güvenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güvenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2015 Pazar

Araç kiralamada yeni dönem! Polise bildirilecek

Araç kiralama şirketleri, bundan sonra kiraladıkları aracın ve kiralayan kişinin tüm bilgilerini emniyete bildirecekler.

‘Kimlik Bildirme Kanunu’nda yapılan değişiklikle, firmalar, otomobil kiralayan kişinin kimlik bilgileri ile kiraladıkları araç bilgisini eş zamanlı olarak güvenlik güçlerine bildirilme zorunluluğu getirildi. Böylece, araç kiralayanların bilgileri oluşturulan bilgi bankasına anında yansıyacak. Bilgiler, Genel Bilgi Taraması’na (GBT) tabi tutulacak; şüpheli bir durumu olan, terör örgütleriyle bağlantılı olabilecek kişilere anında müdahale edilebilecek.

7 Şubat 2015 Cumartesi

Toshiba’dan şifre paneline sahip yüksek güvenlikli USB bellek


Veri depolama ve aktarımında sıkça kullandığımız USB bellekler yeterince iyi bir güvenlik sağlamıyor ve bu da özel verilerin korunmasını güçleştiriyor. Toshiba'nın şifre panelini kendi üzerinde barındıran USB bellekleri ise belleğin sahibinden başkasının verilere ulaşmasını neredeyse olanaksız hale getiriyor.

16 Ekim 2013 Çarşamba

Alışveriş merkezindeki hırsızlıktan alışveriş merkezi sorumlu

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, gazeteci Gülperi Erçetingöz'ün çantasının çalındığı alışveriş merkezi aleyhine açtığı 75 bin lira tazminat davasını reddeden yerel mahkemenin kararını bozdu.

Yüksek Mahkeme'nin gerekçeli kararında, "Sıradan bir iş yeri olmayan davalı şirkete ait mağazanın, gelen müşterinin mal güvenliğini ve özellikle kendi muhafazasına terk edilmiş bir eşyasını asgari özen yükümlülüğüyle korumak ve kollamak zorundadır" denildi.

Gazeteci Gülperi Erçetingöz, 4 Nisan 2009'da, kızıyla Ümraniye'de bir alışveriş merkezine gitti. Erçetingöz, elektronik bölümünde alışveriş yaparken çantasını, alışveriş yaptığı sepetli arabanın içine koydu.

Kısa bir süre sonra çantasının çalındığını fark eden ve kızıyla birlikte mağazanın güvenlik personeline başvuran Erçetingöz, alışveriş yaparken kendisini takip eden bir şahıstan şüphelendiğini belirterek, bu kişinin yakalanması için kapıların kapatılmasını ve güvenlik kameralarına bakılmasını talep etti.

Bu talebi kabul edilmeyen Gülperi Erçetingöz, hırsızlık olayının yaşanmasından bir süre sonra avukatı Ömer Durak aracılığıyla İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi'nde, hırsızlıktan doğan zararının karşılanması için tazminat davası açtı.



18 bin lira değerinde pırlanta yüzük

Dava dilekçesinde, çalınan çantanın içinde "18 bin lira değerinde tek taş pırlantalı altın yüzük, 2 bin liralık iki cep telefonu, şahsi araca ait kontak anahtarı, ruhsat, 700 lira nakit para, 600 lira değerinde makyaj malzemesi ve iki güneş gözlüğü" bulunduğu belirtilerek, davalı şirket yöneticilerince, güvenlik kameralarından hırsızın eşgalinin belirlenmesi talebinin, "mağazanın içinde güvenlik kamerası olmadığı" gerekçesiyle reddedildiği aktarıldı.

Dilekçede, 25 bin lira maddi ve 50 bin lira manevi olmak üzere toplam 75 bin lira tazminatın, hizmet kusuru bulunan davalı şirketten alınarak davacı Erçetingöz'e verilmesi talep edildi.

5 bin liralık hediye çeki iddiası

Davalı şirket tarafından mahkemeye sunulan cevap dilekçesinde, mağazada her türlü güvenlik önleminin bulunduğu belirtildi.

Davada tanık olarak dinlenilen davacı Gülperi Erçetingöz'ün kızı, "annesinin 18 bin liralık yüzükle alışveriş yapmak istemediği için çantasına koyduğu, avizelerin reyonunda çantayı arabaya bıraktığı, arabayı kendisinin tuttuğu, avizeleri seçerken 15 saniye içinde arkasını döndüğü sırada çantanın alındığını fark ettiği ve güvenlik görevlisine bildirip şüpheliyi kişiyi söylediği"ni ifade etti. Erçetingöz'ün kızı, mağaza yetkililerinin olayın kapanması için kendilerine 5 bin liralık hediye çeki teklif ettiğini ve çantanın fiyatıyla bile eşdeğer olmayan bu teklifi reddediklerini anlattı.

"Davacı ve eşi gazeteci olduğu için.."

Davayı karara bağlayan İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi Hakimi Sevtap Kaya, davanın reddine ve mahkeme masraflarının davacı Erçetingöz'ün üzerinde bırakılmasına karar verdi.

Gerekçeli kararda, davacının eşyalarının güvenliğinden sorumlu olduğu vurgulanarak, davalı mağazanın, alışveriş için iş yerine gelen müşterinin mal güvenliğini, özellikle kendi muhafazasına terk edilmiş bir eşyasını, asgari özen yükümlülüğünde korumak ve kollamak yükümlülüğü bulunduğu kaydedildi.

Kararda, ancak kişinin kendi kusuru ile sebep olduğu zarara katlanmasının genel hukuk ilkelerinden olduğu hatırlatılarak şöyle devam edildi:

"Davacı kendi muhafazasında olan çantasını alışveriş yaptığı mağazaya ait alışveriş arabasının içine kontrolsüz olarak bırakarak çalınmasına imkan vermiştir. Beyanlara göre çantanın kendisi ve içindekiler çok değerlidir. Davacının kendisi ve eşinin gazeteci olduğu, davacı vekilinin beyanlarından anlaşılmaktadır. Türkiye'de ve özellikle İstanbul'da alışveriş merkezlerinde alışveriş arabalarına müşterilerin özel eşyalarının konulmaması için sıklıkla anonsların yapıldığı, müşterilerin uyarıldığı bilinmektedir. Davacı ve eşi gazeteci olduğu için sık sık yazılı ve görsel basında alışveriş arabalarından yapılan hırsızlıklara ilişkin haberlerin çıktığını, bunlardan haberdar olduklarını kabul etmek gerekir. Davacı kendi muhafazasında bulunan, içinde değerli eşyalarının bulunduğu, sırf kendisi bile değerli olan çantasını alışveriş arabasının içine bıraktığını beyan etmiştir. Üstelik davacının tanık olan kızının ifadelerinde, kendilerini takip eden şüpheli bir şahsın arkalarından mağaza içinde kendilerini takip ettiği, alışveriş arabasının üzerinden uzanarak reyondan malzeme almaya çalıştığının gördüklerini ancak önemsemediklerini söylemişlerdir. Bu dahi çantanın çalınmasında davacının olayda ağır kusurlu olduğunu göstermektedir."

 "Kolayca çalınma imkanı yarattı"

Davacı Erçetingöz'ün hırsızlık olabilecek bir ortamda çantasını daha güvenli bir şekilde koruması ve daha dikkatli olması gerektiği aktarılan kararda, "Davacı çantasını içindeki değerli eşyaları olduğu ve eşgalini net verdikleri şüpheli bir kişinin kendilerini takip ettiğini fark edip sık sık alışveriş arabasının üzerine uzandığını görmesine rağmen, kontrolsüz bir şekilde alışveriş arabasına bırakarak, kolayca çalınma imkanı yaratmıştır. Bu durumda şüphelendiği şahsı güvenlik görevlilerine çalınma hadisesi olmadan bildirmemiş olması, eşyalarını ve çantasını arabaya koyması durumunda ağır kusurlu olan davacının bu sorumluluğunu davalıya yükletmek hakkaniyete aykırıdır" ifadeleri kullanıldı.

Yargıtay'ın "mal güvenliği" kriteri

Davacı Gülperi Erçetingöz'ün avukatı Ömer Durak, yerel mahkemenin kararını temyiz etti.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını davacı lehine oybirliğiyle bozdu. Yüksek Mahkeme'nin gerekçeli kararında, sıradan bir iş yeri olmayan davalı şirkete ait mağazanın, gelen müşterinin mal güvenliğini ve özellikle kendi muhafazasına terk edilmiş bir eşyasını asgari özen yükümlülüğüyle korumak ve kollamak zorunda bulunduğu kaydedildi.

Kararda, davalı şirkete ait iş yerine gelen müşterinin yapılan reklam ve hizmete güvenerek geldiği, müşterilerin davalının hakimiyeti alanında olduğu ve müşterilerin zararlandırıcı eylemlerden korunması gerektiği kabulünün zorunlu olduğu vurgulandı.

İş yerlerinin öncelikle kişilerin kişisel eşyalarını korumada kendilerinden beklenen özeni gösterdiklerini kanıtlamalarının gerektiği ve sonrasında da tarafların olayda kusur ve sorumluluğunun incelenmesi gerektiği belirtilen kararda, "Maddi tazminat istemi yönünden tarafların müterafik kusur oranlarının tespiti yönünde inceleme yapılarak hasıl olunacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir" denildi.

"Özenli davranmak zorunda"

Yüksek Mahkeme'nin kararını değerlendiren Gülperi Erçetingöz'ün avukatı Ömer Durak, Yargıtay'ın kararının marka ve belirli tanınmışlığa ulaşmış mağazaların, müşteri güvenliği açısından çok daha özenli davranmak zorunda olduklarını gösterdiğini ifade etti.

Durak, "Bu kararın kesinleşmesinden sonra bütün büyük mağazalarda oluşabilecek hırsızlık olaylarında mağazaların sorumluluğu söz konusu olabilecek ve bu karar içtihat haline gelebilecektir" dedi.

Kaynak: Hürriyet

26 Şubat 2013 Salı

Şifreniz bunlardan biriyse hemen değiştirin


Emniyet yetkilileri vatandaşlara şifrelerinde tuttukları futbol takımının kuruluş yıl dönümü veya '123456' gibi kolay tahmin edilebilecek rakamları seçmemeleri uyarısı yaptı.

Vatandaşların ATM'lerde ve pos cihazlarına şifre girerken elleriyle tuşları kapatmasını ve şifre seçiminde daha duyarlı olması tavsiye edilerek, "Eğer kullanıyor isek kredi kartımızın limitini yeniden düzenleyelim. Kullanmıyor isek yurt içi ve yurt dışı sanal alışveriş kullanımına kartımızı sınırlayalım. Kredi ve banka kart şifresini doğum tarihi veya tuttuğumuz takımın doğum tarihi yapmaktan kaçınalım. Bu dolandırıcıların işine yarar. Kredi/banka kartımızı güvenmediğimiz kişilere vermeyelim, emanet etmeyelim. Çalındığı veya kaybolduğunu düşündüğümüzde derhal müşteri hizmetlerini arayarak kartı kullanıma kapatalım" dedi.



"KOLAY ŞİFRELER KULLANMAYALIM"

Kullanılan her şifrenin özellikle harf, rakam ve simgelerden oluşan karmaşık bir şifre olup olmadığını kontrol edilmesi gerektiğini dile getiren emniyet güçleri, "Kullandığımız her şifrenin en az 6 haneli olmasına dikkat edelim. Kullanılan şifrelerin unutulması durumunda sorulacak gizli soru ve cevapların kontrol edilerek kolay bulunabilecek cevaplar olmadığına dikkat edelim. Tüm şifrelerin birbirinden bağımsız olup olmadığını kontrol edelim. Yapılan araştırmalarda dünyanın en çok kullanılan şifresi, yine İngilizcede 'şifre' anlamına gelen 'password' oldu. Listede ikinci sırayı kolaylığıyla ünlenen '123456', üçüncü sırayı da '12345678' aldı. Şifre lerimiz kesinlikle kolay tahmin edilebilir olmamalı" uyarılarında bulundu. Uzmanlar oyun vb. sitelerinde mail şifrelerinin asla kullanılmamasını istedi.

Kaynak: İHA

20 Aralık 2012 Perşembe

Pronet Güvenlik Hizmetleri Şikayeti

2011 yılı Aralık ayında kapatmak zorunda olduğum firmamın Pronet aboneliğini kapatmak istedim. Bunun için 1 senedir uğraşıyorum, henüz beceremedim. Her ay borcumu artırıyorlar. Kendileriyle defalarca telefonda görüştüm. Boşalttığım ofise gitmeden 1 saat önce beni arayın, anahtarları alıp geleceğim diyorum, ama onlar ısrarla habersiz gelip kimse yok diye gidiyorlar. Şimdi de 120 USD söküm ücreti diye bir şey çıkardılar. Abone olurken bundan asla bahsetmediler, hatta istediğiniz zaman ücretsiz olarak iptal ediyoruz demişlerdi. Şimdi her ay beni arayıp farklı farklı evraklar ve dilekçeler istiyorlar. İşi zora koşuyorlar. Şimdi de avukata vermişler, eve haciz getirmekle tehdit ediyorlar. Yani, vermedikleri hizmetin bedelini istiyorlar. Bu firmadan şikayetçiyim.

Oğuz Yarsoy


8 Ekim 2012 Pazartesi

Kayıp kimlikle gelen büyük tehlike!


Kimliğini kaybedenler dikkat! Kimliğini kaybettikten sonra herhangi bir yasal başvuru yapmayıp ve ilan vermeyip sadece kimliğinin yenisi çıkartanları büyük bir tehlike bekliyor. Nüfus cüzdanı kaybedilince ne yapmalı?

Dolandırıcılar kayıp ve çalıntı kimliklerle bankalara başvurup kimlik sahibi adına kredi kartı çıkarıp kredi başvurusunda bulunup büyük meblağlarda dolandırıyor. Gelen icra ile şok olan kayıp kimliğin sahipleri ise mahkemenin yolunu tutuyor.

Seneler önce kaybettiğiniz kimliğiniz seneler sonra karşınıza büyük bir borç ve icra kağıdı ile çıkarsa ne yaparsınız? İşte kayıp kimlikleri nedeni ile mağdur olan vatandaşların şikayetleri şöyle:



Kayıp Kimlikle Kredi Kartı Aldı
"2006 yılında kayıp olan kimliğimle bankaya başvuran bir vatandaşa; 'Sen kimsin' diye sormadan kredi kartı verip, bu kredi kartını kullanmasına müsaade edip, bu borcunda sorumlusu olarak beni gösterdiler. Yaklaşık 2 sene bu sıkıntılarla uğraştım. Kimi zaman hesaplarımı bloke ettiler. Ticari itibarımı zedelediler. En sonunda borcun bana ait olmadığını kabullendiler ve bununla ilgili yazılı bir evrak gönderdiler. Geçtiğimiz günlerde kredi başvurusunda bulundum. Daha önce kredi kartı ile ilgili bir sorun yaşadığımı (az önce anlattığım mesele) bahane edip reddettiler. Bankadan şikayetçiyim. Umarım başka mağdurlar yoktur."

Kayıp Kimlikle 13 Bankaya Başvurdu
"Kimliğimi kaybetmiştim. Yenisini çıkarttıktan sonra kayıp kimliğim ile 13 bankaya kredi başvurusu yapıldığını öğrenince şok oldum. Benim gibi birçok tüketicinin olduğunu öğrendim acil önlem alınması gerekiyor."

Kredi Kartı Başvurularını İnternetten Yapıyorlar!
"Çok değerli hukuk insanları benim babamın başına gelmiş ve içinden çıkılması çok zor bir durumla karşı karşıyayız. Babam bundan seneler önce kimliğini kaybetmişti. O zaman için herhangi bir ilan filan vermedik gidip kimliğin yenisini çıkardık sadece. Şimdi değişik bankalardan alınmış kredi kartı borçları geldi ama babam bu bankalardan kart almadı. Bazı borç gelen bankalardan da kredi kartı mevcut ama onlarında ödemesini düzenli olarak yapıyor zaten. Başvuruların tamamı internet üzerinden yapılmış ve ortada bir kimlik fotokopisi filan yok. Biz bu gibi bir durumda ne yapmalıyız acaba?"

Ne Yapılması Gerekiyor!
Kaybettiğiniz gün eski cüzdanınızın hükümsüz kılınabilmesi için gerekli yasal başvuruları yapmanız gerekmektedir.

Bununla ilgili olarak:

1) Nüfus cüzdanlarının kaybedildiğine veya çalındığına dair gazete ilanı vermek.
2) Emniyete ve
3) Vergi Dairesine nüfus cüzdanı kaybını bildirmek gerekiyor.

Emniyet birimlerince düzenlenmiş nüfus cüzdanının çalınmış ya da kaybedilmiş olduğuna ilişkin belgenin aslının vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir. Nüfus cüzdanını kaybeden veya çaldıran kişilerin emniyetten aldığı tutanak ve birde dilekçe eşliğinde bir vergi dairesine başvurması durumunda kayıp olan nüfusunun bilgisi sicil kayıtlarına alınıyor. Kaybedilen nüfus cüzdanını bulan kötü niyetli 3.kişi herhangi bir dolandırıcılık yapmak isterse sistem uyarı veriyor."

7 Ekim 2012 Pazar

Siber Suçlar

Güvenlik internette her zaman çok önemli. İnternette her zaman dikkatli davranmak gerekiyor. Çalınan kredi kartı ve diğer özel bilgilerin verdiği zarar, maalesef milyonlarla ölçülüyor.


Günümüzde interneti en önemli haberleşme araçlarından ve haberleşmenin en önemli noktalarından birisi de güvenlik. Artık güvenlik tarih sahnesinde hiç olmadığı kadar önemli, özellikle de internette dolaşırken ve işlemler yaparken. Hepimiz kendi hakkımızdaki tüm bilgileri internete yansıtıyor, alışveriş yapıyor ve haberleşiyoruz.

Siber suçlar aslında kısacası internet kanalı ile işlenen suçların tamamı. İnternetin hayatımıza girmesi ile birlikte gerek teknik, gerekse de ihmalden kaynaklı açıklar doğrultusunda çok büyük zararlar oluşabiliyor. Zararların kimi zaman rakamlarla belirtilse de kimi zaman da bu saldırıların kişi ya da kurumları itibar kaybına uğrattığı da bir başka gerçek.



Tehditler artık mobil ve sosyal
Ünlü anti virüs yazılımı Norton tarafından hazırlanan raporlara göre Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kişi siber suç mağduru ve bu siber suçların toplam maliyeti tam 1 milyar Türk Lirası. Yani ciddi bir ekonomi dönüyor ve artık saldırılar özellikle mobil taraftan ya da sosyal medyadan da geliyor. Burada bilinçli kullanımın önemini anlamak mümkün, kimi zaman çekilen fotoğraflarda özel bilgiler farkında olmadan tüm dünya ile paylaşılıyor. Kredi kartının fotoğrafını çekerek paylaşanlar da, oturumunu açık unutarak bilgisayar başından gidenler de aslında siber saldırılara davetiye çıkarıyor. Bu yüzden mobil telefonlarda şifre kullanmak, sosyal medyada ise çok dikkatli olmak şart.

Güvenlik IQ’su Türkiye’de düşük
Global raporlarla karşılaştırıldığında siber suç tehditlerinin farkında olmayan ve bu tür tehditlere karşı kendilerini nasıl koruyacaklarını bilmeyen kullanıcılar Türkiye’de bir hayli yüksek. Ancak bu oran Türkiye’de yüksek olsak da güvenlikle ilgili en önemli etkenlerden biri güçlü şifre kullanımında Türkiye iyi durumda, Türk kullanıcılar güçlü ve karmaşık şifreler kullanmayı seviyor.
Bilgisayarlarımız internete bağlı olduğumuz müddetçe maalesef risk var. Burada en önemli nokta, başımıza kötü bir tecrübe gelmeden gerekli güvenlik önlemlerini gerek yazılımlar aracılığıyla, gerekse de kullanım bilinci ile almak.

Kaynak: Shiftdelete

28 Ağustos 2012 Salı

Şifresini kaptıran sonucuna katlanır


Yargıtay kart şifresini kaptıranlara 'Gizliliğini koruyamıyorsan kusur sendedir' dedi.

Samsun'da bir vatandaş, bir internet sitesine kart bilgilerini girdi. Şifreler korsanlarca ele geçirildi. Olay üzerine dava açan vatandaş, zarardan bankayı sorumlu tuttu. Yargıtay ise 'Gizliliğini korumak senin görevin' kararı verdi.


Akşam Gazetesi'nden Aslı Işık'ın haberine göre; yargıtay, kredi kartı şifresi ve bilgilerinin kötü niyetli üçüncü şahıslar tarafından öğrenilmesinden doğan zararlarda, sorumluluk kriterlerini belirledi. Kart bilgilerinin gizliliğini kendi kusurundan kaynaklanan sebeplerle koruyamayan tüketici, ortaya çıkan zarardan asli sorumlu olacak. Ancak Yargıtay, kart dolandırıcılığı olaylarında bankalara düşen yükümlülüklere de dikkat çekti ve bunların yerine getirilmemesi halinde, zarardan bankaların da sorumlu olacağına karar verdi. Yargıtay 13'üncü Hukuk Dairesi'nin kararına konu olay 2009 yılında Samsun'da yaşandı.



Arama motorundan rastgele ulaştığı bir internet sitesine kredi kart bilgilerini veren tüketicinin şifresi, kötü niyetli üçüncü şahıslar tarafından öğrenildi. Tüketicinin kusurundan kaynaklanan bu durumdan faydalanan dolandırıcılar, internet üzerinden kart bilgilerini kullanarak, her seferinde 150 lira olmak üzere dört ayrı işlemde toplam 600 liralık alışveriş yaptılar. İnternetten gerçekleştirilen belgesiz alışverişi fark eden banka, dolandırıcılık olasılığına karşı kredi kartını bloke etti, ancak bu gelişmeyi kart sahibine bildirmedi. Kartın bloke edildiğini anlayan dolandırıcılar ise kendilerini kart sahibi olarak tanıtıp bankanın müşteri hizmetleri servisiyle bağlantıya geçip blokenin kaldırılmasını sağladılar. Ardından da, yine internet üzerinden belgesiz işlemle bin 600 liralık alışveriş daha gerçekleştirdiler.

NİYE HABER VERMEDİN?

Bu gelişme üzerine banka, kart sahibine telefonla ulaşarak internet üzerinden yapılan işlemlerle ilgili bilgi verdi. Toplam 2 bin 200 lira dolandırıldığını anlayan kart sahibi, internet üzerinden yapılan belgesiz alışverişlerin ve kartın bloke işleminin kendisine bildirilmemesi nedeniyle doğan zarardan bankayı sorumlu tutarak dava açtı. Davaya bakan yerel mahkeme, 'kredi kartı sahiplerinin, kimlik bilgisi, kod numarası ve şifre gibi gizlilik gerektiren bilgileri korumakla yükümlü oldukları' gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.

Banka da sorumlu

Davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 13'üncü Hukuk Dairesi kart bilgilerinin gizliliğini koruyamayan tüketicinin asli kusurunun yanı sıra, bankanın da kusuru oranında sorumlu tutulmasına karar verdi. Yargıtay'ın gerekçeli kararında, internet veya diğer iletişim araçlarıyla yapılan belgesiz alışverişlerin ve bu işlemler nedeniyle kredi kartının bloke edilmesi durumunun, kart sahibine zamanında haber verilmemesi, dolandırıcılık olayında bankanın kusuru olarak açıklandı.

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Banka ve GSM şirketine korsan faturası

Antalya'da bir bankanın internet sistemine giren hackerlerin bir müşteri bilgilerini ele geçirip hesabındaki parayı boşaltması ile ilgili Yargıtay zararı kimin ödeyeceği konusunda son sözü söyledi.


12 Ocak 2009'da Seyit Yılmaz'ın kimlik bilgileriyle sahte nüfus cüzdanı örneği düzenleyen bilgisayar korsanları (Hacker) bir GSM bayisinden Yılmaz'ın cep telefonu aboneliğini iptal ettirdi. Daha sonra internet bankacılığı sistemine giren hackerler, Seyit Yılmaz'ın hesabındaki 30 bin 500 lirayı, başka bir şubede açılmış hesaba aktardı. Hesabının bulunduğu banka, para hareketini Yılmaz'ın iptal edilen telefonuna mesaj olarak gönderdi. Bu mesaj, hattı kapalı olduğu için Yılmaz'a ulaşmadı.

Banka görevlileri, ertesi gün başka bir numaradan Yılmaz'a ulaşarak, hesabındaki paranın bir başka bankaya aktarıldığını bildirdi. Seyit Yılmaz ise böyle bir işlem yapmadığını belirterek, "Nasıl benden teyit almadan parayı aktarırsınız" diye itiraz etti.



BANKA VE GSM ŞİRKETİNE DAVA AÇTI 

Hem bankaya hem de cep telefonunu kendi bilgisi dışında kapattığı gerekçesiyle GSM şirketi aleyhine Antalya Tüketici Mahkemesi'nde dava açan Seyit Yılmaz, zararının faiziyle birlikte telafisini istedi. Mahkeme, gerekçeli kararında GSM şirketi ile bankayı sorumlu tuttu. Mahkeme, paranın banka ve GSM firması tarafından ortak olarak yasal faiziyle birlikte Seyit Yılmaz'a ödenmesine hükmetti.

PARA 55 BİN LİRA OLARAK ÖDENDİ 

Banka ve GSM firmasının avukatları, kararı Yargıtay'a taşıdı. Geçen yılın son günlerinde Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'ne giden dosya kısa süre önce karara bağlandı. Yargıtay 13'üncü Hukuk Dairesi, kimlik bilgilerini kontrol etmeden Seyit Yılmaz'ın GSM hattını iptal eden ve hesaptaki parayı bilgisayar korsanlarınca başka bir hesaba aktaran banka aleyhine verilen kararı onadı. Buna göre banka ve GSM firması 3 yıl aradan sonra 30 bin 500 TL'yi yasal faiziyle birlikte Seyit Yılmaz'a yaklaşık 55 bin lira olarak ödedi.

Seyit Yılmaz'ın avukatı Cengizhan Gököz, "Yargıtay Antalya Tüketici Mahkemesi'nin kararını onayarak içtihat haline getirmiştir. Artık ne banka (Ben mesaj gönderdim) ne de GSM firması (mesaj yerine gitmemişse benim sorunum değildir) diyemeyecek" diye konuştu.

Kaynak: Radikal

28 Haziran 2012 Perşembe

23 Milyon Ehliyet Değişecek


Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Dairesi Başkanlığı, sürücü belgelerini AB kriterlerine uygun hale getirmek üzere başlattığı çalışmada sona yaklaştı.
Çalışmaların tamamlanmasıyla 23 milyon vatandaşın ehliyeti değiştirilecek. Yeni ehliyetler, Avrupa Birliği  ülkelerinde de geçerli olacak.
Yeni ehliyetlerde sahteciliğin önüne geçilmesi için güvenlik üst düzeyde tutulacak. Ehliyetler, fiziki olarak AB ülkelerinde kullanılan sürücü belgesine uygun olacak.
Polikarbonat malzemeden lazer baskı ile üretilecek sürücü belgeleri, özel renk ve mikro harfler içeren karmaşık bir tasarıma sahip olacak. Kartın içerisinde, ultraviyole ışığa tutulduğunda görülen yazı ve şekiller bulunacak.
Yeni ehliyetlerin gelecek yıldan itibaren verilmesi planlanıyor. Bu ehliyetler, AB ülkelerinde de geçerli olacak.

23 Haziran 2012 Cumartesi

İnterneti paylaşırken dikkat!


Yüksek hızda bağlantı imkanı sunan fiber interneti etrafınızdaki kişilerle paylaşmayı düşünüyorsanız, bir kere daha düşünmenizde fayda var. Bazı internet servis sağlayıcılarının 1000 Megabit'e kadar sunduğu fiber internet seçenekleriyle beraber yüksek hızda bağlantıyı yasal olmayan bir şekilde başkalarıyla paylaşmak, hiç beklemediğiniz sıkıntıları doğurabilir. Daha önceleri kablo ile yapılan paylaşımlar, kablosuz internet dağıtıcılarının gelişmesiyle beraber, Wi-Fi üzerinden tercih ediliyor. Söz konusu yasal olmayan paylaşımlar, bazen bilinçli olarak yapılırken bazen de güvenlik bilgisi yeterli olmayan abonelerin modemlerine şifre koymamasıyla ya da çok kolay tahmin edilecek şifreler koyulmasıyla gerçekleşiyor.



Suça ortak olabilirsiniz
Bu paylaşımlar, internet üzerinden işlenen suçlarla ilgili olarak aboneyi zor duruma düşürebiliyor. İnternetin paylaşıldığı kişilerin işlediği suçlar, bu imkanı sunan abone üzerinden gerçekleşmiş gibi görünebiliyor.
Gerçeklerin ortaya çıkması ise sayısı hızla artan bilişim hukuku uzmanlarına rağmen uzun sürebiliyor. Turkcell Superonline yetkilileri, bu konuda internet kullanıcılarının bilinçli olması için bazı çalışmalar yürütüyor.
Firma, fiber internet ilk sunulduğunda bir modem üzerinden sadece 5 cihazın bağlantı verirken, aradan geçen süre içinde ev ve iş yerlerinde daha fazla cihazın internete bağlanması ve gelen taleplerin değerlendirilmesiyle beraber bu sayıyı 30'a çıkarmış durumda.

En fazla aynı anda 30 kullanıcı
Öyle ki, evde sadece bilgisayarlar değil, tabletler, akıllı telefonlar hatta TV'ler bile kablosuz internet üzerinden veri transferi yapıyor. Bu artışla beraber modem başına en fazla 30 kullanıcının aynı anda internete bağlanabiliyor olması makul gibi görünüyor.
Yüksek hızda internetin bu imkanlarından faydalanırken yasal olmayan paylaşımlar nedeniyle başınızın ağrımasını istemiyorsanız, aboneliğinizi başkalarıyla paylaşmamanızı ve modem güvenliğinizi sağlamanızı tavsiye ediyoruz.
Gerekirse, modem şifrenizi 3 ayda bir değiştirmelisiniz.

Tek şifreyle sanal alışveriş başlıyor


'Express' adı verilen uygulama, sisteme üye internet sitelerinde tek bir şifre ile alışveriş olanağı sağlayacak.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM), elektronik ticareti (e-ticaret ) güvenli şekilde geliştirme iddiasını taşıyan bir sistem kurduğunu açıkladı.



'Dünyada bir ilk'

Bu amaçla, dün iş ortaklarıyla birlikte basın toplantısı düzenleyen Genel Müdür Soner Canko, Ekspres adı verilen sistemin hem 'dünyada bir ilk' olduğunu hem e-ticareti 'patlatacağını' söyledi. Djital cüzdanın önemli bir aşaması olan sistem, banka ve kredi kartı kullanıcılarının 'bkmexpress.com.tr' sitesine ücretsiz üye olmaları ve belli bilgilerle kendilerini tanımlamaları temeline dayanıyor. Bu tanımlamadan sonra kullanıcıların her alışveriş sitesi için ayrı ayrı kart bilgisi ve numarası bildirmesine gerek kalmayacak.

'Sorumluluk bizde'

Halen sistemde kart pazarının yüzde 90'ına sahip 9 banka ve Türkiye'nin önde gelen 21 sanal alışveriş sitesi bulunuyor. Genel Müdür Canko, sistemin tüm bankalara ve sanal POS sistemi olan şirketlere açık olduğunu söyledi.

Sistemle ilgili hukuki sorumluluğun BKM'de olacağını da belirten Canko, kullanıcılarından sınırlı özlük ve kart bilgisi alacaklarını, bu açıdan da uygulamanın çok güvenli olacağını açıkladı.

Para gönderme imkanı da olacak

BKM ekibinin bu proje için büyük çaba harcadığını belirten Soner Canko, yılın sonuna doğru sistemin para gönderme işlevinin de olacağını açıkladı. Zamanla sisteme mobil uygulama ve temassız ödeme de eklenecek.

Kaynak: Bugün Gazetesi

20 Haziran 2012 Çarşamba

Trump Towers'ta güvenlik sorunu



Arabasını Trump Towers valesine bırakıyorum zannedenler, araçlarını Kuştepe tinercilerinden almaya ve ölümden kıl payı kurtulmaya hazır olsunlar!

Trumps Towers'ta başlayan ve Şişli Etfal'de biten kabus bir geceyi paylaşmak istiyorum. Benzerlerinin yaşanmaması için lütfen sonuna kadar okuyunuz ve arkadaşlarınızla paylaşınız. Bir gün sizin de başınıza gelebilir.



Oğlum ve yeğenimle sinema keyfi yapmaya karar verdiğimiz geçen Cumartesi gecesi, film izlemeye Trump Towers'a gittik. Binanın parking alanına tam girecekken bir görevli bizi durdurdu ve aracımızı valeye bırakmamızı, bizim için daha kolay olacağını söyledi. 'Peki' dedik, valeye bıraktık ve film keyifle başladı, ancak korku filmlerinde olabilecek şekilde sonlandı.

Film sonrası, ben küçük bir alışveriş kaçamağı yapmak için biraz daha binada oyalanırken, oğlum ve yeğenim valeye gelip aracımın getirilmesi için bileti görevlilere teslim etmek istemişlerdi.İlk şok buradaydı. Arabayı getirip bize teslim edeceklerine 'Anahtarınız burada, aracınız karşıda, gidin kendiniz alın.' dediler.Trump Towers'a ait özel bir alanda park edileceğini düşündüğümüz araç, binanın önünde İşpark'a bırakılmış-ki lokasyon güvenliği sebebiyle aracımı Trump Towers dışında bir yere bırakmak isteyeceğim son şey olurdu-. Çocuklar her ne kadar olayı tuhaf bulsalar da ben gelene kadar arabayı almak için park edildiği yere gitmişler. Ancak ne görsünler, arabanın üzerinde bir grup genç oturmuş tiner partisi yapıyor. Trump Towers'ın valesi ve güvenliği de bizim onlara emanet ettiğimiz arabanın uzerinde Kuştepe tinercilerinin oturduğunu gördükleri halde, o kadar süre boyunca hiç ses çıkarmıyorlar.

Ben binadan çıkarken karşılaştığım manzara ise en korkuncu idi. Ne Trump Towers valesi ne de güvenlikten yardım alamayan, savunmasız kalan oğlum ve yeğenim, çocukları arabanın üstünden inmeye ikna edemediği gibi, ekstra artan sayılarıyla kabadayılanan tinercilerin karşısında onları rahatsız ettikleri gerekçesiyle 'suçlu' ilan ediliyorlar ve saldırıya uğruyorlar. Feci bir şekilde kendilerinden 6 kat daha fazla sayıda tinerci tarafından dövülüyorlar.
Ben de hemen polis çağırmaya yeltenince, durumdaki sorumlulukları sebebiyle aslında mahcup ve yardımcı olmaları gerektiği halde Trump Towers'in güvenliği ve valesi bizi oradan uzaklaştırmaya çalışıyor, 'Orası Trump Towers'in mülkiyeti değil, İspark alanı, zaten araçta hasar yok, büyütmeyin'. diyorlar.
'Oraya arabamı siz koydunuz, ben koymadım ayrıca arabam önemli değil, oğlum ve yeğenim dövüldü, ya tinercilerden birisi bıçak çekseydi (daha sonra bıçaklanan birisini Şişli etfalde gördük)bina olarak ne malımın ne de canımın güvenliğini sağladınız' dediğimde de bir kabadayılık da bana yapıyorlar.
Sonra ne mi oldu, sabaha kadar Şişli Etfal'de tedavi, karakol, tutanaklar ve kabus dolu bir gece.
Lütfen Trump Towers'a gitmeden önce bir kez, aracınızı güvenlik ya da valeye teslim etmeden önce iki kez düşünün! Maalesef bir mekanın adını Trump Towers koyabilirsin ama bunu tinercilerin ortasına yaparsan ve yönetim olarak da aynı zihniyette adamları işbaşına koyarsan sonuç bu.
Sesimizi duyurmamıza destek olun ve lütfen bu yazıyı paylaşın.

Fatma Meydaner

13 Haziran 2012 Çarşamba

Bedava antivirüs sorun oldu


Microsoft'un Windows 8'le gelen anti-virüsü Windows Defender, aslında büyük bir tehlikeyle geliyor.
Windows 8'in piyasaya sürülmesi ile birlikte Windows Defender'ın gelişmiş bir sürümü de onunla birlikte ortaya çıktı. Bu da Windows 8'de, önceden kurulmuş bir virüs koruma programı içermesi anlamına geliyor. Ancak diğer antivirüs devleri, bu uygulama nedeniyle Microsoft'a kızgın. Bu kızgınlığın nedeni ise, düşündüğünüz gibi Microsoft'un Windows'a anti-virüs eklemesi değil.


McAfee Pazarlama Müdürü Gary Davis'e göre, OEM PC üreticileri, Windows 8 ile birlikte hangi virüs koruma programını sisteme dahil edeceklerine kendileri karar veriyor. Bunun da nedeni şu: Pek çok üretici, bir deneme sürümüne bilgisayarlarında yer verdiğinde yazılımı geliştiren şirketten komisyon alıyorlar. Windows Defender ise her zaman için ikinci seçenek konumunda. Birden fazla virüs programı birbiri ile düzgün çalışmadığından Microsoft, kullanıcıların sorun yaşamaması için Windows Defender'ı varsayılan olarak devredışı bırakıyor. Yani Yazılım sistemde kurulu olsa da çalışmıyor.

Ne var ki bu strateji bir güvenlik açığı yaratıyor. Eğer bir kullanıcı, makinasındaki deneme sürümünü satın almak istemezse, anti-virüs güncellemeleri durduruyor. Microsoft ise, Windows Defender'ı, diğer anti-virüs yazılımı 15 gün boyunca güncellenmezse devreye girecek şekilde ayarlamış durumda. Kullanıcılar ise, Windows Defender'ın zaten sistemlerini koruduğunu düşünüyor. İşte bu yüzden, sistem 15 gün boyunca korunmasız olarak kalıyor.

15 Mayıs 2012 Salı

Polisten bayanlara uyarılar


Genel olarak bayanlarımız yükte hafif, pahada ağır ve bilhassa altından yapılmış olan ziynet eşyasını kullanmaktan zevk alırlar. Bundan dolayı yankesicilik,  dolandırıcılık, kapkaççılık gibi hırsızlık olaylarına ve ziynet eşyalarının alınması esnasında meydana gelen boğuşmalarda yaralanmalara bazen de maalesef ölümlere maruz kalmaktadırlar.


Alışverişe çıktığınızda bilhassa semt pazarlarına gidişinizde tüm ziynet eşyalarınızı takarak çıkmayın. Semt pazarlarında ve büyük alışveriş merkezlerinde ziynet eşyalarını takanların kötü niyetliler tarafından takip edilebileceğini unutmayınız.

Alışveriş merkezlerinden veya semt pazarlarından dönerken kesinlikle ıssız yerleri tercih etmeyin. Apartmanınıza girerken arkanıza dönerek takip edilip edilmediğinizi kontrol ediniz.

Bu tür alışveriş merkezlerinde veya düğünlerde kötü niyetli olabilecek kişilere karşı dikkatli olun, dönerken de mümkün oluğunca yalnız dönmemeye gayret ediniz.

Semt pazarlarında alışveriş yaparken poşetlerin fazlalığından dolayı, yardımcı olmaya çalışan kişilere kısa süreli de olsa çantanızı emanet etmeyiniz.

Bu tür alışveriş merkezi, semt pazarı vb. yerlere giderken çantanızda çift cüzdan bulundurmak ve fazla miktardaki paranızı, kredi kartlarınızı, kimlik kartınızı, ehliyetinizi vb. değerli evrakınızı başka cüzdanda bulundurmak mağduriyetinizi önleyecektir.

Evinizin elektrik, su telefon, doğal gaz vb. donanım ve şebekelerini kontrol için geldiklerini söyleyen tamirci, tesisatçı, belediye görevlisi kılığındaki kişilere dikkat ediniz.

Resmi görevli olduklarını belirten kişilerden kimlik göstermelerini isteyiniz.

Kapıya gelen satıcı, dilenci, bohçacı, falcı vb. kişiler her zaman mal satmak için gelmezler. Kötü niyetli kişiler toplumun bu istemini her zaman kendileri için fırsat olarak değerlendirmek isterler. Bunlara karşı her zaman dikkatli olunuz.

Evinizde yalnız olduğunuz bir zaman kapınızı tanımadığınız kişilere açmayın. Kapınızda mutlaka zincir bulundurun. Önce kapı dürbününden bakın, sonra zinciri açmadan ne istediğini anlayın. Ancak tanımadığınız şahıslara kesinlikle kapınızı açmayınız.

Evden çıktığınız zaman bırakmak zorunda olduğunuz değerli eşyalarınızı alışılagelmiş yerlerin dışında ve en son düşünülen veya hiç düşünülmeyen yerlerde saklayınız.

Ziynet eşyalarınızı evde bırakma imkanınız olmadığından üzerinizde taşımak zorundaysanız, dikkat çekmemek için değerli takılarınızı örtecek giysiler giymeniz mağduriyete uğramanızı önleyecektir.

Toplu taşıma araçlarında seyahat ederken çantalarınızın kapaklarını iç yüze getiriniz veya çantanızı ön tarafında tutarak elinizle kontrol altına alınız.

Taşıtlarda seyahat ederken özellikle kucağında çocuk taşıyan bayanlara ekstra eşyalarını tutmayı teklif eden kişilere karşı dikkatli olunuz.

Kalabalık alış-veriş merkezlerinde veya marketlerde alış-veriş yaparken cüzdanınızı çantanızdan çok sık olarak çıkarmamaya, elinizde tutmaya, tezgah üstüne veya başka yerlere koymamaya dikkat etiniz.

Issız mahallerden geçmemeye özen gösteriniz.

Kaynak: Emniyet Genel Müdürlüğü

23 Nisan 2012 Pazartesi

USB Depolama güvenliğinde ses tanıma teknolojisi


USB belleklerde güvenlik amaçlı parmak izi tanıma teknolojilerini daha önce görmüştük. Ancak Voicelok firması, USB belleklerinde ses tanıma güvenliği kullanarak yeni bir yaklaşıma imza atıyor.

8GB kapasiteli cihaz, belirli frekans ve nüansları algılayarak sahibinin söylediği şifreyi tanıyor. 50 dolar fiyatlı cihaz hem PC, hem de Mac uyumlu. Ses tanıma özelliğini kullanmak için herhangi bir yazılım kurmak gerekmiyor. Ayrıca sesiniz kısıldığında da cihazı kullanabilmeniz için alternatif şifreleme metodları mevcut. USB belleği elimize alıp sürekli aynı kelimeyi bağırarak tekrar edeceğimiz günler yakındır.

Tüketici ürünlerine yeni güvenlik standardı


Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, çocuk bakım ürünleri ile kırtasiye ürünleri ve çocuk giysilerine ilişkin yeni güvenlik standartları belirledi. Bakanlığın, ''Tüketici Ürünlerinin Güvenlik Risklerinin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ''i Resmi Gazete'de yayımlandı.
1 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girecek tebliğe göre, çocuk bakım ürünlerinin üzerinde güvenli ve doğru kullanımla ilgili talimatların bulunması zorunlu olacak.



Söz konusu ürünlerde erişim alanı içinde çocuğun parmağının veya herhangi bir uzvunun sıkışabileceği hiçbir açık uçlu boru, çıkıntı, delik, hız tertibatı, cıvata veya açıklık bulunmaması gerekecek.
Metal malzemelerin korozyona karşı dayanıklı bir malzemeden yapılması veya korozyona karşı korunmuş olması, ahşap esaslı ve bitki orijinli malzemelerde de böcek tahribatı ve çürük bulunmaması şartı aranacak.
Yürüteçler, çocuk arabaları, beşikler ve çocuk karyolalarında kilitleme mekanizması ile ayarlama sistemi bulunması zorunlu olacak.
Ürünlerin kenarları, köşeleri ve çıkıntılarının yaralanma riskini azaltacak şekilde üretilmesi, kordonlar, ipler ve bağ olarak kullanılan diğer parçaların boğulma riski oluşturmaması gerekecek.
Çocuk bakım ürünleri hareketli parçalarının fiziksel yaralanma riskini en aza indirecek şekilde üretilecek.
Otuzaltı ayın altındaki çocukların kullanması için üretilmiş çocuk bakım ürünlerinin parçaları ve ayrılabilir parçaları, emme veya nefesle çekilmesini önleyecek boyutlarda olacak.
Piyasaya arz edilen çocuk bakım ürünlerinin ambalaj malzemelerinin boğulma riski taşımaması gerekecek.
Çocuk bakım ürünleri alev, kıvılcım veya ateş çıkartabilecek maddelerle doğrudan karşı karşıya kaldığında kolayca yanmayan (ateşin nedeni yok olur olmaz alevi sönen), tutuştuğunda yavaş yanan ve yanma süresini geciktirici maddelerden yapılacak.
-Kırtasiye malzemeleri ve çocuk giysileri-
Kırtasiye malzemelerine ilişkin de yeni güvenlik standartlarının yer aldığı tebliğe göre anılan malzemeler, fiziksel ve kimyasal özellikleri bakımından güvenli olacak.
Bu malzemelerin parçaları ve yayları fiziksel yaralanma riskini en aza indirecek şekilde üretilecek.
Ahşap esaslı ve bitki orijinli malzemelerde böcek tahribatı ve çürük bulunmayacak ve hijyenik olacak.
Oyuncak sınıfına giren ve 36 aydan küçük çocuklar için risk oluşturabilecek kırtasiye malzemelerinin üzerinde ''36 aydan küçük çocuklar için uygun değildir'' veya ''Üç yaşından küçük çocuklar için uygun değildir'' şeklinde uyarı bulunacak.
Bu arada, çocuk bakım ürünlerin de olduğu gibi tekstil ve plastik içerikli kırtasiye ürünleri de kolayca yanmayan, tutuştuğunda yavaş yanan ve yanma süresini geciktirici maddelerden yapılacak.
Öte yandan çocuk giysilerindeki kordon ve büzme iplerinin, boğulma ve fiziki yaralanma riski oluşturmayacak şekilde üretilmesi ve kolay alev almaması gerektiği de hükme bağlandı.
Yiyecek taklidi ürünler ya da ayrılabilir kısımları da tüketiciler ve özellikle çocuklar tarafından ağza alınması, emilmesi ya da yutulması halinde boğulma, zehirlenme yahut sindirim sisteminde delinmeye veya tıkanmaya yol açmayacak şekilde üretilecek.

10 Mart 2012 Cumartesi

Dünyanın İlk “Yaya Hava Yastığı” Volvo Tarafından Tanıtıldı


İsveçli otomobil firması Volvo, muhtemel kazalarda yayaları korumak için tasarladıkları; dünyanın ilk araç dışı hava yastıklarına sahip aracını tanıttı.

Araç içi güvenliğe önem vermesiyle itibar sahibi olan Volvo, yeni tasarımıyla şimdi de umulmadık durumlara karşı yayaların güvenliği için çalıştığını gösterdi.



Dünyanın ilk harici hava yastıklarıyla gündeme gelen İsveçli araba üreticisi; bu yeni güvenlik sistemi tasarımına sahip yeni V40 Hatchback’i, bu hafta boyunca İsviçre’deki Cenevre Motor Fuarında sergileyecektir.

Araç üzerindeki sensörler, herhangi bir çarpışmada yayayı algıladığı anda hava yastıkları aktifleşmektedir. Araç motor kapağının altına yerleştirilen yastıklar, çarpma anında araç ön kapağının açılmasıyla U-Şeklini alarak hafifçe şişmeye başlar. Hava yastıkları şişerken aynı zamanda sürücünün yolu görmesi için de ön camda yeterli boşluk bırakmaktadır. Yayaları, ciddi baş ve boyun yaralanmalarına karşı korumak için yastıklara U şekli verilmiştir.

Volvo’nun yaptığı açıklamaya göre; sadece ABD’de araba kazalarındaki ölümlerin % 12 si yaya ölümleridir. Eğer diğer araç üreticileri de bu yeni tekniği uygularsa, yaya ölümlerinde ciddi bir düşüş beklenebilir.

Bu yeni teknikle birlikte, Volvo’nun “Volvo 2020 Vizyon Programı” kapsamındaki sloganı da: “Yeni Volvo’da; ağır yaralanmalar ve ölüm, hiç kimsenin kaderi olmayacak” şeklinde belirtildi.


31 Ocak 2012 Salı

İnternet alışverişi fiyat avantajı ve zaman tasarrufu sağlıyor

MasterCard tarafından düzenlenen ve Yöntem Araştırma ve Danışmanlık Şirketi’nce gerçekleştirilen MasterIndex araştırmasının sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 23’ü internet üzerinden alışveriş yapıyor.

MasterCard tarafından Türk halkının kredi / banka kartı kullanım, tasarruf ve harcama eğilimlerini ölçümlemek amacıyla, Yöntem Araştırma Danışmanlık'a Türkiye'nin kentsel nüfusunu temsil eden 11 il merkezinde yaptırılan MasterIndex araştırmasına göre, Türk halkının ortalama dörtte biri (yüzde 23) internet üzerinden alışveriş yapıyor. Ortalama alışveriş yapma oranı ise 2-3 ayda 1 kere. Yaş grubu 35'in üstüne çıkınca internet üzerinden alışveriş yapma oranı 4-6 ayda 1'e düşüyor. Sonuçlara ekonomik seviyeye göre bakıldığında, ekonomik seviye düştükçe online alışveriş yapma oranının düştüğü görünüyor. Araştırmaya göre, internet üzerinden alışveriş en fazla Marmara Bölgesi'nde, en az ise Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nde yapılıyor.





İnternet alışverişi fiyat avantajı ve zaman tasarrufu sağladığı için tercih ediliyor
MasterCard araştırmasının sonuçlarına Internet alışverişçileri, online alışverişin fiyat avantajı (yüzde 67) ve zaman tasarrufu (yüzde 35) sağladığını, daha çok ürün seçeneği bulunduğunu (yüzde 28), evden çıkmadan alışveriş yapma rahatlığı sağladığını (yüzde 28) ve eve teslimat yapılmasını (yüzde 25) başlıca nedenler olarak gösteriyor.

Araştırma sonuçlarına göre özellikle kadınlar, internet üzerinden alışverişte, ürün seçeneğinin daha fazla olması ve evden çıkmadan alışveriş yapmanın rahatlığını en önemli avantajlar olarak değerlendirirken, erkekler ise ürün ve fiyat karşılaştırma imkanı yüzünden internet alışverişini tercih ettiklerini söylüyor.

İnternet alışverişine uzak olanların nedeni görüp denemeden ürün almak istememeleri
Araştırmada, internet üzerinden alışveriş yapmaya sıcak bakmayanlara nedeni sorulduğunda ise, büyük çoğunluk (yüzde 66) görmeden / denemeden ürün almak istememelerini işaret ediyor. Katılımcıların yüzde 34'ü kişisel bilgilerini vermeyi güvenli bulmadıklarını, yüzde 29'u ise teslim edilecek ürünün doğruluğuna / kalitesine güvenmediklerini söylüyor.

İnternet üzerinden erkekler en fazla elektronik eşya, kadınlar ise giysi alıyor
MasterIndex araştırmasına göre, online alışverişçiler internet üzerinden elektronik eşya / bilgisayar, cep telefonu ve aksesuvarları, giysi, yiyecek ve içecek alıyor. Kadınlar (yüzde 33), erkeklere oranla (yüzde 2) internetten daha fazla giysi alıyor. Erkekler ise (yüzde 53) kadınlara oranla (yüzde 22) daha fazla elektronik eşya alıyor.

İnternet üzerinden yapılan alışverişlerin yüzde 75'i kredi kartı ile ödeniyor.

İnternet alışverişlerinde ürün şikayetlerinin dikkate alınması çok önemli
İnternet üzerinden yapılan alışverişlerde sağlanması istenen hizmetler ve bunların alışverişe etkileri sorulduğunda online tüketiciler en önemli etken olarak ürün şikayetlerinin dikkate alınıyor olması (yüzde 35), ödeme sorunlarının çözümlenmiş olması (yüzde 22), ürün değiştirme / beğenilen ürünün iade kurallarının belirli olması (yüzde 20), teslimat sürelerine riayet edilmesi (yüzde 11) ve garanti hizmetinin veriliyor olmasını (yüzde 9) gösteriyor.

Tercih Türk sitelerinden yana

MasterCard'ın araştırmasına göre, online alışverişçilerin yüzde 59'u alışverişleri esnasında mutlaka Türk sitelerini tercih ediyor, alışveriş yapacağı sitelere arama motorları (yüzde 42), arkadaş tavsiyesi (yüzde 31) ve medyadaki ilanlar (yüzde 15) yoluyla ulaşıyor.

Online alışverişçilerin yüzde 81'i alışveriş yaptıkları sitede 3D güvenlik olmasının alışveriş kararlarını etkilediğini söylüyor.