kaynak: TRT Haber

16 Ekim 2013 Çarşamba

Alışveriş merkezindeki hırsızlıktan alışveriş merkezi sorumlu

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, gazeteci Gülperi Erçetingöz'ün çantasının çalındığı alışveriş merkezi aleyhine açtığı 75 bin lira tazminat davasını reddeden yerel mahkemenin kararını bozdu.

Yüksek Mahkeme'nin gerekçeli kararında, "Sıradan bir iş yeri olmayan davalı şirkete ait mağazanın, gelen müşterinin mal güvenliğini ve özellikle kendi muhafazasına terk edilmiş bir eşyasını asgari özen yükümlülüğüyle korumak ve kollamak zorundadır" denildi.

Gazeteci Gülperi Erçetingöz, 4 Nisan 2009'da, kızıyla Ümraniye'de bir alışveriş merkezine gitti. Erçetingöz, elektronik bölümünde alışveriş yaparken çantasını, alışveriş yaptığı sepetli arabanın içine koydu.

Kısa bir süre sonra çantasının çalındığını fark eden ve kızıyla birlikte mağazanın güvenlik personeline başvuran Erçetingöz, alışveriş yaparken kendisini takip eden bir şahıstan şüphelendiğini belirterek, bu kişinin yakalanması için kapıların kapatılmasını ve güvenlik kameralarına bakılmasını talep etti.

Bu talebi kabul edilmeyen Gülperi Erçetingöz, hırsızlık olayının yaşanmasından bir süre sonra avukatı Ömer Durak aracılığıyla İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi'nde, hırsızlıktan doğan zararının karşılanması için tazminat davası açtı.



18 bin lira değerinde pırlanta yüzük

Dava dilekçesinde, çalınan çantanın içinde "18 bin lira değerinde tek taş pırlantalı altın yüzük, 2 bin liralık iki cep telefonu, şahsi araca ait kontak anahtarı, ruhsat, 700 lira nakit para, 600 lira değerinde makyaj malzemesi ve iki güneş gözlüğü" bulunduğu belirtilerek, davalı şirket yöneticilerince, güvenlik kameralarından hırsızın eşgalinin belirlenmesi talebinin, "mağazanın içinde güvenlik kamerası olmadığı" gerekçesiyle reddedildiği aktarıldı.

Dilekçede, 25 bin lira maddi ve 50 bin lira manevi olmak üzere toplam 75 bin lira tazminatın, hizmet kusuru bulunan davalı şirketten alınarak davacı Erçetingöz'e verilmesi talep edildi.

5 bin liralık hediye çeki iddiası

Davalı şirket tarafından mahkemeye sunulan cevap dilekçesinde, mağazada her türlü güvenlik önleminin bulunduğu belirtildi.

Davada tanık olarak dinlenilen davacı Gülperi Erçetingöz'ün kızı, "annesinin 18 bin liralık yüzükle alışveriş yapmak istemediği için çantasına koyduğu, avizelerin reyonunda çantayı arabaya bıraktığı, arabayı kendisinin tuttuğu, avizeleri seçerken 15 saniye içinde arkasını döndüğü sırada çantanın alındığını fark ettiği ve güvenlik görevlisine bildirip şüpheliyi kişiyi söylediği"ni ifade etti. Erçetingöz'ün kızı, mağaza yetkililerinin olayın kapanması için kendilerine 5 bin liralık hediye çeki teklif ettiğini ve çantanın fiyatıyla bile eşdeğer olmayan bu teklifi reddediklerini anlattı.

"Davacı ve eşi gazeteci olduğu için.."

Davayı karara bağlayan İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi Hakimi Sevtap Kaya, davanın reddine ve mahkeme masraflarının davacı Erçetingöz'ün üzerinde bırakılmasına karar verdi.

Gerekçeli kararda, davacının eşyalarının güvenliğinden sorumlu olduğu vurgulanarak, davalı mağazanın, alışveriş için iş yerine gelen müşterinin mal güvenliğini, özellikle kendi muhafazasına terk edilmiş bir eşyasını, asgari özen yükümlülüğünde korumak ve kollamak yükümlülüğü bulunduğu kaydedildi.

Kararda, ancak kişinin kendi kusuru ile sebep olduğu zarara katlanmasının genel hukuk ilkelerinden olduğu hatırlatılarak şöyle devam edildi:

"Davacı kendi muhafazasında olan çantasını alışveriş yaptığı mağazaya ait alışveriş arabasının içine kontrolsüz olarak bırakarak çalınmasına imkan vermiştir. Beyanlara göre çantanın kendisi ve içindekiler çok değerlidir. Davacının kendisi ve eşinin gazeteci olduğu, davacı vekilinin beyanlarından anlaşılmaktadır. Türkiye'de ve özellikle İstanbul'da alışveriş merkezlerinde alışveriş arabalarına müşterilerin özel eşyalarının konulmaması için sıklıkla anonsların yapıldığı, müşterilerin uyarıldığı bilinmektedir. Davacı ve eşi gazeteci olduğu için sık sık yazılı ve görsel basında alışveriş arabalarından yapılan hırsızlıklara ilişkin haberlerin çıktığını, bunlardan haberdar olduklarını kabul etmek gerekir. Davacı kendi muhafazasında bulunan, içinde değerli eşyalarının bulunduğu, sırf kendisi bile değerli olan çantasını alışveriş arabasının içine bıraktığını beyan etmiştir. Üstelik davacının tanık olan kızının ifadelerinde, kendilerini takip eden şüpheli bir şahsın arkalarından mağaza içinde kendilerini takip ettiği, alışveriş arabasının üzerinden uzanarak reyondan malzeme almaya çalıştığının gördüklerini ancak önemsemediklerini söylemişlerdir. Bu dahi çantanın çalınmasında davacının olayda ağır kusurlu olduğunu göstermektedir."

 "Kolayca çalınma imkanı yarattı"

Davacı Erçetingöz'ün hırsızlık olabilecek bir ortamda çantasını daha güvenli bir şekilde koruması ve daha dikkatli olması gerektiği aktarılan kararda, "Davacı çantasını içindeki değerli eşyaları olduğu ve eşgalini net verdikleri şüpheli bir kişinin kendilerini takip ettiğini fark edip sık sık alışveriş arabasının üzerine uzandığını görmesine rağmen, kontrolsüz bir şekilde alışveriş arabasına bırakarak, kolayca çalınma imkanı yaratmıştır. Bu durumda şüphelendiği şahsı güvenlik görevlilerine çalınma hadisesi olmadan bildirmemiş olması, eşyalarını ve çantasını arabaya koyması durumunda ağır kusurlu olan davacının bu sorumluluğunu davalıya yükletmek hakkaniyete aykırıdır" ifadeleri kullanıldı.

Yargıtay'ın "mal güvenliği" kriteri

Davacı Gülperi Erçetingöz'ün avukatı Ömer Durak, yerel mahkemenin kararını temyiz etti.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını davacı lehine oybirliğiyle bozdu. Yüksek Mahkeme'nin gerekçeli kararında, sıradan bir iş yeri olmayan davalı şirkete ait mağazanın, gelen müşterinin mal güvenliğini ve özellikle kendi muhafazasına terk edilmiş bir eşyasını asgari özen yükümlülüğüyle korumak ve kollamak zorunda bulunduğu kaydedildi.

Kararda, davalı şirkete ait iş yerine gelen müşterinin yapılan reklam ve hizmete güvenerek geldiği, müşterilerin davalının hakimiyeti alanında olduğu ve müşterilerin zararlandırıcı eylemlerden korunması gerektiği kabulünün zorunlu olduğu vurgulandı.

İş yerlerinin öncelikle kişilerin kişisel eşyalarını korumada kendilerinden beklenen özeni gösterdiklerini kanıtlamalarının gerektiği ve sonrasında da tarafların olayda kusur ve sorumluluğunun incelenmesi gerektiği belirtilen kararda, "Maddi tazminat istemi yönünden tarafların müterafik kusur oranlarının tespiti yönünde inceleme yapılarak hasıl olunacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir" denildi.

"Özenli davranmak zorunda"

Yüksek Mahkeme'nin kararını değerlendiren Gülperi Erçetingöz'ün avukatı Ömer Durak, Yargıtay'ın kararının marka ve belirli tanınmışlığa ulaşmış mağazaların, müşteri güvenliği açısından çok daha özenli davranmak zorunda olduklarını gösterdiğini ifade etti.

Durak, "Bu kararın kesinleşmesinden sonra bütün büyük mağazalarda oluşabilecek hırsızlık olaylarında mağazaların sorumluluğu söz konusu olabilecek ve bu karar içtihat haline gelebilecektir" dedi.

Kaynak: Hürriyet

11 Ağustos 2013 Pazar

Kredi kartı üzerinden para satanlar tefecilikten yargılanacak



Kredi kartı üzerinden para satanlar, artık tefeci muamelesi görecek. Yargıtay, kredi kartıyla aynı gün içerisinde yapılan komisyon karşılığı nakit para ticaretinin tefecilik suçu olduğuna karar verdi.

Kredi kartı ile alışveriş yapılmış gibi göstererek vatandaşa nakit verip karşılığında komisyon alan kuyumcu ve beyaz eşya satıcıları artık tefeci muamelesi görecek. Yargıtay, aynı gün hiçbir satış yapmamasına rağmen POS cihazı üzerinden satış gerçekleştirilmiş gibi yapılan işlemde alınan komisyonla kredi kartının ait olduğu bankanın aldığı komisyonun karşılaştırılması gerektiğini, eğer fark varsa burada tefecilik suçunun oluştuğunu belirtti.



Olay, Bolu'da bir vatandaşın kuyumcu hakkında dava açmasıyla başladı. Kuyumculuk yapan sanığın POS cihazı tefeciliği yaptığı iddiasıyla yargılaması Bolu 2.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapıldı. Mahkeme, sanığın beraatine karar verdi. Karara yapılan itirazı görüşen Yargıtay 5.Ceza Dairesi, yerel mahkeme kararını oybirliğiyle bozdu. Dairenin bozma gerekçesinde kuyumcu olan sanığın işyerinde herhangi bir alışveriş yapılmadığı halde, yapılmış gibi gösterildiğini belirtti. Kararda, 'Alışveriş yapılmış gibi kendilerine para ihtiyacı nedeniyle başvuran kişilere ait kredi kartlarıyla POS cihazı aracılığıyla işlem yapıp, gerçek olmayan bu alışveriş tutarından belli bir komisyon kesintisi yapıldığı'na dikkat çekti.

Kazanç maksadı var

Yargıtay "Bu nedenle bankaya komisyon ödememeleri veya kredi kartı sahiplerinden aldıkları komisyon miktarından az ödemeleri halinde, eylemlerin kazanç elde etmek maksadıyla başkasına ödünç para verme niteliğinde olduğu kabul edilmelidir" dedi. Yargıtay, yerel mahkemeden sanıklara ait pos cihazlarının ait oldukları bankalara veya Bankalararası Kart Merkezi'ne başvurularak suç tarihinde yapılan işlemlerin talep edilmesini istedi. Yargıtay, "Pos cihazlarından yapılan alışverişler karşılığında komisyon ödeyip ödemedikleri ve ödemişlerse miktarları sorulup gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulsun" dedi.

Kaynak: Star

22 Nisan 2013 Pazartesi

Yargıtay'dan 'baz istasyonu' kararı

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılması halinde toplum sağlığının olumsuz etkilenebileceğini belirtti.

Ankara'da bir vatandaş, evinin yakınındaki baz istasyonunun "sağlığa zarar verdiği ve tesislerdeki jeneratörlerin çıkardığı yüksek ses nedeniyle gürültü kirliliği oluştuğu" gerekçesiyle istasyonunun kaldırılması için dava açtı.

Davaya bakan Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, istasyonun limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olduğu sonucuna varan bilirkişi raporuna dayanarak davayı reddetti.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını, "jeneratörlerin gürültü çıkardığı iddiasıyla ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı" gerekçesiyle bozdu.

Daire'nin oybirliğiyle aldığı kararda, baz istasyonlarının, konuşmanın az olduğu kırsal alanlarda 35 kilometrelik, konuşma trafiğinin yoğun olduğu şehir merkezlerinde ise 1-2 kilometrelik mesafe içinde hizmet verebilen, çıkış güçleri oldukça düşük cihazlardan oluştuğu belirtilerek, şu tespitler yapıldı:



"Ulaşılan son teknolojik gelişmelere göre, telefonla haberleşme veya iletişimin sağlıklı ve verimli gerçekleştirilebilmesi için baz istasyonlarının bal peteği benzeri hücresel bir yapıda ve her bir peteğin içinde de en az bir baz istasyonu bulunacak şekilde kurulması zorunludur.

Her bir istasyon kapasitesi itibarıyla belirli sayıda abonenin haberleşmesini sağlayabileceğinden, nüfusun yoğun olduğu yerlerde daha çok baz istasyonu kurulması gerekmektedir.

Şehir dışına çıkarılmaları halinde hücresel yapı bozulacağından, haberleşme ve iletişimin sağlanabilmesi için gerek baz istasyonlarından abonelere gerekse abonelerden bazı istasyonlarına karşılıklı gereğinden çok yüksek elektromagnetik dalgalar gönderilmek zorunda kalınacak, toplum sağlığı olumsuz yönde etkilenecektir."


20 Ocak 2013 Pazar

Dosya masrafı nasıl iade alınır?


2011 yılı Şubat ayında Antalya Manavgat Yapıkredi Bankası'ndan 75.000 TL lik kredi aldım ve halen ödemekteyim. O zaman benden dosya masrafı alınmıştı. Miktarını tam olarak hatırlamıyorum ama 2000 TL üstü ya da altında bir rakamdı. Bu kesinti yapılan paramı geri alma durumumun olasılığı var mıdır ya da nasıl bir yol izlemem gerekmektedir? Saygılarımı Sunarım.
                                                                               
Kürşat AĞCADAĞ



Söz konusu tutar 1191,52 TL'nin üzerinde olması durumunda Tüketici Mahkemesine başvurmalısınız. Tabi Tüketici Sorunları Hakem Heyetine de başvurabilirsiniz. Ancak 1191,52 TL üzerindeki tutarlar için hakem heyetinin vereceği kararların bağlayıcılığı yoktur ama kuvvetli delil niteliği taşır. Öncelikle bankanızdan yapılan bu kesintinin net miktarını öğrenin ve bir dilekçe ile tarafınıza geri ödenmesini talep edin. Dilekçenize dayanak olarak ta bizim paylaştığımız örnek yargı kararlarını ekleyin. Muhtemelen olumsuz yanıt vereceklerdir. Bu yanıtı da şikayet dilekçenize iliştirerek Tüketici Mahkemesine başvurunuz. Konu ile ilgili olarak Alo 175 Tüketici Hattını arayarak ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

İlgili Haberler:

Konut kredisi yeniden yapılandırma ücreti ile dosya masrafının iadesi
Kredi kullananlar DİKKAT!
Tüketici mahkemesinden, konut kredisinde dosya masrafı alınamaz kararı
Kredi kullananlar, dosya masrafınızı iade alabilirsiniz
Konut kredisi dosya masrafınızı iade alın!
Tüketici Kredileri ve Dosya Masrafının İadesi
Tüketici Hakem Heyeti bankayı haksız buldu
Bankaya açtığı davayı kazandı

3 Eylül 2012 Pazartesi

Kredi kullananlar DİKKAT!

Yargıtay ve onlarca yerel mahkeme, bankaların kredi kullandırırken aldığı dosya ve diğer masrafların 10 yıl geriye dönük olarak ödenmesine hükmetti. Bunun için son 10 yılda kredi kullanan yaklaşık 12 milyon kişinin bir dilekçe ile bankaya başvurması yeterli...

Hükümet Tüketici Kanun Taslağı’yla bankaların aldığı masrafların kaldırılması için düğmeye basmıştı. Taslak kredi kartı aidatı, hesap işletim ve dosya ücreti gibi 31 farklı kategoride alınan ücretlerin kaldırılmasını öngörüyor. Yargıtay da zaten kredi kullanılırken vatandaştan alınan dosya masrafının haksız olduğuna karar vermiş, 10 yıl geriye dönük ödenmesine hükmetmişti.

12 milyonu ilgilendiriyor
Yargıtay kararına karşın dosya masrafı adı altında aldığı paraları geri ödemeyen bankalara yerel mahkemelerden de tokat gibi bir karar daha çıktı. Yerel mahkemeler verdikleri kararlarda her türlü kredi kullanıcısının geriye dönük olarak 10 yıllık kredi masraflarını alabileceğine hükmetmeye başladı. 10 yılda kredi kullanan 12 milyon vatandaş haktan yararlanacak.



Bankalar hâlâ kulak tıkıyor
Ancak bankalar hâlâ kararlara kulak tıkıyor. İşlem ücretlerine her gün yenisi ekleniyor. Kastamonu’dan Yozgat’a, Isparta’dan Adana’ya kadar son bir yılda birçok tüketici mahkemesinden masrafların iadesine yönelik onlarca karar çıktı. Bazı bankalar yapılan itirazlarla aldıkları kredi masraflarını iade etmeye başladı. Bazı bankalar ise ‘dava açın’ diyerek, müşteriyi kapıdan çeviriyor.

Ayrıca masraf isteyen var
Bazı bankalar tüketici hakem heyetini adres gösterirken, bazıları ödeme için geriye dönük ücret ve komisyon dökümlerini, döküm için ise 30-40 lira istiyor. Çünkü bankalar dökümanları saklamak zorunda. Bankalar, kredi sözleşmesinde masraf alınacağına dair hüküm yoksa ve istediği masrafın nedenini ispatlayamıyorsa vatandaştan aldığı ücretleri geri ödemekle yükümlü.


Bankaya Verilecek Örnek Dilekçe:



............................... Bankası ........................... İli ................................. Şube Müdürlüğüne,

Konu: Kredi masrafları iadesi.

Bankanızın .............. numaralı kredi müşterisiyim. Her kredi işleminde bankanıza, anılan krediye ait kredi masrafını ödemekteyim. Ancak, çeşitli mahkemeler ve Yargıtay kararlarıyla “Kredi masraflarının haksız şart niteliğinde ve tüketicilerden tahsilinin haksız olduğu sabitlenmiştir.”

Bu çerçevede;

  1. Şimdiye kadar bankanıza yaptığım tüm kredi masrafları ödentilerinin on yıl geriye dönük dökümünün bir listesinin verilmesini,
  2. On yıl geriye dönük olarak kesilen masraf ücretlerinin toplamının yasal faizi ile tarafıma iadesini,

Aksi taktirde alacağımın faiziyle birlikte tahsili için her türlü mahkeme masrafları ve avukatlık ücretlerini bankanızdan tahsil etmek üzere yasal yollara başvuracağımı bildiririm.

Saygılarımla,

                                                                                                                  ..../...../2012

                                                                                                                      İmza
                                                                                                                   Ad Soyad
Adres:........................                                                                                    


28 Ağustos 2012 Salı

Şifresini kaptıran sonucuna katlanır


Yargıtay kart şifresini kaptıranlara 'Gizliliğini koruyamıyorsan kusur sendedir' dedi.

Samsun'da bir vatandaş, bir internet sitesine kart bilgilerini girdi. Şifreler korsanlarca ele geçirildi. Olay üzerine dava açan vatandaş, zarardan bankayı sorumlu tuttu. Yargıtay ise 'Gizliliğini korumak senin görevin' kararı verdi.


Akşam Gazetesi'nden Aslı Işık'ın haberine göre; yargıtay, kredi kartı şifresi ve bilgilerinin kötü niyetli üçüncü şahıslar tarafından öğrenilmesinden doğan zararlarda, sorumluluk kriterlerini belirledi. Kart bilgilerinin gizliliğini kendi kusurundan kaynaklanan sebeplerle koruyamayan tüketici, ortaya çıkan zarardan asli sorumlu olacak. Ancak Yargıtay, kart dolandırıcılığı olaylarında bankalara düşen yükümlülüklere de dikkat çekti ve bunların yerine getirilmemesi halinde, zarardan bankaların da sorumlu olacağına karar verdi. Yargıtay 13'üncü Hukuk Dairesi'nin kararına konu olay 2009 yılında Samsun'da yaşandı.



Arama motorundan rastgele ulaştığı bir internet sitesine kredi kart bilgilerini veren tüketicinin şifresi, kötü niyetli üçüncü şahıslar tarafından öğrenildi. Tüketicinin kusurundan kaynaklanan bu durumdan faydalanan dolandırıcılar, internet üzerinden kart bilgilerini kullanarak, her seferinde 150 lira olmak üzere dört ayrı işlemde toplam 600 liralık alışveriş yaptılar. İnternetten gerçekleştirilen belgesiz alışverişi fark eden banka, dolandırıcılık olasılığına karşı kredi kartını bloke etti, ancak bu gelişmeyi kart sahibine bildirmedi. Kartın bloke edildiğini anlayan dolandırıcılar ise kendilerini kart sahibi olarak tanıtıp bankanın müşteri hizmetleri servisiyle bağlantıya geçip blokenin kaldırılmasını sağladılar. Ardından da, yine internet üzerinden belgesiz işlemle bin 600 liralık alışveriş daha gerçekleştirdiler.

NİYE HABER VERMEDİN?

Bu gelişme üzerine banka, kart sahibine telefonla ulaşarak internet üzerinden yapılan işlemlerle ilgili bilgi verdi. Toplam 2 bin 200 lira dolandırıldığını anlayan kart sahibi, internet üzerinden yapılan belgesiz alışverişlerin ve kartın bloke işleminin kendisine bildirilmemesi nedeniyle doğan zarardan bankayı sorumlu tutarak dava açtı. Davaya bakan yerel mahkeme, 'kredi kartı sahiplerinin, kimlik bilgisi, kod numarası ve şifre gibi gizlilik gerektiren bilgileri korumakla yükümlü oldukları' gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.

Banka da sorumlu

Davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 13'üncü Hukuk Dairesi kart bilgilerinin gizliliğini koruyamayan tüketicinin asli kusurunun yanı sıra, bankanın da kusuru oranında sorumlu tutulmasına karar verdi. Yargıtay'ın gerekçeli kararında, internet veya diğer iletişim araçlarıyla yapılan belgesiz alışverişlerin ve bu işlemler nedeniyle kredi kartının bloke edilmesi durumunun, kart sahibine zamanında haber verilmemesi, dolandırıcılık olayında bankanın kusuru olarak açıklandı.

26 Ağustos 2012 Pazar

Aldığı sıfır otomobil sonradan boyalı çıktı!

Yeni aldığı otomobilin kaputunun sonradan boyandığını fark eden Selcan Öğretmen, dünya devini dize getirdi.


SIFIR ARACIN KAPUTU SONRADAN BOYANMIŞ ÇIKTI
Bir tek o başardı. 32 yaşında bir öğretmen. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Selcan Çelik. Ankara'dan büyük bir markanın Opal adlı bayisinden 2010 yılında aldığı araç, Mayıs'ta teslim edilmesi gerekirken Temmuz ayında teslim edilince kuşkulandı önce. Aynı markanın bir başka bayisine götürdü aldığı aracı, inceletti ve motor kaputunun sonradan boyandığı söylendi kendisine. Yazılı bir rapor verilmesini istedi ancak bayi vermek istemeyince, el yazısıyla bir kağıda yazmaya ikna etti onları.

"SIFIR ARACIN KAPUTUYLA SİZİNKİNİ DEĞİŞTİRECEĞİZ"
Bayiden aldığı bu yazıyla arabayı aldığı kendi bayisine gitti ve aracı iade etmek istediğini söyledi Selcan Öğretmen. Ancak bayi yetkilileri iadenin mümkün olmayacağını, bölge müdürüne durumun bildirileceğini söylediler. Öğretmenin kararlığı halini görünce, "Size sıfır bir araç bulacağız, onun kaputuyla sizinkini değiştireceğiz" dediler. Ancak öğretmen, 'beni yaktılar, şimdi başkasını yakacaklar, bu haksızlığı kabul etmem mümkün değil' diyerek reddetti kendisine sunulan bu teklifi.

Bu arada şirketin yurtdışındaki merkezine bildirdi yaşadığı durumu. Oradan gelen baskıyla Türkiye'deki bölge müdürü Ankara'ya gelerek görüştü Selcan Öğretmen ile. Ancak o da boyanın orijinal kalınlığında olduğunu , dilerse 4 bin TL kadar fark vererek 2011 model araç verebileceklerini teklif etti kendisine.



ARABASINA PANKART ASTI, 1 HAFTA DOLAŞTI
Selcan Öğretmen bunu da kabul etmedi. Başına gelen bu durumu protesto etmek için arabanın üzerine bir pankart asarak, 1 hafta Ankara sokaklarında dolaştı. Hakkını mahkemede aramaya karar verdi.

FİRMAYI DA BAYİYİ DE DAVA ETTİ
22 Ekim 2010'da Ankara 7. Tüketici Mahkemesi'ne başvurarak hem bayiyi hem de şirketi dava etti. Dava dilekçesinde, aldığı aracın boya kalınlığının 230 mikron olduğunun bizzat bayi tarafından tespit edildiğini belirterek, fatura bedeli olan 35 bin lirayla birlikte, boya koruma, plaka masrafı, eğitime katkı payı ve sigorta bedeliyle birlikte 36 bin 550 liranın yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesini talep etti.

Davalı şirket vekili ise savunmasında boyanın orijinal olduğunu, bayi tarafından verilen belgenin 'aracın ayıplı ürün' olduğu anlamına gelmediğini ileri sürerek davanın reddini istedi.

BİLİRKİŞİ DE TESPİT ETTİ
Dava bilirkişiye intikal etti. Bilirkişi raporunda motor kaput üzerindeki boya kalınlığının 230 mikron olduğu; diğer bölgelerdeki ortalama kalınlığın ise 150-170 mikron olduğu tespiti yapıldı. Standart boya kalınlığının ise 90-160 mikron olduğu anımsatıldı.

VE HÜKÜM: "BU MAL AYIPLIDIR"
Mahkeme, 5 Temmuz 2011 tarihli kararında şirketin itirazını reddederek; bilirkişi raporu ışığında "180-230 mikron kalınlığındaki boya nedeniyle ürünün ayıplı olduğuna" karar verdi. Ayıbın üretimden kaynaklanan 'gizli ayıp' olması nedeniyle davacının bir kusuru olmadığı tespitini yaptı.

Ancak aracın satışından sonra yapılan kaza nedeniyle oluşan 350 TL'lik değer azalması düşüldükten sonra Selcan Öğretmen'in ödediği 35 bin 988 TL'nin yasal faiziyle birlikte iadesine hükmetti.

YARGITAY KARARI
7. Tüketici Mahkemesinin bu kararı üzerine bayi ve şirket Yargıtay'a itiraz ettiler. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi de Şubat 2012'de ayında aldığı kararında, yapılan itirazın yerinde olmadığına hükmederek, Mahkemenin kararını oybirliğiyle onadı.

ANKARA TİCARET ODASI'NDAN CEZA
Selcan Öğretmen, mahkeme kararıyla da yetinmedi. Ankara Ticaret Odası'na başvurarak, üyesi olan bayiyi şikayet etti. Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu, Disiplin Kurulunun yaptığı soruşturma neticesinde, 'satışa arz olunan malların niteliği veya miktarı bakımından gerçeğe aykırı beyanda bulunmak' ihlali nedeniyle 29 Eylül 2011 tarihli toplantısında bayiye 'kınama cezası' verdi.

BİLİNÇLİ TÜKETİCİ ÖDÜLÜ
Selcan Çelik, 'haklı tüketici' olarak sürdürdüğü bu mücadelesiyle Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın 'bilinçli tüketici' ödülüne layık görüldü. Çelik, Bakan Hayati Yazıcı'nın da katılacağı ve bugün Ankara'da yapılacak 15.Geleneksel Tüketici Ödül töreninde ödülünü alacak.

MUTLAKA KONTROL ETTİRİN SAKIN VAZGEÇMEYİN
Öğretmen Selcan Çelik, bu olayın sadece kendisinin başına gelmediğini belirtirken, mahkemelere intikal etmiş onlarca dosya olduğunu söyledi. "Hakkınızı aramaktan sakın vazgeçmeyin" diyen Çelik, "Bu sadece büyük markalı arabalarda değil, tüm markalarda mümkün. Sıfır araba alacaksanız öncelikle bunu kontrol ettireceğinizi daha baştan firmaya söyleyin. Ve gerçekten de kontrol ettirin. Ayrıca böyle bir durumla karşılaştğınızda mutlaka bulunduğunuz ildeki Ticaret Odalarına şikayet edin. Böylece ilk defada 'kınama cezası' verseler bile suçun ikinci kez tekrarında bayilik belgesinin iptaline kadar ceza verebiliyorlar. Şikayet edin ki bayilikleri ellerinden alınsın" dedi.

Kaynaklar:
http://www.ensonhaber.com/aldigi-sifir-arac-ayipli-urun-cikinca-2012-04-12.html (12.04.2012)
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/20320387.asp

Şikayet edilen otomobil OPEL Astra Hb Classic 1.3 ctdi

Kaynak: http://www.opelim.net/forums/showthread.php?t=70252

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Banka ve GSM şirketine korsan faturası

Antalya'da bir bankanın internet sistemine giren hackerlerin bir müşteri bilgilerini ele geçirip hesabındaki parayı boşaltması ile ilgili Yargıtay zararı kimin ödeyeceği konusunda son sözü söyledi.


12 Ocak 2009'da Seyit Yılmaz'ın kimlik bilgileriyle sahte nüfus cüzdanı örneği düzenleyen bilgisayar korsanları (Hacker) bir GSM bayisinden Yılmaz'ın cep telefonu aboneliğini iptal ettirdi. Daha sonra internet bankacılığı sistemine giren hackerler, Seyit Yılmaz'ın hesabındaki 30 bin 500 lirayı, başka bir şubede açılmış hesaba aktardı. Hesabının bulunduğu banka, para hareketini Yılmaz'ın iptal edilen telefonuna mesaj olarak gönderdi. Bu mesaj, hattı kapalı olduğu için Yılmaz'a ulaşmadı.

Banka görevlileri, ertesi gün başka bir numaradan Yılmaz'a ulaşarak, hesabındaki paranın bir başka bankaya aktarıldığını bildirdi. Seyit Yılmaz ise böyle bir işlem yapmadığını belirterek, "Nasıl benden teyit almadan parayı aktarırsınız" diye itiraz etti.



BANKA VE GSM ŞİRKETİNE DAVA AÇTI 

Hem bankaya hem de cep telefonunu kendi bilgisi dışında kapattığı gerekçesiyle GSM şirketi aleyhine Antalya Tüketici Mahkemesi'nde dava açan Seyit Yılmaz, zararının faiziyle birlikte telafisini istedi. Mahkeme, gerekçeli kararında GSM şirketi ile bankayı sorumlu tuttu. Mahkeme, paranın banka ve GSM firması tarafından ortak olarak yasal faiziyle birlikte Seyit Yılmaz'a ödenmesine hükmetti.

PARA 55 BİN LİRA OLARAK ÖDENDİ 

Banka ve GSM firmasının avukatları, kararı Yargıtay'a taşıdı. Geçen yılın son günlerinde Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'ne giden dosya kısa süre önce karara bağlandı. Yargıtay 13'üncü Hukuk Dairesi, kimlik bilgilerini kontrol etmeden Seyit Yılmaz'ın GSM hattını iptal eden ve hesaptaki parayı bilgisayar korsanlarınca başka bir hesaba aktaran banka aleyhine verilen kararı onadı. Buna göre banka ve GSM firması 3 yıl aradan sonra 30 bin 500 TL'yi yasal faiziyle birlikte Seyit Yılmaz'a yaklaşık 55 bin lira olarak ödedi.

Seyit Yılmaz'ın avukatı Cengizhan Gököz, "Yargıtay Antalya Tüketici Mahkemesi'nin kararını onayarak içtihat haline getirmiştir. Artık ne banka (Ben mesaj gönderdim) ne de GSM firması (mesaj yerine gitmemişse benim sorunum değildir) diyemeyecek" diye konuştu.

Kaynak: Radikal

15 Haziran 2012 Cuma

Telefonu kullanıyorsan radyasyona razı olacaksın!

GSM operatörlerine ait baz istasyonlarının şehir dışın çıkarılması uzun zamandır gündemde. Hatta kimi tüketiciler bu konu ile ilgili olarak yargı yolunu defalarca kullanmıştır. Aynı tüketici telefonu çekmese ya da zayıf çektiği için şebekeden verim alamasa yine şikayetçi olacaktır. Kimin tarafındasınız der gibisiniz. Ancak gerçek şu ki, baz istasyonları şehir dışına çıkarıldığında aynı kalitede hizmet alabilmek için baz istasyonları daha yüksek gerilim nedeniyle daha fazla radyasyona sebep olacaklardır.



Yargıtay, kısa bir süre önce baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılması yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım da "Baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılması, bırakın masrafını, zorluğunu, onları hiç konuşmuyorum, dışarıya çıkardığınız baz istasyonundan basacağınız radyasyon, elektromanyetik dalga içerdeki 3 metre mesafeden alacağınızın 50 katı. Asıl tehdit, bunların dışarıya çıkarılmasıdır." diyerek yargı kararını eleştirdi. Yıldırım, baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılması nedeniyle her istasyonun daha fazla kapsama alanına sahip olması gerektiğini vurgulayarak, "110 elektrik kullanırken 400 voltluk elektrik vermek zorunda kalıyorsunuz." dedi. Yıldırım, söz konusu durum nedeniyle şehir dışına taşınan baz istasyonlarının daha fazla elektromanyetik dalga içereceğini söyledi.

Tamam cep telefonu kullanıyorsak radyasyondan kurtuluşumuz yok. Ya cep telefonu kullanmayanlar? Onlar bu iş radyasyonsuz olmuyorsa hiç olmasın deme hakkına sahiptirler. Sizce de öyle değil mi?

8 Mayıs 2012 Salı

GSM hattı tarifesi değiştirilen tüketicinin zaferi


Devrek'te bir GSM şirketinin tarifesini izni olmadan değiştirdiği ve reklamlarda belirttiğinden daha yüksek bedel aldığı gerekçesiyle mağdur edildiğini iddia eden tüketici, yerel mahkeme ve Yargıtay kararıyla haklı bulundu.

Devrek Devlet Hastanesi Müdürü Orhan Küçük, 24 Nisan 2009'da numarasını başka bir cep telefonu operatörüne taşıyarak 55 lira karşılığında her yöne 10 bin dakika olan tarifeye geçti. Faturası geldiğinde vergilerle birlikte tarife tutarının 67 lira olduğunu fark eden Küçük'e, yaklaşık 4 ay sonra da konuşma süresinini 3 bin dakika ve 75 farklı numarayla sınırlandığı bildirildi.



15 Aralık 2009'da da “uygunsuz ve yoğun kullanım” gerekçesiyle hattı kapatılan Küçük, bütün faturalarını zamanında ödemesine karşın mağdur edildiği gerekçesiyle Devrek Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurdu.

Tarifeyi kullandığı 8 aylık sürede 55 lira yerine 67 lira ödediğinden aradaki 96 liralık farkın iadesi, hattının geri verilerek kullanıma açılması yönündeki talebi değerlendirilen Küçük'ü, hakem heyeti haklı buldu.

Bunun üzerine ilgili GSM operatörü de hakem heyetinin kararına Devrek 1. Asliye Hukuk Mahkemesine itirazda bulundu. Yapılan yargılama sonucunda mahkemeye heyeti, satıcının sözleşmeyi tüketici aleyhine dengesizliğe neden olacak şekilde değiştirmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.

Şirket avukatının davalanın hattı makul esaslara uygun olmayan şekilde kullanmasından dolayı kapatıldığını öne sürerek Yargıtay'a yerel mahkemenin kararını bozması için başvurdu. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi ise yerel mahkemenin kararını onadı.

“Haklılığım ispatlandı”
Küçük, yaptığı açıklamada, hattını 1998'den itibaren kullandığını, 2009'da numarasını başka bir operatöre taşımasının ardından mağdur edilerek sevdiklerinin kendisine ulaşmasının engellendiğini söyledi.

Yakınları ve arkadaşları tarafından bilinen numarasının kapatılarak gasp edildiğini iddia eden Küçük, şunları kaydetti:
“Ciddi mağduriyetler yaşadım. Tarifemin kısıtlanmasının ardından hattım kapatılarak numaram da iade edilmedi. Sosyal çevrem ve iş hayatımla olan irtibatım kesilerek manevi olarak zarar gördüm. Bunun için Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'ne başvurdum.
Lehimize karar verilmesinin ardından GSM firması konuyu mahkemeye taşıdı. Yerel mahkeme de tüketici lehinde karar verdi, Yargıtay'da bunu onadı. Tüketicilere bu karar örnek olsun. Herkes adalete güvensin ve hakkını arasın. Şimdi hattımın iade edilmesini ve görüşmeye açılmasını istiyorum. Ödediğim fatura farklarının yasal faiziyle ödenmesi için icra takipini de başlattım.”

4 Mart 2012 Pazar

Kredi kartlarının geriye dönük ödemesinde tartışma büyüyor


Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Ali Çetin, "kredi kartı ücretlerinin 10 yıl geri dönük alınmasının" söz konusu olmadığını açıklayan Türkiye Bankaları Birliği’ni, çok açık bir yalana başvurmakla suçladı.

TÜDEF Genel Başkanı Çetin, TBB’nın kredi kartı aidatlarıyla ilgili yaptığı açıklamada çok açık bir yalana başvurduğunu ifade etti. TBB’nin "Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin, bankalara kredi kartı hamillerinden kredi kartı üyelik ücretini 10 yıllık süre içinde talep edebilmelerine imkân verdiği ve kart hamillerinin son 10 yılda ödedikleri kart ücretlerini bankalardan geri talep edebileceklerine imkân verildiği şeklinde yorumlanması söz konusu değildir" diyerek yalan söylediğini savunan Çetin, TBB’nin basın yayın organların da Yargıtay kararını haber yapmasıyla birlikte, tüketici örgütlerinin ısrarlı çağrıları sonucu tüketicinin bankalara koşarak geriye dönük 10 yıllık kart aidatları istemelerinden paniğe kapıldığını belirtti. Çetin, "Bunu önce her bir müracaat eden tüketiciden 35 TL ekstre parası isteyerek önlemeye çalıştılar. Ancak tüketiciler 35 TL’yi verip 10 yıllık kart aidatları yanında ekstre parası olarak istenen 35 TL haksız tutarı da geri istemeye başlayınca iler tutar yanı olmayan açıklama ile tüketicileri kandırmaya çalışmaktadır" dedi.




-"YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİNİN BU KONUDAKİ KARARLARI YERLEŞİK HALE GELDİ"-


Bu konuda Yargıtay 13. Hukuk dairesinin kararları artık yerleşik hale geldiğini vurgulayan Çetin, Yargıtay’ın son kararla kredi kartı aidatlarını 1 ya da 5 yıl değil, geriye dönük 10 yıl iadesine olarak verdiğini vurguladı. Yargıtay’ın konuyu süre açısından değil esas açısından da tartıştığını ve karar verdiğini dile getiren Çetin, Yargıtay’ın bu konuda aldığı kararlar hakkında şu bilgileri verdi:
"Yargıtay 13 Hukuk Dairesi; ilk kararı (2007/11236 E ve 2008/2982 karar) ile kredi kartının üyelerine (tüketicilere) alış veriş ve nakit çekme hizmetinin sunulmasıyla esasen bankanın menfaati ve karı olduğu, savunmaya göre maliyet bedelinin yüksek olduğunun ileri sürüldüğü, ne var ki kart uygulamasında esasen bankaların menfaat temin ettikleri, yatırılan paraları bir süre kullandıkları bilinmekte olup buradan elde edilen menfaatler dışında ayrıca üyelik aidatı alınmasının hukuka ve iyi niyet kurallarına uygun düşmediği, hazırlanan sözleşmelere kullanıcının iştirakinin  söz konusu olamayacağından konulan kurallara  kredi kart sahiplerinin  yükümlü olmasının kabul edilmesinin de doğru olamayacağını onadı. İkincisinde ise;  (2008/4345 E. 2008/6088 Karar) ‘taraflar arasındaki sözleşme maddesinde kart kullanıcısından kart kullanım ücreti alınacağının belirtildiği, ancak sözleşmenin davacı banka tarafından matbu, standart olarak hazırlanıp boş olan kısımların rakam, isim ve adresler yazılarak doldurulduğu, sözleşmenin on iki punto koyu siyah harflerle düzenlenmediği, sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırılmadığı, böyle olunca kredi kartı üyelik ücreti alınacağına dair hükmün  haksız şart olduğunu’ kabul etti. Sonuncusunda (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 18 Temmuz 2011 tarih ve 2011/4736 E., 2011/11579 K. sayılı kararında) ise olayı hem kart aidatı istemenin yasal olup olmadığı hem de süre yönünde tartışmış ve geriye dönük 10 yılı içinde kesilen aidatların iadesine karar vermiştir. Bu kararlar emsal karardır. Hukuka saygısı olan ve Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olmasını isteyen her yurttaş ve özellikle her kurum bu kararlara saygı göstermek zorundadır."


-"BANKALAR BİRLİĞİ UYMAYACAĞINI İLAN EDEREK SUÇ İŞLİYOR"-


Bankalar Birliği’ni hukuka saygı göstermemek ve üyesi oldukları menfaat gruplarını yargı kararlarına uymamaya çağırmakla suçlayan Çetin, "Dahası da uymayacaklarını ilan ederek suç işlemektedirler ve yalan söylemekte, tüketicileri aldatmaktadırlar" dedi.
"Hiçbir kanun maddesinde açıkça kredi kartı aidatı veya ücreti alınacağı yazmamaktadır" diyen Çetin, atıf yapılan Merkez Bankası’nın 2006/1 sayılın tebliğinde bu anlama gelebilecek madde olmadığını ifade etti. Defalarca açıkladıkları üzere Merkez Bankası’nın kendilerine verdiği yazılı cevapta söz konusu tebliğe göre bu tür masrafların alınamayacağını belirttiğine işaret etti.


-"HAKSIZ ELDE EDİLEN KAZANÇ TUTARI 3.09 MİLYAR TL"-


Aralık 2011 itibari ile 51 milyon 500 bin kredi kartı bulunduğunu belirten Çetin, ortalama kart ücretinin 40 TL’ye çıktığını bildirdi. Haksız elde edilen kazanç tutarının yaklaşık 3.09 milyar TL, 1.9 milyar dolar olduğunu dile getiren Çetin, açıklamalarına şöyle devam etti:
"BDDK’nın hazırladığı Bankacılıkta Yeni Gelişmeler II başlıklı raporda bankaların işletme giderlerinin yarısının komisyonlarda karşılandığı itiraf edilmiştir. Kredi kartı ve diğer alınan masrafları hesaba kattığımızda ise işletme giderlerinin tamamının faiz gelirleri dışında karşıladıkları şüphesizdir. Bu boyutta bir soygun,  başka hiç bir sektörde yoktur. İşte vazgeçemedikleri soygunun boyutu budur. Tüketiciler, yalancıların yanıltma kampanyalarına aldırmadan, hukuksuz olarak alınan kredi kartı paralarınızı geri istemeye devam edin. TS Hakem Heyetleri ilk müracaat mercidir. Hükümet yapılan soygunun farkındadır. Daha önce hazırlanan ve kadük olan 4077 sayılı Tüketici yasasında konu ile gerekli yasal değişiklikler yapılmıştır. Artık bu karmaşaya son verilmeli ve yüksek yargı kararlarına uygun yasal düzenleme derhal yapılmalıdır."

27 Şubat 2012 Pazartesi

Son 10 yıllık kredi kartı aidatlarınızı geri alabileceksiniz



Yargıtay, bu konuda çok önemli yeni ilke kararı verdi. Buna göre, tüketiciler tarafından aidatlar 10 yıl geriye dönük olarak talep edilebilecek. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin bir uyuşmazlıkla ilgili verdiği bozma kararı uyarınca, ’kredi kartlarından yıllık üyelik aidatı tahsil edilmesinin haksız şart niteliğinde olduğu ve geriye dönük olarak on yıl boyunca talep edilebileceği’ sabit oldu. Emsal niteliğindeki bu karar uyarınca tüketiciler bankaların aldığı kredi kartı yıllık aidatlarını 10 yıl geriye dönük olarak talep edebilecekler. 


Karar Tarihi: 18/07/2011
Esas No: 2011/4736
Karar No: 2011/11579

23 Şubat 2012 Perşembe

Banka 'aidat yoksa kart yok' diyemeyecek!

Yargıtay, 'Aidatı ödemezsen kredi kartımı kullanma' diyen bankayı haksız buldu. Kredi kartı aidatı konusunda emsal teşkil edebilecek bir karar alınmasını sağlandı.

Tüketiciler Birliği Onur Kurulu Başkanı Aydın Ağaoğlu, verdiği hukuk mücadelesiyle, yargının, ''kredi kartı aidatı'' konusunda emsal teşkil edebilecek bir karar almasına zemin hazırladı. Ödediği aidatın iadesini sağlayan Ağaoğlu'nun kredi kartını kullanıma kapatan bir banka, tazminat ödemeye mahkum edildi.



Ağaoğlu, yaptığı açıklamada, bankaların kart aidatı, üyelik bedeli gibi isimler altında tüketicilerden talep ettikleri ücretlerin Tüketici Hakem heyetleri ve mahkemelerce iptal edilmesi nedeniyle, bu ücretleri bölerek küçük taksitler halinde tahsil etmeye yöneldiğini belirtti.

Tüketicilerin meblağ küçük olduğundan mücadeleye değer bulmayıp itiraz etmeyeceklerini düşünen bankaların yanıldığını dile getiren Ağaoğlu, birçok tüketicinin halen kredi kartı aidatlarını almak için mücadele verdiğini anlattı.

Benzer şekilde tüketici olarak kendisinin de bu konuda mücadeleyi sürdürdüğünü ve vatandaşlara yol göstermeye çalıştığını ifade eden Ağaoğlu, şunları söyledi:

''2009 yılında, kullandığım kredi kartının hesap özetinde 55 lira kart aidatı bedeli bulunduğunu fark edince, bankaya itirazımı bildirdim. Banka, talebime olumsuz cevap verdi. Şişli Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'ne başvurdum.

Heyet başvurumu haklı bularak, bu paranın iadesine karar verdi. Banka 55 liralık ücreti iade etti ama kartı kullanıma kapattı. Bunun üzerine kartın kullanıma açılması için mücadeleyle başladım.

Tüketici Hakem Heyeti, tekrar, başvuru üzerine kartın kullanıma açılması kararını verdi. Ancak banka, bu karara karşı İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi nezdinde itirazda bulunarak, kart aidatını ödemediğim için kartı kullanıma kapatmaya hakkı olduğunu iddia etti.

Mahkeme, aidat iptalinin hukuka uygun olduğunu, Tüketici Kanunu'nun 5. maddesindeki düzenlemeye göre hizmetin sunulmasından haklı bir sebep olmaksızın kaçınılamayacağını, bu nedenle kartın kullanıma açılmasını kesin olarak kararlaştırdı.''

Mahkeme kararına rağmen

Bu davanın 2010'da sonuçlandığını ve mahkemenin hükmetmesine rağmen bankanın kredi kartını kullanıma açmadığını aksine yeni bir sözleşme imzalamasını istediğini belirten Ağaoğlu, ''Yeni sözleşmede kart aidatının yer aldığını fark edince imzalamayarak, mevcut sözleşmeye göre kartın kullanıma açılması talebinde bulundum ama kart kullanıma açılmadı'' dedi.

Aydın Ağaoğlu, yargı kararına rağmen kartın kullanıma açılmaması nedeniyle 20 bin lira manevi tazminat talebiyle ve hükmedilecek tazminatın tamamının Tüketiciler Birliği banka hesabına aktarılacağını belirterek İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi'nde dava açtığını anlatarak, şunları kaydetti:

''2011'in başında İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi, bankayı, yargı karanına uyulmaması ve kredi kartının kullanıma açılmaması nedeniyle tüketicinin mağdur olduğunu belirterek, bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum etti. Her iki taraf da kararı temyiz etti.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 17 Ocak 2012 tarihli kararıyla verilen tazminat kararını onadı. Buna rağmen banka tazminatı ödemedi. Biz de icra yoluna başvurduk.

Sonunda banka, ana para ile faiz, avukat ve icra masraflarıyla birlikte toplam 2 bin 41 lirayı ilgili icra müdürlüğüne yatırdı. Bin lirayı Tüketiciler Birliği hesabına aktardık.''

Ağaoğlu, kesinleşen bu karardan sonra bankaya idari para cezası uygulanması için Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğüne şikayette bulunacağını belirterek, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 25. maddesinin, bankaya ceza verilmesini öngördüğünü sözlerine ekledi.

Kaynak: http://www.samanyoluhaber.com

22 Şubat 2012 Çarşamba

Konut kredisinde yeniden yapılandırma ücretini mahkeme iptal etti


Daha önce "Konut kredisinde yeniden yapılandırmaya emsal karar" başlığıyla aktardığımız haberimizde konut kredisi kullanan bir tüketicinin Ankara 7. Tüketici Mahkemesi'ne başvurarak "erken ödeme ücreti" ve "ödeme planı değişikliği" adı altında alınan ücretlerin iadesine kararının çıkmasını sağladığını belirtmiştik. Yine aynı yazımızda ilgili mahkeme kararının Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından onandığını da belirtmiştik. Emsal karar ile yargı yolunu kullanmak isteyenler Nasıl Şikayet Edilir?  sayfamızdaki dilekçe örneklerine aşağıdaki yargı karar tarih ve numaralarını ekleyerek başvuruda bulunabilirler.





Yargıtay 13. Hukuk Dairesi
Karar Tarihi: 15.12.2011
Esas No: 2011/9823
Karar No: 2011/19204

Yerel Mahkeme
Ankara 7. Tüketici Mahkemesi
Karar Tarihi: 14.04.2011
Esas No: 2010/858
Karar No: 2011/309


Benzer bir karar Konya Tüketici Mahkemesi'nden çıktı. Konya’da konut kredisini yeniden yapılandıran bir vatandaş, bankanın "ödeme tablosu değişiklik ücreti" adı altında aldığı paranın iadesi için başlattığı hukuk mücadelesini kazandı.


Konya’da bir bankadan 23 Şubat 2010’da 120 ay vadeli 85 bin lira konut kredisi kullanan bir vatandaş, kredi faiz oranlarının düşüşünden yararlanmak için 3 Kasım 2010’da kredinin yeniden yapılandırılmasını talep etti.



Yapılandırmada bankanın ödeme tablosu değişiklik ücreti adı altında toplam 818,14 lira ücret aldığını belirten vatandaş, söz konusu kesintinin yasal olmadığı gerekçesiyle paranın iadesi için Selçuklu Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyetine (TSHH) başvurdu.

Tüketiciyi haklı bulan hakem heyeti, 21 Ekim 2011 tarihli kararında, 818,14 liranın tüketiciye iade edilmesine karar verdi.

Kararın "haksız ve hukuka aykırı" alındığını iddia eden banka, Konya Tüketici Mahkemesi’ne iptal başvurusu yaptı.

Mahkeme, bankanın başvurusunu reddederek, hakem heyetinin kararını onadı ve konut kredisi kullanan vatandaşın yeniden yapılandırmada ödediği 818,14 liranın vatandaşa iadesine karar verdi.

Konya Tüketici Mahkemesi’nin gerekçeli kararında, 17 Şubat 2010 tarihli Konut Finansmanı Sistemi (Mortgage) Sabit Faizli Konut Kredisi Sözleşmesi Öncesi Bilgi Formu, 23 Şubat 2010 tarihli Konut Finansmanı Kredi Sözleşmesi, kanun ve kararlardan anlaşılacağı üzere bankanın ödeme planı değişikliğinde ücret alabileceği ancak bu miktarın ya da oranın sözleşmede ya da ödeme planında belirtilmesi gerektiği vurgulandı.

"Gerekçeli karar"

Tüketicinin kullanmış olduğu krediye ilişkin erken ödeme yapmak için bankaya müracaat etmediği, faizlerin düşmesi nedeniyle yeniden yapılandırma yapıldığı ifade edilen gerekçeli kararda, şöyle denildi: "Konut Finansmanı Sistemi Sabit Faizli Konut Kredisi Sözleşmesi Öncesi Bilgi Formu’nun 5 ve 6. maddesi ile Konut Finansmanı Kredi Sözleşmesi’nin 11 ve 12. maddesinde ödeme planı değişikliğinin düzenlendiği ancak yapılan düzenlemelerin standart olduğu, miktar ve oranın belirtilmediği, ödeme planında da ödeme planı değişikliği ücreti kesileceğinin belirtilmediği, tüketicinin sözleşme içeriğine müdahale edemediği, sözleşmenin müzakere edilmeksizin imzalandığı, bu durumun da iyi niyet kuralına aykırı olup tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğu ve haksız şart teşkil ettiği, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6. maddesinde ve Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 5,6 ve 7. maddelerinde yapılan düzenlemelerle tüketiciden sözleşmede yer almayan hiçbir kesintinin yapılamayacağı, sözleşmede yer alan haksız şartların tüketici için bağlayıcı olmayacağının belirtildiği, dolayısıyla bilgi formu ve sözleşmedeki düzenlemeye dayanarak yapılan kesinti haksız şart olduğundan, Selçuklu Kaymakamlığı TSHH’nin kararı yerinde olup davanın reddine karar verilmiştir." Tüketici Hakları Koruma ve Geliştirme Derneği (THKGD) Genel Başkanı Avukat Ömer Arıcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kararın temyiz yolunun kapalı olduğunu belirtti.

Türkiye’de milyonlarca kişinin bankalardan tüketici kredisi kullandığını ifade eden Arıcı, "Pek çok tüketici faizler düştüğü zaman yapılandırma başvurusu yapıyor. Bankalar, değişik adlar altında yapılandırmalardan ücret alıyor. Benzer durumlarla karşılaşan tüketicilere hakem heyetlerine ve tüketici mahkemelerine başvurmalarını öneriyoruz. Başvuru esnasında Konya Tüketici Mahkemesi’nin kararı emsal olarak gösterilebilir" dedi.

Arıcı, derneğe en fazla başvurunun kredi kartı aidatlarıyla ilgili olduğunu da sözlerine ekledi.

28 Ocak 2012 Cumartesi

Konut kredisinde yeniden yapılandırmaya yargıdan emsal karar

Ankara 7. Tüketici Mahkemesi, faiz oranları düşünce bankadan aldığı konut kredisini yeniden yapılandırmak için başvuran kişiden “erken ödeme ücreti” ve “ödeme planı değişikliği” adı altında para alınmasını haksız buldu.

Bankadan aylık faizi 1.28'den konut kredisi alan bir kişi, faiz oranları düşünce borcunu yeniden yapılandırmak için bankaya başvurdu. Banka, borçludan, yeniden yapılandırma karşılığında, ''yüzde 2 erken ödeme ücreti'' ile birlikte, ''ödeme planı değişikliği'' adı altında bin 930 lira tahsil etti.


Borçlu, ''haksız alınan bu paranın iadesi'' için Ankara Tüketici Sorunları İl Hakem Heyetine müracaat etti, ancak heyet talebi Ağustos 2010'da reddetti.

Ankara 7. Tüketici Mahkemesi, faiz oranları düşünce, bankadan aldığı konut kredisini yeniden yapılandırmak için başvuran kişiden ''erken ödeme ücreti'' ve ''ödeme planı değişikliği'' adı altında para alınmasını haksız buldu.

Karar, Yargıtay tarafından da onandı.

İlgili Haberler:

Tüketici Mahkemesi: Yeniden yapılandırma ücreti alınamaz

Konut kredisinde yeniden yapılandırma ücretini mahkeme iptal etti

8 Kasım 2011 Salı

7 bin 500 TL fatura geldi, 66 TL ödeyecek

Yargıtay, İstanbul 1. Tüketici Mahkemesinin, bir ayda 25 bin dakika konuştuğu ''Her yöne sınırsız'' tarifeli telefon hattına 7 bin 500 TL'lik fatura gelen ve hattı kapatılan tüketici lehine verdiği ''sadece tarife tutarı olan 66,70 lira ödemesi'' kararını onadı.


Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, Oktay Karaaslan ile GSM şirketi arasındaki İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi'nde görülen 'iptal' davasında yapılan yargılama sonunda, mahkemenin davanın kabulüne yönelik olarak karar verdiğini ve bu kararın süresi içinde davalı avukatınca temyiz edildiğini belirterek, temyiz başvurusuyla ilgili dosyanın incelendiğini bildirdi.



Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddine oy birliğiyle karar veren Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, usul ve yasaya uygun olan İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi hükmünün onanmasını kararlaştırdı.



DAVANIN GEÇMİŞİ

20 Şubat 2009 tarihinde bir GSM şirketinden aldığı ''Her yöne sınırsız'' tarifeli hattına, 10 Haziran 2009 son ödeme tarihli 7 bin 576 TL borç bildirisi gelen ve İstanbul 1. Tüketici Mahkemesine ''fatura tutarının iptali'' davası açan Oktay Karaaslan, mahkemeye sunduğu dilekçesinde, GSM şirketinin sınırsız tarifesinin 66,70 lira olduğunu ve şirkete yüksek miktarda faturanın nedenini sorduğunda kendisine ''Tarife 10 bin dakika limitlidir. 25 bin dakika konuştuğunuz için 10 bin dakikadan sonraki konuşma faturaya yansıdı'' denildiğini aktararak, ''Tarife 10 bin dakikayla sınırlıysa neden 'her yöne sınırsız' diyorlar veya neden ben konuştukça kalan miktarı bildirmiyorlar? Şirket bütün reklamlarda 'konuşmada sınır olmadığı' şeklinde reklam yapıyor'' ifadelerini kullanmıştı.



Karaaslan, 'her yöne sınırsız' yazan tarifesine göre, 66,70 liradan fazla olan faturanın iptaline karar verilmesini talep etmişti.



TOPLAM 25 BİN 482 DAKİKA KONUŞMA

Davaya ilişkin cevap dilekçesini sunan GSM şirketinin avukatı Nejat Aday ise, şirket reklamlarının yanıltıcı olduğuna dair davacı beyanlarının kabulüne olanak olmadığını, reklamlardaki ifadenin tüketicilerin dikkatini çekmeyi amaçladığını ve reklamlardaki her sloganın tüketiciyi yanılttığının kabulü halinde ayçiçeği yağının uçurmaması gibi sıra dışı taleplerle davalar açılacağını ifade ederek, davanın reddini istemişti.



Avukat Aday, yapılan incelemelerde davacı Oktay Karaaslan'ın 23 Nisan-22 Mayıs tarih aralığını kapsayan Mayıs 2009 dönem faturasında, kendi operatörü, diğer operatörler, sabit hatlar ve müşteri hizmetlerine toplam 25 bin 482 dakika 13 saniye arama yaptığını belirterek, sözleşmeye göre davacının 10 bin dakikayı aştığını ve aşan kısmın da tarifeye uygun olarak ücretlendirildiğini öne sürmüştü.



MAHKEMENİN KARARI

Davayı karara bağlayan dönemin İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi hakimi Dursun Kaya, dosyaya sunulan delillere göre davacının ''her yöne sınırsız'' tarifesine abone olduğunun tartışılmayacağını ve davalı şirketin bu tarifenin aylık ücretini de 66,70 TL olarak ilan etmesi nedeniyle, kampanyanın isminden de anlaşılacağı gibi o tarihten itibaren herhangi bir üst limit konulmadığının da açıkça görüldüğünü ifade etmişti.



Hakim Kaya, davacı tüketicinin bu kampanya kapsamında abone olarak telefonuyla sürekli görüşmeler yaptığının görüldüğünü ve bir aylık sürenin büyük bir bölümünün telefonda görüşme yapılarak geçirildiğini anlatarak, tüketicinin bu kampanyayı kötüye kullandığının anlaşılmasına rağmen davalı şirketin bir kampanya başlattığı, bununla ilgili reklamlar ve ilanlar yaptığı ve taahhüdünü yerine getirmesi gerektiğini bildirmişti.



Kararında, ''Satıcı şirketin açık taahhütleri karşısında tüketicinin kötü niyetli hareket etmesinin bir önemi bulunmamaktadır. Zira davalı şirketin reklam ve ilanları tüketiciye bu hattı sınırsız şekilde kullanma olanağı sağlamıştır'' ifadelerini kullanan Hakim Kaya, bu durum karşısında tüketicinin taleplerinin haklı olduğunu belirterek, tüketiciye gönderilen 7 bin 576 TL'lik faturanın 66.70 TL'den fazla kısmının iptaline karar vermişti.


AA