Bimer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bimer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2013 Pazar

Kapatılan kart için aidat istenir mi?


Sakarya'da bir banka, 2 ay önce kapatılan kredi kartına 59 lira üyelik bedeli istedi.

Adapazarı ilçesinde yaşayan Yıldız Sevim, borçlarını ödeyerek 2 ay önce kapattığı kredi kartına 59 lira üyelik bedeli gelince, şaşkına döndü. Bankaya bir türlü derdini anlatamayan Sevim, Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)'ne şikayette bulundu. Sevim, Garanti Bankası'ndan aldığı kredi kartının 6 ay önce tüm borcunu sıfırladığını ve 2 ay önce de müşteri hizmetlerini arayarak kartını kapattığını söyledi. Kartını kapatmasına rağmen kendisinden posta yoluyla 59 lira üyelik bedeli istendiğini vurgulayan Sevim, "Nasıl olur anlamıyorum, 2 ay önce kapattığım kredi kartına üyelik bedeli istiyorlar. Şaka gibi. Anlaşılır bir şey değil." dedi.



Hemen bankanın müşteri hizmetlerini aradığını ifade eden Sevim, buradan da aldığı cevap karşısında şoke olduğunu belirterek, "Oradaki görevli, kredi kartı kapandığı için ekranda bir şey göremediğini söyledi. Yani kimseye derdimi anlatamadım. Kartımın kapalı olması sebebiyle de bir işlem yapamıyorum. Ben de çareyi BİMER'e şikayet etmekte buldum." diye konuştu. Bankadan ise konuyla ilgili açıklama yapılmadı.

Kaynak: Zaman

16 Şubat 2013 Cumartesi

Kredi kartı aidatı ve dosya masrafı iadesinde hangi yol izlenmeli?


Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, kredi kartı aidatlarının ve kredi dosya masraflarının BİMER'e yapılan başvurularda koşulsuz iade edileceği hakkında çıkan haberler ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, "basında yer alan söz konusu haberler nedeniyle bankalar tarafından yapılan kesintilerin BİMER sistemine başvurulması halinde koşulsuz olarak iade edileceği şeklindeki haberler yanlış ve asılsız olup, vatandaşlarımızın bankalar tarafından yapılan bu kesintiler ile ilgili haksız bir uygulamaya maruz kaldığını iddia etmesi durumunda 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun ilgili hükümlerine dayanarak yapılacak başvurularda aşağıdaki yolu takip etmeleri gerekmektedir" denildi.

Bakanlık uyuşmazlıkların çözümünde yetkili ve görevli merciler tüketici sorunları hakem heyetleri ve tüketici mahkemeleri olduğunu belirterek, kredi kartı aidatlarının ve kredi masraflarının geri alınması ile ilgili yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:

"a) Öncelikle kredi kartını düzenleyen veya kredi veren bankaya başvuruda bulunularak söz konusu kesintilerin iade edilmesi talep edilmelidir.

b) Başvuru yapılan banka tarafından bu talebe olumsuz cevap verilmesi veya hiç cevap verilmemesi halinde ikamet edilen yerdeki veya söz konusu hizmeti sağlayan bankanın bulunduğu yerdeki, illerde Ticaret İl Müdürlüğü, İlçelerde ise Kaymakamlıklar bünyesinde faaliyet gösteren tüketici sorunları hakem heyetlerine mevcut belgeler ile birlikte başvuruda bulunulması gerekmektedir.

2013 yılı için değeri 1.191,52 TL'ye kadar olman uyuşmazlıklar için tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru yapılması zorunludur. Bu değere kadar olan uyuşmazlıklarda verilecek kararlar bağlayıcı olup, İcra İflas Kanunun ilamların yerine getirilmesine dair hükümlerine göre yerine getirilir. Bu değer ve üzerindeki uyuşmazlıklara ilişkin verilen kararlar ise delil niteliği taşımaktadır. Yerine getirilmemesi halinde tüketici mahkemelerine veya bu sıfatla görev yapan asliye hukuk mahkemelerine başvuruda bulunulması gerekmektedir.

c) Tüketici sorunları hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuruları her sözleşme için ayrı ayrı inceleyerek mevcut duruma göre bir karar verecektir.

d) Hakem heyetlerinin verdiği bu kararlara karşı taraflar kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde tüketici mahkemelerine itiraz edebilmektedirler.

e) Hakem heyetlerince; kesilen bu bedellerin iade edilmesi yönünde bağlayıcı karar alması durumunda söz konusu kararın tebliğinden itibaren yerine getirilmemesi halinde yine Adliyelerde bulunan icra müdürlüklerine başvuruda bulunularak bu kararın yerine getirilmesinin talep edilmesi gerekecektir."

16 Mart 2012 Cuma

Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)


BİMER’ e şahsen, telefon, internet ve mektup ile ulaşılabilir.

ŞAHSEN MÜRACAAT
BİMER çerçevesinde kaymakamlıklar,valilikler ve bakanlıklarımızda halkla ilişkiler müracaat büroları kurulmuştur. Vatandaşlarımız bu bürolara şahsen gelerek müracaatta bulunabilirler.

TELEFON İLE MÜRACAAT
BİMER uygulaması için Türkiye genelinde “Alo150” numarası tahsis edilmiştir. Vatandaşlarımız bu numaradan BİMER’ e ulaşabilirler. “Alo 150” numarası sabit telefonlardan aranabileceği gibi cep telefonlarından da aranabilir.

İNTERNET ÜZERİNDEN MÜRACAATLAR
BİMER’ e www.basbakanlik.gov.tr adresinden ulaşılıp her türlü müracaat bu adresten yapılabilir. Bimer internet başvuru formu buradan doldurularak doğrudan başvuru yapılabilir.

E-POSTA İLE MÜRACAAT
bimer@basbakanlik.gov.tr adresine elektronik posta ile müracaat yapılabilir.

MEKTUP İLE MÜRACAAT
Kaymakamlıklarımız ,valiliklerimiz ve ya Başbakanlık ile tüm bakanlıklarımızdaki Halkla İlişkiler Büroları’na mektupla müracaat yapılabilir.



Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) Doğrudan Başbakanlık Uygulaması Nedir?BİMER, bilişim ve iletişim teknolojileri kullanılarak hayata geçirilen bir halkla ilişkiler uygulamasıdır. İyi ve sağlıklı işleyen bir halkla ilişkiler uygulaması için günümüz iletişim teknolojilerinin kullanılması bir zorunluluktur. BİMER ile oluşturulan sistem sayesinde vatandaş ile devlet arasındaki iletişim kanallarının tümü açık tutularak müracaatların her zaman ve her yerden yapılabilmesi yanı sıra, müracaatlara cevapların da hızlı, etkin ve daha ekonomik bir şekilde verilebilmesine imkan sağlanmıştır.



BİMER Uygulamalarının Çalışma Şekli Nedir?
BİMER uygulaması kapsamında Kaymakamlık, Valilik ve Bakanlıkların tümünde “Halkla İlişkiler Müracaat Büroları” kurulmuştur. Ancak “Alo 150” hattını cevaplamak üzere sadece valiliklerimizde çağrı merkezleri bulunmaktadır. Kaymakamlık ve Bakanlıklar’a “Alo 150” hattı üzerinden ulaşılamaz.

“Alo 150” numarası herhangi bir ilimizden arandığında o ilin valiliğinde ki halkla ilişkiler görevlisi telefonu açar. Önündeki bilgisayarda Başbakanlık web sayfasından telefonla arayan vatandaşın kişisel bilgilerini ve müracaatının konusu ve detaylarını kaydeder. Daha sonra kayıt altına alınan bu müracaat Valilik’teki yetkili tarafından Kaymakamlık, İl Müdürlüğü veya Bölge Müdürlüğü’ne sistem üzerinden gönderilir. Gönderilen müracaat Kaymakamlık, İl Müdürlüğü veya Bölge Müdürlüğü tarafından sonuçlandırılır ve müracaat sahibine cevap verilir.

“Alo 150” numarasına yapılan müracaat herhangi bir Bakanlığı veya Başbakanlığı ilgilendiriyor ise yine valilik halkla ilişkiler görevlileri aracılığı ile Başbakanlık web sayfası kullanılarak sistem üzerinden Başbakanlığa gönderilir. Buradaki değerlendirme sonrasında müracaat Bakanlık Yetkilisi tarafından Bakanlığın ilgili birimine yine sistem üzerinden gönderilir ve müracaat ilgili birim aracılığıyla cevaplandırılır vatandaşa da cevap verilir. Verilen cevaba ilişkin detaylar sisteme kaydedilir.

Bu sayede yerel düzeyde çözülebilecek müracaatlar Bakanlık ve Başbakanlığa gelmeden cevaplandırılır. Böylece zaman ve paradan tasarruf edilmiş olur.

BİMER uygulaması bir yazılım ile web üzerinden yapıldığı için yurdumuzun en ücra köşesinden yapılan müracaat ve bu müracaata ilişkin yapılan işlemler Başbakanlık’tan koordine ve takip edilebilmektedir.

BİMER sistemde Valilik ve Valilik kapsamındaki Kaymakamlık, İl Müdürlüğü ve Bölge Müdürlükleri ile Bakanlıklar’ın Merkez Teşkilatı, Genel Müdürlük, Müstakil Daire Başkanlığı ve yine Bakanlıklar’ın bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşlarına kullanıcı adı ve sisteme giriş şifresi tahsis edilmiştir.Tüm kullanıcılar her gün kullanıcı adı ve şifresi ile BİMER programına girer ve o gün kendisine gelen müracaatları cevaplandırır.

BİMER uygulamasında valilikler , il kapsamındaki kaymakamlıkların, il müdürlüklerinin ve bölge müdürlüklerinin koordinasyon ve takibinden sorumludur.Yine Bakanlıklarda merkez, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarına BİMER aracılığı ile gönderilen müracaatların takip ve koordinasyonundan sorumludur.

Her ay Valilik ve Bakanlıklara yapılan müracaatların sayılan, konularının ne olduğu, müracaatların ne kadarının olumlu, ne kadarının olumsuz cevaplandığı ve müracaatların cevaplandırılma süresi sistem tarafından rapor haline getirilir. Bu rapor her ay Sn. Başbakan, tüm Bakanlıklar ile Valiliklerimize (Valiliklere ilişkin rapor İçişleri Bakanlığı’na) gönderilir.

BİMER’e Yapılacak Müracaatların Kapsamı Nedir?

Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, Dilekçe Hakkının Kullanılması Hakkındaki Kanun, Kamu Görevlileri Etik Kurulu’na yapılacak müracaatlar ile İnsan Hakları İhlallerine ilişkin müracaatlar BİMER’ e yapılabilir.

Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Kapsamındaki her türlü bilgi BİMER aracılığı ile talep edilebilir. Ancak bilgi edinme talebinin yazılı yapılması zorunluluğu bulunduğundan “Alo 150” hattı üzerinden sözlü bilgi talebinde bulunulmaz.Kaymakamlık, Valilik ve Bakanlıklar’ ın Halkla İlişkiler Müracaat Bürosu’na şahsen gelinerek bilgi edinme talebinde bulunulabileceği gibi, Başbakanlık web sayfası üzerinden de bilgi edinme talebinde bulunulabilir.

Dilekçe Hakkının Kullanılması Kanun kapsamındaki her türlü istek, şikayet ihbar, görüş ve öneri BİMER üzerinden tüm iletişim seçenekleri kullanılarak yapılabilir. BİMER’ e Dilekçe Hakkının Kullanılması Hakkındaki Kanun kapsamında yapılacak ihbar veya şikayet müracaatlarında, müracaat sahibinin kişisel bilgilerini bildirme zorunluluğu yoktur. Ancak müracaat sahibinin kişisel bilgilerini vermeme durumunda kendisine müracaatına ilişkin bilgi verilemez.Bu durumda müracaat sahibi sistem tarafından kendisine verilen numarayı bildirerek “Alo 150” hattından veya www.basbakanlik.gov.tr adresinden müracaatının durumunu öğrenebilir.

Kamu Görevlileri Etik Kurulu'na yapılacak müracaatlar BİMER aracılığı ile yapılabilir. En az genel müdür veya eşiti seviyedeki kamu görevlilerinin etik davranış ilkelerine aykırı uygulamaları hakkındaki müracaatlar sistem üzerinden Kamu Görevlileri Etik Kurulu'na gönderilir. Kurul tarafından müracaata ilişkin yapılan işlem sisteme kaydedilerek müracaat sahibine bilgi verilir. Diğer kamu görevlilerinin (genel müdür seviyesi altındaki unvanlar) etik davranış ilkelerine aykırı uygulamaları hakkındaki müracaatlar, ilgili kurumun yetkili Disiplin Kurulu'nca incelenmek üzere sistem üzerinden ilgili kurumlara gönderilir. Burada yapılacak işlemler sisteme kaydedilir ve müracaat sahibine bilgi verilir.

31 Ocak 2012 Salı

Bal alırken dikkat!

Son dönemlerde bal reklamları hayli revaçta. 4 kilosu 60 TL polen hediyesiyle birlikte kargo dâhil 100 TL'ye satılan ballar ne kadar doğal?

Yoksa bazı uyanıklar ‘bal alacak çiçeği' iyi mi biliyor? Sahtesini anlamanın mümkün olmadığı ucuz balları işin uzmanlarına sorduk.

Günün herhangi bir vakti ev, iş veya cep telefonunuzun tanımadığınız bir numara tarafından aranması bal gibi mümkün! Telefonu açtığınız an otomatik bir ses tonu, bilmem ne ballarının 4 kilosunu 100 TL'ye sattıklarını belirterek sizden sipariş almaya çalışabilir. Hadi bundan yırttınız diyelim, kumandayı elinize alıp televizyon kanalları arasında dolaşmaya başladığınızda bu kez dakikalarca süren petek, süzme ve karakovan bal reklamlarına mutlaka yakalanırsınız…



Son dönemde hayli artan bal reklamları ağzımızın tadını bozabilir mi? 4 kilogram doğal balı, 60 TL değerindeki polen ve 20 TL kargo ücreti dâhil 100 TL'ye almak mümkün mü? Ünlü isimleri de reklamlarında kullanarak televizyon ekranından bal satan bu firmalara telefonla ve mail yoluyla defalarca ulaşmaya denememize rağmen bize geri dönen ve sorularımıza cevap veren olmadı. İnternetteki form sitelerinde alınan balların bir ay içinde şekerlendiği, eksik gramajda bal gönderildiğine dair tonlarca şikâyet var. Satılan ucuz balların glikozla yapıldığını söyleyenler de var, direkt üreticiden alındığı için bu kadar ucuza verildiğini belirten de. Ancak bir gerçek var ki, o da gerçek bal ile sahte balı normal bir insanın ayırt etmesinin mümkün olmadığı. Balın bozdolabında şekerlendiği, gerçek balın sürekli akışkanlığa sahip, normal balın kokusuz ve kıvamının daha katı olduğu gibi halk arasında kulaktan kulağa yayılan ve uygulanan ayırt etme bilgilerinin çok da yeterli ve sağlıklı olduğunu söyleyemeyeceğiz. Çünkü doğal olmayan bal üretenler bütün bu özelliklere sahip bal üretme noktasında da maharet sahibi. Genelde arı görmemiş bal olarak da isimlendirilen bu ürünler, tamamen yapay olarak, glikoz, fruktoz gibi şekerlerin, içlerine birtakım esans ve gıda boyaları katılarak bal kıvamına getirilmesiyle elde ediliyor. Sahte balın içine zaman zaman koku ve aroma için tüketiciyi aldatmaya yönelik doğal bal ilavesi de yapılabiliyor. Ancak laboratuvarlarda uzun süren araştırmalar sonucunda balın kalitesi anlaşıldığına göre aldığımız kilolarca bal ile ağzımıza ancak bir parmak bal çalınması ihtimal dâhilinde.

Ülkemizde bal daha çok şifa niyetine tüketilen bir ürün. Mideye, kalbe, damarlara, kana ve ciğerlere sayısız etkileri var. Uykusuzluğa çözüm olduğu kadar, şeker hastaları için de faydalı. Hâliyle hastaların ve çocukların fazlaca tükettiği balı alırken üzerinde Tarım Bakanlığı'nın izni ve organik sertifikası olan balları tercih etmek gerekiyor. Özellikle Doğu illerinin adı kullanılarak çarşı pazarda satılan ve Türk Gıda Kodeksi'ne uygun olmayan balların yurtdışından ülkemize sokularak piyasaya sürüldüğü yıllardan beri dillendiriliyor. İçeriklerinin ve üretilme ortamlarının belirsizliği sebebiyle tüketici sağlığını tehdit eden bu balları tercih etmek ağzınızın tadını kaçırabilir. Bunun yanında petekli bal üretimi için kolonilere balmumundan yapılan plakalar yerine daha ucuz petrol ürünü mum karıştırılması kansere davetiye çıkarıyor. Bal standardı ve kodeksi balda glikozu yasaklasa da fabrikalarda mısırdan üretilen ticari glikozun içine bir miktar polen, renklendirici ve esans katılarak satılan ya da arılara şeker şurubu/glikoz verilerek elde edilen ballar piyasada rahatlıkla müşteri buluyor. Aynı zamanda özellikle son dönemlerde yurtdışından ülkemize gönderilen naftalinli ballar piyasada rahatlıkla satılıyor. Arıcıların kovanlarındaki mum güvesi zararlısına karşı kullandığı petrol ürünü naftalinler, uçucu ve balmumu tarafından emilme özelliğinin bulunması sebebiyle kolayca bala geçebilen bir madde ve kanserojenlik sıralamasında dünyadaki en önemli 10 maddeden biri. İç piyasadaki ballarda naftalin kalıntı analizi maalesef yapılmıyor.

30 yıldır arıcılık yapan Mehmet Demircioğlu, piyasada satılan balların mübalağa olduğunu belirterek doğal bir balın 50 TL'den aşağıya satılamayacağına dikkat çekiyor: “15 TL'ye petekli bal satılıyor; ama bunlar şeker yedirmek suretiyle elde ediliyor.

 Gece küvetten arıya şeker şurubu veriyor, gündüz de çiçeğe gidiyor. Piyasada çam balı var, en ucuz bal odur. Kalitesi düşüktür. Pamuk çiçeği balı vardır. 4 kilosu 100 TL'ye satılan balların asla kaliteli bal olduğunu düşünmüyorum. Yurtdışından, kaçak yollardan da getiriyor olabilirler. Ben kestane ve ıhlamur balının kilosunu 50 TL'ye veriyorum. Toptan alınırsa 30 TL'ye verilir.” Terzioğlu, gerçek bal ile sahte balı normal bir insanın ayırt etmesinin mümkün olmadığını ve sıkı bir denetimin şart olduğunu kaydediyor.

Peki piyasadaki balların denetimi nasıl ve kim tarafından yapılıyor? Bu konuda yetkili merci Tarım Bakanlığı. Sürekli olarak bal üreten firmaları yakından denetleyen bakanlık, zaman zaman sahte bal üreten firmaların isimlerini de afişe ederek sahte balın önüne geçmeye çalışıyor. Son dönemde artan bal reklamlarına ilişkin sorumuza bakanlık yetkilileri şu cevabı veriyor: “Medya organları yoluyla satışta bulunan firmalar hakkında kurumumuza da değişik kanallarla ihbar ve şikâyetler intikal etmektedir. Bu ihbar ve şikâyetler doğrultusunda yapılan araştırmalar neticesinde, bu şekilde bal ve arı ürünü satışı yapan firmalar hakkında özellikle olası bir tağşişin (karıştırma) tespiti amacıyla mevcut olarak yürütülmekte olan ‘Bal Denetim Programı'na ek olarak kapsamlı bir kontrol ve denetim çalışması başlatılmıştır.” 174 Alo Gıda Hattı, Bimer (Başbakanlık Bilgi İşlem Merkezi) başvuruları ve şahıs dilekçeleri doğrultusunda her ürün ile ilgili resmî kontrollerin yapıldığına ve numuneler alındığına dikkat çekiliyor. 2011 yılı içerisinde kasım ayı itibarı ile 660 arı ürünleri üretim yerinin denetlendiğini ve 1130 arı ürünü numunesi alındığını kaydeden yetkililer, balın besleyici özelliklerinin yaygın olarak bilinmesinin, bal ve diğer arı ürünlerini dünya genelinde popüler hâle getirdiğini ve yüksek bir talep oluşturduğunu ifade ediyor: “Bu talep neticesinde bir yandan kaliteli balın fiyatı artarken diğer yandan sahte yollarla üretim de artmaktadır. Balda yapılan taklit ve tağşişin önüne geçebilmek için riske dayalı kapsamlı bir denetim ve kontrol planı başlatılmıştır.” En son olarak televizyonlardaki bal reklamlarına yönelik şikayetler artınca topu RTÜK'e atan Tarım Bakanlığı, yeni çıkacak gıda denetim yasası ile birlikte bu tarz yanıltmaların önüne daha süratle geçebileceklerini kaydediyorlar. Her bal üreticisinin bağlı bulunduğu Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüklerinde kayıt olması gerektiğine dikkat çeken Bakanlık, 2010 yılında ülkemizde organik 25 bin 607 kovan ve 208 bin 14 ton bal üretimi bulunduğunu belirtiyor.

Durum böyle iken son dönemde artan bal reklamları tüketici üzerinde nasıl bir psikoloji doğurdu, sorusuna cevap aramak için Altıparmak Gıda Pazarlama Direktörü Gürsal Gürarda'ya başvurduk. TV'de bal satan firmaların bir anda bu kadar artış göstermesinin tüketicilerde kafa karışıklığına sebep olduğunu belirten Gürarda, “Bu satış yönteminin meydana getirdiği etkinin temelinde ne yazık ki tüketicilerin gıda maddeleri konusunda yetersiz bilgi birikimine sahip olmaları yatıyor. Özellikle de bal kategorisinde tüketicilerin bilinç düzeyinin yükseltilmesi gerekiyor. Gerek bal gerekse tüketici hakları konusunda bilinç artıkça, bu durumun tersine döneceğine inanıyoruz. Burada tüketici tarafından sorgulanması gereken asıl mesele; sadece bal değil, herhangi bir gıda maddesinin TV aracılığıyla satışının doğru olup olmadığı konusudur. Söz konusu satış kanalları gıda güvenliği anlamında denetlenemediği için bu durum tüketiciler açısından risk taşıyor.” diyor. Fiyatın balın gerçek yahut hileli olduğunun bir göstergesi olamayacağına dikkat çeken pazarlama direktörü, bal doğal bir ürün olduğu için (tabii eğer satışa sunulan bal gerçekten doğal, sahte veya hileli değilse) aslında fiyatını da doğanın kendisinin belirlediğini kaydediyor. Üretimin çok olduğu dönemde bal fiyatlarının düşebileceğini belirten Gürarda, nerede satılırsa satılsın, detaylı laboratuvar analizi yapılmadan piyasada ucuza satılan balların gerçekliğinden söz etmenin mümkün olamayacağını söylüyor. Altıparmak Gıda bünyesindeki tüm balların Avrupa'nın en kapsamlı dört eş değer bal analiz laboratuvarı arasında yer alan Altıparmak Ar-Ge ve Kalite Kontrol Laboratuvarı'nda 65 parametrede ve milyarda 1 (mg / kg) hassasiyette analiz edilerek satışa çıkarıldığını ifade ediyor. Piyasada tüketilen bal artışından memnun olan Gürsal Gürarda yine de tüketiciyi uyarmadan edemiyor: “Ülkemizde sahte, hileli bal sorunu olduğu bir gerçek... Altıparmak Gıda olarak her fırsatta bal konusundaki bilincin artmasını destekleyici çalışmalar yapıyoruz.”

Evet, ‘bal olan yerde sinek de çok olur' demiş atalarımız. Gerçek bal yemek isteyen tüketicilere düşen şey Tarım Bakanlığı'ndan izin almış, sürekli denetime tabi tutulan balları tercih etmek. Yoksa şifa niyetine bal yiyeyim derken kanserojen ihtiva eden ürünleri tüketerek ‘er kişi niyetine' sedasını duyabilirsiniz.


 Remzi Özbay (Kaçkar Bal Yönetim Kurulu Başkanı): Bal, hileye çok müsait bir üründür
“Piyasada satılan ballar Nasreddin Hoca'nın kedi-ciğer fıkrasını hatırlatıyor. Ciğer burada ise kedi nerede, kedi bu ise ciğer nerede? Oturup hesaplıyorum. Kargo masrafı 20 TL tutar, 60-70 TL polen veriyorlar. Televizyonlara verilen reklam parasını da dâhil edin buna. Bal şifalı bir şey, bedava yedirsinler tabii. Ama gerçek bal mı bu belli değil. Birçok müşterimiz bizi arıyor, kafaları karışık; size fazla mı para ödüyoruz diyorlar. Birçoğu bu balı bizim sattığımızı sanıyor. Ben Türkiye'nin en kaliteli bal üreticilerinden birisiyim, o fiyata bunu satmam mümkün değil. Piyasada satılan balları şeker ve glikoz ile üretip satsalar bile bu fiyata satılamaz. İçine ne katıyorlar bilmiyorum. Burada büyük bir rant var. Kur'an-ı Kerim'de ayetle övülen bal ve arıların düzenine böyle müdahale etmek, ayetin bir harfini değiştirmekle aynı şey bana kalırsa. Biz balın hilelerinden anlamadığımız için kulaktan dolma şeyler duyuyorum. Hileye çok müsait bir üründür bal. Rengi ve kıvamı organik balın aynısı bal yapabilirler. İyi denetlenerek, organik sertifika alan balları tercih etmek lazım. Her sene özel bir firma haberli yahut habersiz beş kez bizi denetlemeye gelir. Bizim ballarımız konvansiyonel bal ile aynı rafta satılmıyor zaten. Gerçek balda son kullanma tarihi de olmaz. Türkiye'deki bal kodeksi gereği mecburen son kullanma tarihi koymak zorunda kalıyoruz. Organik bal ile konvansiyonel bal arasında sayısız farklar vardır. Konvansiyonel bal üreticileri, peteklerde petrolden üretilen lifler kullanır. Buna bakanlık müsaade veriyor. Arılarda farklı arı hastalıkları oluyor. Bununla ilgili çeşitli kimyasal ilaçlar kullanılıyor. Organik balda ise bu ilaçları asla kullanamazsın, doğal ilaçlar kullanma zorunluluğu var. Türkiye'de yüzde 5 organik bal üretiliyorsa geri kalan balın tamamı organik olmayan baldır. Bal ormanı projeleri son dönemde hız kazandı, bu sevindirici gelişme. Biz ürettiğimiz organik balın kilosunu toptan 150 TL'ye satıyoruz. Bayilerimiz bunu 250-300 TL arasında satıyor. Bizim balların tamamı kayıtlıdır, onun haricinde bal satamazsınız. Sadece arının ürettiği balı tüketmek lazım şifa arıyorsak. Bunun içinde organik bal etiketi olan balları tüketmek gerekiyor. Başka çözümü yok.

Kaynak: http://www.samanyoluhaber.com