ucuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ucuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Darty İndirim Kampanyaları

Müşteri memnuniyetine öncelik veren Darty stoksuz çalışmıyor. Yani siz siparişinizi verdiğinizde doğrudan depolarından gönderiyorlar. Darty'de müthiş indirim kampanyası başladı. Televizyonlar, telefonlar, fotoğraf makineleri, kameralar, beyaz eşya ve küçük ev aletleri inanılmaz indirimlerle satışa sunuluyor. %40'a varan indirimlerle satışa sunulan ürünlerden bazıları;

TP-LINK TD-W8961 ADSL2 300Mbp MODEM 89 TL
ELECTROLUX ESF63021 BEYAZ BULAŞIK MAK. 799 TL
INDESIT DFG03 BULAŞIK MAK. 499 TL
ALTUS AL-432 A BULAŞIK MAK. 499 TL
SAMSUNG WF0600NCE ÇAMAŞIR MAK. 679 TL
SIEMENS WM10E463TR ÇAMAŞIR MAK. 949 TL
SAMSUNG WF0700NCE ÇAMAŞIR MAK. 729 TL
SAMSUNG WF0700NCS ÇAMAŞIR MAK. 799 TL
SAMSUNG WF8800LSW ÇAMAŞIR MAK. 849 TL
LG F1091QDP ÇAMAŞIR MAK. 799 TL
HOTPOINT ARISTON AQ93F 29 EU ÇAMAŞIR MAK. 1099 TL
SEG SWM 561 ÇAMAŞIR MAK. 419 TL
NOKIA E7-00 SILVER WHITE CEP TELEFONU 999 TL
APPLE iPHONE 4S 16GB E SİYAH CEP TELEFONU 1799 TL
NOKIA C2-06 GRAPHITE CEP TELEFONU 349 TL
SAMSUNG S5610 CEP TELEFONU 269 TL
HTC SENSATION XL CEP TELEFONU 1549 TL
SAMSUNG I9300 GALAXY S III 16 GB E CERAMIC WHITE CEP TELEFONU 1799 TL
SAMSUNG RT60KSRSL/RT60KPSRSL1XTR BUZDOLABI 1290 TL
SEG NF/RF4540 BUZDOLABI 799 TL
PROFİLO BD4771PNFI BUZDOLABI 1799 TL
HOTPOINT ARISTON MTM0821F BUZDOLABI 849 TL
HOMEND DUSTBREAK 1201 SÜPÜRGE 169 TL
HOMEND DUSTBREAK 1202 SÜPÜRGE 199 TL
WESTERN DIGITAL ELEMENTS SE 2,5" USB 3.0 1TB WDBPCK0010BBK-EESN HARİCİ HARDDİSK 229 TL
WESTERN DIGITAL ELEMENTS SE 2,5" USB 3.0 500 GB WDBPCK0010BBK-EESN HARİCİ HARDDİSK 149 TL
TOSHIBA CANVİO 2,5'' 500 GB KIRMIZI USB3.0 / USB2.0 TAŞINABILIR DİSK 189 TL

İnternete özel bu cazip fiyatlardan faydalanmak ve indirimli tüm ürünlerin güncel fiyatları için BURAYI TIKLAYIN.

11 Mart 2012 Pazar

Trend markaları ucuza almanın yolu


Sosyete pazarlarını artık Mango, Zara, H&M gibi orta kesime hitap eden markalar bile kesmiyor. Tezgâhlar, dünyaca ünlü modacıların tasarımlarıyla dolu.

Pazar çantalarında artık domates, biber, elma, patlıcan yok... Burberry ceket, Prada çanta, Beymen gömlek, Lacoste triko, Louis Vouitton ayakkabı var. Sosyete pazarlarını artık Mango, Zara gibi orta kesime hitap eden markalar bile kesmiyor. Dünyaca ünlü modacıların tasarımları boy boy tezgâhlarda.



Öyle ki daha mağaza raflarına bile çıkmadan yeni sezon pazar tezgâhlarına düşüyor. 350 liraya Prada mont satılıyor.

Peki sadece fiyatıyla değil kalitesiyle de şaşırtan bu ürünler orijinal mi çakma mı? Cesur esnafa göre orijinal... Ünlü markaların Hindistan, Pakistan ve Çin gibi ülkelerdeki fabrikalarından el altından alıyorlar.

Taklit ürün cezasından korkan esnafa göre ise ‘birebir’...
Değişimi görmek için İstanbul’un yenisiyle eskisiyle sosyete pazarlarının tozunu attım. İşte 150 TL’ye tepeden tırnağa marka giyinmenin yolu.
Yeşilköy pazarında bir tezgâhta karşıma çıkan Prada kaban ‘yok artık’ dedirtiyor. Esnafın orijinal dediği kabanın fiyatı ilginç, 350 TL.

Evim evim güzel evim için!
 Emsan tencere: 25 TL
Seramik tava: 35 TL.
Yatak örtüsü: 90-160 TL
Altılı çelik çatal: 6-9 TL

Yeşilköy esnafı teknolojiyi bile pazara taşımış durumda. Kadınlar için tüy giderici aletin tanıtımı tezgâha kurulan LCD televizyonla yapılıyor.

Beymen 3’lü çorap: 5 TL
Tommy Hilfiger külotlu çorap: 3 TL
Prada çanta: 40 TL
D&G ayakkabı: 40 TL
New Balance ayakkabı: 40 TL
Loui Vouitton ayakkabı: 40 TL
Koton elbise: 35 TL
Koton gömlek: 20 TL
Wenice her bir ürünü: 7,5 TL
Lacoste triko: 30 TL
Zara Kids pantolon: 30 TL

LCD’yi kapat, üç boyutlu halıyı izle
 Pazarlar sosyetik olunca çığırtkanlık da tarih olmuş. “Gel abla gel” bağrışları yerine esnaf daha esprili bir üslupla müşterisini ikna çabasında. Kaçan müşteriyi geri döndürmek için “Hanımefendi bir dakikanızı ayırır mısınız? Bir teklifim daha olacak” cümlelerinin yanı sıra ürünleri övmek için kullanılan ifadeler bile çok farklı. Bana halı satmayı kafasına koyan esnaf, “Bu halı üç boyutlu. LCD’yi kapat, bunu izle” diyor.

AKLINIZDA BULUNSUN Her üç pazarda sabah siftahı esnaf için çok önemli. Sabah siftahı için peşinizden ayrılmayarak neredeyse yarı yarıya indirim yapan esnafın öğleden sonra cömertliğinden eser kalmıyor. Birçok tezgâhta kredi kartı geçiyor. Ancak yüzde 3 komisyon uygulanıyor.

HARCAMANIN SINIRI YOK 120 bin TL’ye Titanic’e dalıyorlar
 Titanic su altında bile para basıyor... Akbank hayata geçirdiği Hayal Dükkânı’nda dünyanın en ünlü batığı Titanic’e tur satıyor. Kuzey Atlantik’te 12 bin 500 feet derine inerek Rus MIR denizaltısıyla karanlık sulardaki enkazı keşfetmenin bedeli ise 120 bin TL. İnanması güç ama giden var. Geziyi düzenleyen tur firması Deep Ocean Expeditions, en az 80 kişinin bu yolculuğa katılacağını söylüyor. En son tur 2005’te düzenlenmişti.

EN SON NE ALDI? Yiğit Özşener’in başucunda Piraye’ye Mektuplar var
 Ezel’in Cengiz’i, Son dizisinin ise Selim’i Yiğit Özşener, son çıkan kitapları yakından takip ediyor. En son ise Yapı Kredi Yayınları’nın Nâzım Hikmet’in eşi Piraye’ye gönderdiği tam 581 mektubu, Piraye’ye Mektuplar adı altında topladığı kitabı aldı. Memet Fuat’ın hazırladığı kitap, zarfları ile çoğaltılmış 26 mektubun içinde bulunduğu bir kutuyla birlikte satışa sunuluyor. 1000 adet basılan kitabın fiyatı: 175 TL.

PAZAR TOP 5 Aksesuvar olarak son dönemde evlerin başköşesini kapan nar bibloları listede ilk sırada. Camdan, kapaklı, boncuklu, lale figürlüsü, üçlü setleri, ne ararsan var. Fiyatları 2.5 TL’den başlıyor, 7.5-10 diye gidiyor.
Ateşe dayanıklı cam çaydanlıklar ve tencereler pazarcıların favorisi. Cam çaydanlık 20, tencereler ise 25 lira. Ünlü markaların tek kalmış çaydanlıkları da kadınların en çok rağbet gösterdiği ürünlerin başında geliyor.
Çakma parfümler... Bir dönem açık olarak çokça karşımıza çıkan parfümlerin yerini artık ünlü markaların birebir kopyaları, hem de özel kutulu ürünler almış. Orijinali 250 TL olan 100 ml. bir parfüm pazar tezgâhında 30 TL.
Türk malı ayakkabılar. Çin ayapımı ayakkabıların zararlarına ilişkin uyarılardan pazarlarda nasibini almış. Pazardaki birçok ürün Çin malıyken, ayakkabılarda Türk malı ibaresine vurgu yapılıyor.
Her üç pazar da Anway’in, Tumpware’ın ve Avon’un sanki mağazası gibi. Ev kadınları satış üyesi oldukları markaların ürünleri için tezgâh açıyor.

PAZARTÜRK  Yeni sezon önce burada açılıyor
 Sabah 8.00... İlk durak İstanbul’un sosyete pazarlarının başında gelen Bahçeşehir’deki Pazartürk... Salı ve cumartesi günleri kurulan Pazartürk tam bir marka cenneti. ‘Lüks ve markalı giyimin ucuz adresi’ unvanını sonuna kadar hak ediyor. Pazara adım attığınız anda hitap ettiği kesimi, tarzları anlıyorsunuz. Gençlerin ve ruhu genç olanların pazarı da denilebilir Pazartürk için.
Mango, Zara, Gap, Lacoste, Tommy Hilfiger, Armani, Top Shop, Us Polo pazardaki popüler markalardan sadace birkaçı. Tezgâhları iyice karıştırırsanız kalitesi ile şaşırtan, fiyatı ile sevindiren onlarca ürün bulmak çok kolay.
Çünkü esnafı son trendleri yakından takip ediyor. Cumhurbaşkanı Gül’ün eşi Hayrünisa Hanım’ın çantasından, Deniz Akkaya’nın ince gösteren elbisesinden haberdarlar. O hafta ne konuşuluyorsa tezgâhta... ‘Yeni sezon mağazalardan önce burada açılıyor’ desek hiç de abartı olmaz. Zara’nın yeni sezon gömlekleri 30, çocuk pantolonları 30 lira... Mango’nun ceketleri 50, Lacoste’un trikoları 30 liraya çantada keklik... Aklınıza gelen her türlü markalı eşofman altları ve swet’ler ise 20’şer lira. Sadece kılık kıyafette değil züccaciyede de marka konuşuyor. Emsan’ın tencereleri, Bernardo’nun yemek takımları, Paşabahçe’nin ürünleri... 5-25-30 liralık fiyatlarıyla ‘beni al’ diyor.

BAŞAKPAZAR
Bebelere bile Burberry trençkot
 Başakşehir’de pazar ve perşembe günleri açılan çiçeği burnunda Başakpazar alışveriş merkezi havası ile şaşırtıyor.
Başakşehir Belediyesi’nin geçen aylarda ‘beş yıldızlı’ pazar iddiasıyla açtığı Başakpazar, kapalı otoparkı, asansörleri, eğlence parkı, restoranları ve soyunma kabinleri ile dev bir kompleks. Bahçeşehir esnafı burada da karşınıza çıkıyor. Ama ağırlıklı olarak muhafazakar kesimin yaşadığı Başakşehir’de tezgâhındaki ürünler biraz daha farklı.
Burada süslü, trendy tekstil ürünlerinden çok yine ünlü markaların uzun gömlekleri, eşarpları, hırkaları dikkat çekiyor.
Fiyatlara gelince... Ünlü markaların birebir taklit eşofman altları 10 ile 20 liraya, hırkalar 30 liraya satılıyor.
Pazarın en favori markaları ise tabiiki Burberry ile Louis Vuitton... 150 liraya tepeden tırnağa yürüyen bir Burberry mağazası olunabiliyor. 40 liraya cep telefonunuzu bile Louis Vuitton giydirebilirsiniz!
Çocuklar için satılan trençkotlar bile Burberry ve Louis Vuitton. Bir yaşındaki bebeler için de Burberry trençkotlar satılıyor. Kalitesiyle şaşırtan trençkotların fiyatı ise 20 liradan başlıyor.
Başakpazar’da tekstilden çok ev eşyası ve aksesuvarı ağır basıyor. Pazar açılalı kısa bir süre olmasına rağmen tencere, tava, örtü gibi çeyiz alışverinin adresi haline gelmiş. Pazarda en büyük kapışma ise tanesi 3 liradan kuru çiçek dalları, narlar, seramik çaydanlıklar ve çakma Prada çantalar için yapılıyor.

YEŞİLKÖY
Orijinal lisanslı ürünler 7.5 lira
 Sosyete pazarlarının en eskisi Yeşilköy’de. Yeşilköy pazarında 12 sokak ve binin üzerinde tezgâh var.
Eğer pazarlara alışıksanız işiniz kolay. Ama ilk defa gidiyorsanız sudan çıkmış balık misali tezgâhlar arasında kaybolabilirsiniz. İyi bir göze sahipseniz markalı ve kaliteli ürünlerin o kargaşada bile çekim gücüne kapılabilirsiniz. Pazarda Koton, Zara, Wenice, GAP, Lacoste gibi sadece bir markanın ürünlerinin satıldığı tezgâhlar dikkat çekiyor. Ürünlerin mağazalardaki fiyat etiketleri bile üstünde. Örneğin Koton mağazalarında 99 lira olan elbise tezgâhta 20 lira. Zara’nın gömlekleri ise 20. Çocuk markası Wenice’in tüm ürünlerinin tanesi ise 7,5 lira. Mağazalarda fiyatları ile el yakan takımların lisanslı ürünleri bile 7,5 lira.
Pazarda deri halı bile bulmak mümkün. Ayrıca serileri olmadığı için tek kalan markalı ayakkabılar da oldukça ucuz.

Kaynak: Radikal

31 Ocak 2012 Salı

Bal alırken dikkat!

Son dönemlerde bal reklamları hayli revaçta. 4 kilosu 60 TL polen hediyesiyle birlikte kargo dâhil 100 TL'ye satılan ballar ne kadar doğal?

Yoksa bazı uyanıklar ‘bal alacak çiçeği' iyi mi biliyor? Sahtesini anlamanın mümkün olmadığı ucuz balları işin uzmanlarına sorduk.

Günün herhangi bir vakti ev, iş veya cep telefonunuzun tanımadığınız bir numara tarafından aranması bal gibi mümkün! Telefonu açtığınız an otomatik bir ses tonu, bilmem ne ballarının 4 kilosunu 100 TL'ye sattıklarını belirterek sizden sipariş almaya çalışabilir. Hadi bundan yırttınız diyelim, kumandayı elinize alıp televizyon kanalları arasında dolaşmaya başladığınızda bu kez dakikalarca süren petek, süzme ve karakovan bal reklamlarına mutlaka yakalanırsınız…



Son dönemde hayli artan bal reklamları ağzımızın tadını bozabilir mi? 4 kilogram doğal balı, 60 TL değerindeki polen ve 20 TL kargo ücreti dâhil 100 TL'ye almak mümkün mü? Ünlü isimleri de reklamlarında kullanarak televizyon ekranından bal satan bu firmalara telefonla ve mail yoluyla defalarca ulaşmaya denememize rağmen bize geri dönen ve sorularımıza cevap veren olmadı. İnternetteki form sitelerinde alınan balların bir ay içinde şekerlendiği, eksik gramajda bal gönderildiğine dair tonlarca şikâyet var. Satılan ucuz balların glikozla yapıldığını söyleyenler de var, direkt üreticiden alındığı için bu kadar ucuza verildiğini belirten de. Ancak bir gerçek var ki, o da gerçek bal ile sahte balı normal bir insanın ayırt etmesinin mümkün olmadığı. Balın bozdolabında şekerlendiği, gerçek balın sürekli akışkanlığa sahip, normal balın kokusuz ve kıvamının daha katı olduğu gibi halk arasında kulaktan kulağa yayılan ve uygulanan ayırt etme bilgilerinin çok da yeterli ve sağlıklı olduğunu söyleyemeyeceğiz. Çünkü doğal olmayan bal üretenler bütün bu özelliklere sahip bal üretme noktasında da maharet sahibi. Genelde arı görmemiş bal olarak da isimlendirilen bu ürünler, tamamen yapay olarak, glikoz, fruktoz gibi şekerlerin, içlerine birtakım esans ve gıda boyaları katılarak bal kıvamına getirilmesiyle elde ediliyor. Sahte balın içine zaman zaman koku ve aroma için tüketiciyi aldatmaya yönelik doğal bal ilavesi de yapılabiliyor. Ancak laboratuvarlarda uzun süren araştırmalar sonucunda balın kalitesi anlaşıldığına göre aldığımız kilolarca bal ile ağzımıza ancak bir parmak bal çalınması ihtimal dâhilinde.

Ülkemizde bal daha çok şifa niyetine tüketilen bir ürün. Mideye, kalbe, damarlara, kana ve ciğerlere sayısız etkileri var. Uykusuzluğa çözüm olduğu kadar, şeker hastaları için de faydalı. Hâliyle hastaların ve çocukların fazlaca tükettiği balı alırken üzerinde Tarım Bakanlığı'nın izni ve organik sertifikası olan balları tercih etmek gerekiyor. Özellikle Doğu illerinin adı kullanılarak çarşı pazarda satılan ve Türk Gıda Kodeksi'ne uygun olmayan balların yurtdışından ülkemize sokularak piyasaya sürüldüğü yıllardan beri dillendiriliyor. İçeriklerinin ve üretilme ortamlarının belirsizliği sebebiyle tüketici sağlığını tehdit eden bu balları tercih etmek ağzınızın tadını kaçırabilir. Bunun yanında petekli bal üretimi için kolonilere balmumundan yapılan plakalar yerine daha ucuz petrol ürünü mum karıştırılması kansere davetiye çıkarıyor. Bal standardı ve kodeksi balda glikozu yasaklasa da fabrikalarda mısırdan üretilen ticari glikozun içine bir miktar polen, renklendirici ve esans katılarak satılan ya da arılara şeker şurubu/glikoz verilerek elde edilen ballar piyasada rahatlıkla müşteri buluyor. Aynı zamanda özellikle son dönemlerde yurtdışından ülkemize gönderilen naftalinli ballar piyasada rahatlıkla satılıyor. Arıcıların kovanlarındaki mum güvesi zararlısına karşı kullandığı petrol ürünü naftalinler, uçucu ve balmumu tarafından emilme özelliğinin bulunması sebebiyle kolayca bala geçebilen bir madde ve kanserojenlik sıralamasında dünyadaki en önemli 10 maddeden biri. İç piyasadaki ballarda naftalin kalıntı analizi maalesef yapılmıyor.

30 yıldır arıcılık yapan Mehmet Demircioğlu, piyasada satılan balların mübalağa olduğunu belirterek doğal bir balın 50 TL'den aşağıya satılamayacağına dikkat çekiyor: “15 TL'ye petekli bal satılıyor; ama bunlar şeker yedirmek suretiyle elde ediliyor.

 Gece küvetten arıya şeker şurubu veriyor, gündüz de çiçeğe gidiyor. Piyasada çam balı var, en ucuz bal odur. Kalitesi düşüktür. Pamuk çiçeği balı vardır. 4 kilosu 100 TL'ye satılan balların asla kaliteli bal olduğunu düşünmüyorum. Yurtdışından, kaçak yollardan da getiriyor olabilirler. Ben kestane ve ıhlamur balının kilosunu 50 TL'ye veriyorum. Toptan alınırsa 30 TL'ye verilir.” Terzioğlu, gerçek bal ile sahte balı normal bir insanın ayırt etmesinin mümkün olmadığını ve sıkı bir denetimin şart olduğunu kaydediyor.

Peki piyasadaki balların denetimi nasıl ve kim tarafından yapılıyor? Bu konuda yetkili merci Tarım Bakanlığı. Sürekli olarak bal üreten firmaları yakından denetleyen bakanlık, zaman zaman sahte bal üreten firmaların isimlerini de afişe ederek sahte balın önüne geçmeye çalışıyor. Son dönemde artan bal reklamlarına ilişkin sorumuza bakanlık yetkilileri şu cevabı veriyor: “Medya organları yoluyla satışta bulunan firmalar hakkında kurumumuza da değişik kanallarla ihbar ve şikâyetler intikal etmektedir. Bu ihbar ve şikâyetler doğrultusunda yapılan araştırmalar neticesinde, bu şekilde bal ve arı ürünü satışı yapan firmalar hakkında özellikle olası bir tağşişin (karıştırma) tespiti amacıyla mevcut olarak yürütülmekte olan ‘Bal Denetim Programı'na ek olarak kapsamlı bir kontrol ve denetim çalışması başlatılmıştır.” 174 Alo Gıda Hattı, Bimer (Başbakanlık Bilgi İşlem Merkezi) başvuruları ve şahıs dilekçeleri doğrultusunda her ürün ile ilgili resmî kontrollerin yapıldığına ve numuneler alındığına dikkat çekiliyor. 2011 yılı içerisinde kasım ayı itibarı ile 660 arı ürünleri üretim yerinin denetlendiğini ve 1130 arı ürünü numunesi alındığını kaydeden yetkililer, balın besleyici özelliklerinin yaygın olarak bilinmesinin, bal ve diğer arı ürünlerini dünya genelinde popüler hâle getirdiğini ve yüksek bir talep oluşturduğunu ifade ediyor: “Bu talep neticesinde bir yandan kaliteli balın fiyatı artarken diğer yandan sahte yollarla üretim de artmaktadır. Balda yapılan taklit ve tağşişin önüne geçebilmek için riske dayalı kapsamlı bir denetim ve kontrol planı başlatılmıştır.” En son olarak televizyonlardaki bal reklamlarına yönelik şikayetler artınca topu RTÜK'e atan Tarım Bakanlığı, yeni çıkacak gıda denetim yasası ile birlikte bu tarz yanıltmaların önüne daha süratle geçebileceklerini kaydediyorlar. Her bal üreticisinin bağlı bulunduğu Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüklerinde kayıt olması gerektiğine dikkat çeken Bakanlık, 2010 yılında ülkemizde organik 25 bin 607 kovan ve 208 bin 14 ton bal üretimi bulunduğunu belirtiyor.

Durum böyle iken son dönemde artan bal reklamları tüketici üzerinde nasıl bir psikoloji doğurdu, sorusuna cevap aramak için Altıparmak Gıda Pazarlama Direktörü Gürsal Gürarda'ya başvurduk. TV'de bal satan firmaların bir anda bu kadar artış göstermesinin tüketicilerde kafa karışıklığına sebep olduğunu belirten Gürarda, “Bu satış yönteminin meydana getirdiği etkinin temelinde ne yazık ki tüketicilerin gıda maddeleri konusunda yetersiz bilgi birikimine sahip olmaları yatıyor. Özellikle de bal kategorisinde tüketicilerin bilinç düzeyinin yükseltilmesi gerekiyor. Gerek bal gerekse tüketici hakları konusunda bilinç artıkça, bu durumun tersine döneceğine inanıyoruz. Burada tüketici tarafından sorgulanması gereken asıl mesele; sadece bal değil, herhangi bir gıda maddesinin TV aracılığıyla satışının doğru olup olmadığı konusudur. Söz konusu satış kanalları gıda güvenliği anlamında denetlenemediği için bu durum tüketiciler açısından risk taşıyor.” diyor. Fiyatın balın gerçek yahut hileli olduğunun bir göstergesi olamayacağına dikkat çeken pazarlama direktörü, bal doğal bir ürün olduğu için (tabii eğer satışa sunulan bal gerçekten doğal, sahte veya hileli değilse) aslında fiyatını da doğanın kendisinin belirlediğini kaydediyor. Üretimin çok olduğu dönemde bal fiyatlarının düşebileceğini belirten Gürarda, nerede satılırsa satılsın, detaylı laboratuvar analizi yapılmadan piyasada ucuza satılan balların gerçekliğinden söz etmenin mümkün olamayacağını söylüyor. Altıparmak Gıda bünyesindeki tüm balların Avrupa'nın en kapsamlı dört eş değer bal analiz laboratuvarı arasında yer alan Altıparmak Ar-Ge ve Kalite Kontrol Laboratuvarı'nda 65 parametrede ve milyarda 1 (mg / kg) hassasiyette analiz edilerek satışa çıkarıldığını ifade ediyor. Piyasada tüketilen bal artışından memnun olan Gürsal Gürarda yine de tüketiciyi uyarmadan edemiyor: “Ülkemizde sahte, hileli bal sorunu olduğu bir gerçek... Altıparmak Gıda olarak her fırsatta bal konusundaki bilincin artmasını destekleyici çalışmalar yapıyoruz.”

Evet, ‘bal olan yerde sinek de çok olur' demiş atalarımız. Gerçek bal yemek isteyen tüketicilere düşen şey Tarım Bakanlığı'ndan izin almış, sürekli denetime tabi tutulan balları tercih etmek. Yoksa şifa niyetine bal yiyeyim derken kanserojen ihtiva eden ürünleri tüketerek ‘er kişi niyetine' sedasını duyabilirsiniz.


 Remzi Özbay (Kaçkar Bal Yönetim Kurulu Başkanı): Bal, hileye çok müsait bir üründür
“Piyasada satılan ballar Nasreddin Hoca'nın kedi-ciğer fıkrasını hatırlatıyor. Ciğer burada ise kedi nerede, kedi bu ise ciğer nerede? Oturup hesaplıyorum. Kargo masrafı 20 TL tutar, 60-70 TL polen veriyorlar. Televizyonlara verilen reklam parasını da dâhil edin buna. Bal şifalı bir şey, bedava yedirsinler tabii. Ama gerçek bal mı bu belli değil. Birçok müşterimiz bizi arıyor, kafaları karışık; size fazla mı para ödüyoruz diyorlar. Birçoğu bu balı bizim sattığımızı sanıyor. Ben Türkiye'nin en kaliteli bal üreticilerinden birisiyim, o fiyata bunu satmam mümkün değil. Piyasada satılan balları şeker ve glikoz ile üretip satsalar bile bu fiyata satılamaz. İçine ne katıyorlar bilmiyorum. Burada büyük bir rant var. Kur'an-ı Kerim'de ayetle övülen bal ve arıların düzenine böyle müdahale etmek, ayetin bir harfini değiştirmekle aynı şey bana kalırsa. Biz balın hilelerinden anlamadığımız için kulaktan dolma şeyler duyuyorum. Hileye çok müsait bir üründür bal. Rengi ve kıvamı organik balın aynısı bal yapabilirler. İyi denetlenerek, organik sertifika alan balları tercih etmek lazım. Her sene özel bir firma haberli yahut habersiz beş kez bizi denetlemeye gelir. Bizim ballarımız konvansiyonel bal ile aynı rafta satılmıyor zaten. Gerçek balda son kullanma tarihi de olmaz. Türkiye'deki bal kodeksi gereği mecburen son kullanma tarihi koymak zorunda kalıyoruz. Organik bal ile konvansiyonel bal arasında sayısız farklar vardır. Konvansiyonel bal üreticileri, peteklerde petrolden üretilen lifler kullanır. Buna bakanlık müsaade veriyor. Arılarda farklı arı hastalıkları oluyor. Bununla ilgili çeşitli kimyasal ilaçlar kullanılıyor. Organik balda ise bu ilaçları asla kullanamazsın, doğal ilaçlar kullanma zorunluluğu var. Türkiye'de yüzde 5 organik bal üretiliyorsa geri kalan balın tamamı organik olmayan baldır. Bal ormanı projeleri son dönemde hız kazandı, bu sevindirici gelişme. Biz ürettiğimiz organik balın kilosunu toptan 150 TL'ye satıyoruz. Bayilerimiz bunu 250-300 TL arasında satıyor. Bizim balların tamamı kayıtlıdır, onun haricinde bal satamazsınız. Sadece arının ürettiği balı tüketmek lazım şifa arıyorsak. Bunun içinde organik bal etiketi olan balları tüketmek gerekiyor. Başka çözümü yok.

Kaynak: http://www.samanyoluhaber.com