çay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Mayıs 2014 Salı
Makarna, kahve ve çayda son kullanma tarihi kalkıyor
Avrupa Birliği'nden yeni karar: Makarna, kahve ve çaylarda bulunan son kullanma tarihi kalkıyor. Bu sayede bu gıdaların çöpe gidip israf olmasından kurtulunacak.
Bugün bir araya gelecek tarım bakanları konuyu masaya yatıracak. Makarna, kahve ve çaylarda tarihin kalkacağı belirtiliyor. Avrupa Birliği ülkelerinde gıda israfı had safhaya çıktı. Her bir AB vatandaşı yılda 179 kilogram gıdayı çöpe atıyor. Toplamda bu şekilde 89 milyon ton gıda çöpü oluşuyor. İstatistiklere göre, çöpe atılan gıdaların beşte biri orijinal paketleri henüz açılmadan çöpe gidiyor. Bunun en büyük nedeni ise 'son kullanma tarihi'. Söz konusu gıdanın artık tüketilemez olduğunu düşünen halk bunları çöpe atıyor.
Bir başka istatistiğe göre ise AB'de 79 milyon kişi açlık sınırında yaşıyor bunların 16 milyonu ise yardım kuruluşlarına bağlı bulunuyor.
Bu gerçekten hareket eden Avrupa Birliği Tarım Bakanları, bugün Brüksel'de gıda israfının önüne geçebilmek için alınacak tedbirleri masaya yatıracak. Bakanların gündeminde özellikle bazı gıda ürünlerinde bulunan 'son kullanma tarihlerinin' kaldırılması ve böylelikle gıdaların çöpe gitmekten kurtulması yer alıyor. İsveçli ve Hollandalı politikacılar tarafından gündeme getirilen konuda bugün yapılacak görüşmelerin ne zaman neticeye bağlanacağı ise henüz bilinmiyor. Ancak uzmanlar kanun çıksa bile bunun pratikte uygulanmasının en az iki yıl alacağını ön görüyor. Brüksel daha önce de oluşa plastik çöplerinden kurtulmak için plastik torbalara savaş açmış ve bunların yerine kağıt poşet kullanılması yönünde karar almıştı.
Kaynak: Yeni Şafak
12 Mart 2013 Salı
Dağ çayı ve faydaları
1 metreye kadar boylanabilen, açık yeşil renkte yaprakları olan bir bitkidir. Yaylaçayı olarak da bilinir. İçeriğinde flavonlar, uçucu yağ ve çeşitli kimyasallar bulunmaktadır. Bitkiler aleminin zengin familyalarından biri olan Lamiaceae familyasının içinde yer almakta olan dağçayı Dünya’da özellikle Akdeniz havzasında yayılış göstermektedir. Tek yıllık ve çok yıllık türleri bulunan dağ çayı ülkemizde Anadolu’da yayılış göstermekte olup özellikle Akdeniz Bölgesi’nde öne çıkmaktadır. Makronezya bölgesi, İspanya ve Türkiye gen merkezi olarak kabul edilmektedir. Acem arpası, altınbaş, boz kekik, bozlan çayı, düğümlü çay, eldiven çayı, eşek çayı, kandil çayı, kazdağı çayı, kedikuyruğu çayı, sarıkız çayı, sivri çay, tosbağa çayı, topuklu çay, yayla çayı adlarıyla da anılır.
Dağ Çayının Faydaları
Dağ çayının ağrı kesici, ateş düşürücü, gaz söktürücü, iltihap azaltıcı, katarak önleyici, mikrop öldürücü, öksürük kesici, romatizma önleyici, sindirim kolaylaştırıcı, sinir sistemi uyarıcısı, ülser engelleyici ve yatıştırıcı etki gösterdikleri belirlenmiştir. İştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Sinirleri rahatlatır. Uyarıcı ve kuvvet vericidir. Mikrop öldürücü ve antioksidan etkilere sahiptir. İltihapları gidermeye yardımcı olur. Mide ağrılarını azaltır ve gaz söktürür. İdrar arttırıcıdır. Soğuk algınlığına karşı faydalıdır.Bitkinin çay olarak tüketilen kısmı çiçek durumu halkalarının üzerinde bulunduğu daldır. Bu kısım uygun uzunluklarda kırılarak sıcak su içine daldırılır. Birkaç dakika bekletilerek demlenir. Temizlenmek istenirse sıcak suya daldırmadan önce soğuk su ile durulanmalıdır. Bazı türlerde sıcak suda uzun süre bekletmek çayın tadında acılaşmaya neden olabilmektedir.
Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Cenkçi, dağ çayı bitkisinin hücrelerin mikropları içine alarak imha etmesi (fagasitoz) özelliğini kaybetmemesini sağladığının akademik çalışmalarla tespit edildiğini belirtiyor. Bitkinin Temmuz-Ağustos aylarında toplanarak soğuk algınlığına karşı çay olarak tüketildiğini söyleyen Cenkçi, aynı zamanda anti-HIV aktif bileşiklerinden bir çeşidi olan linearol kimyasalı bakımından da oldukça zengin olduğunu aktarıyor.
Öte yandan, dağ çayı bitkisi, yöredeki aşırı hayvan otlatması nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Afyon Kocatepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Kargıoğlu, bitkinin doğal yayılışa sahip olduğu alanda korumaya alınması ve bu bitkiye ait tohumların periyodik olarak gen bankalarında uygun koşullarda saklanması gerektiğini söylüyor.
2 Ekim 2012 Salı
Kaçak ve taklit çay sağlığı bozar
Çaykur Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, çok kötü ve sağlığa zararlı kaçak çayların kendi markalarının taklidi olarak piyasaya sürüldüğünü belirterek tüketicileri uyardı.
Erzurum Gazetecileri Cemiyeti’nde konuşan Sütlüoğlu, dünyada sıcak bölgelerde çay üretimi yapıldığını, bu yüzden 35-40 çeşit zararlı ile mücadele edilmek zorunda kalındığını belirterek şunları söyledi: “Bizim çayımız dünyada üzerine kar düşen tek çaydır. Kar düşen çay ne demektir? 'Haşere olmayan çay' demektir. İklim şartlarından dolayı bizde haşere zehiri kullanılmaz. Toplanmasında, paketlenmesinde suyla temas etmez. Bahsettiğimiz kanserojen maddeler doğumlarda zeka geriliğine, kısırlığa, erken doğumlara, damar, böbrek hastalıklarına neden olmaktadır. Yabancı ve kaçak çaylarda zararlı kimyasallar ve boyalar da mevcuttur. Bizim çayımızda ise hiçbir katkı maddesi yoktur. En kaliteli, leziz, doğal, sağlıklı çay bizdedir. Halkımıza çocuklarının sağlıklarını riske etmemeleri gerektiğini söylüyoruz.”
Farkını anlamak zor
Çaykur ürünlerinin birebir taklit edildiğini vurgulayan Sütlüoğlu şöyle konuştu: “Bayilerimiz dışında başkalarının getirdiği çayları almasınlar. Halkımızın sağlığını ciddi manada bu çaylarla tehdit ediyorlar. Sahte çaylar daha çok bakkal türü yerlerde satılıyor. Bakkalların çok dikkatli olması gerekiyor. Bayiler dışında onlara ucuza çay getiren şahıslardan almasınlar. Yılda 60 bin ton civarında kaçak çay tüketimi var.”
Kaynak: Hürriyet
Erzurum Gazetecileri Cemiyeti’nde konuşan Sütlüoğlu, dünyada sıcak bölgelerde çay üretimi yapıldığını, bu yüzden 35-40 çeşit zararlı ile mücadele edilmek zorunda kalındığını belirterek şunları söyledi: “Bizim çayımız dünyada üzerine kar düşen tek çaydır. Kar düşen çay ne demektir? 'Haşere olmayan çay' demektir. İklim şartlarından dolayı bizde haşere zehiri kullanılmaz. Toplanmasında, paketlenmesinde suyla temas etmez. Bahsettiğimiz kanserojen maddeler doğumlarda zeka geriliğine, kısırlığa, erken doğumlara, damar, böbrek hastalıklarına neden olmaktadır. Yabancı ve kaçak çaylarda zararlı kimyasallar ve boyalar da mevcuttur. Bizim çayımızda ise hiçbir katkı maddesi yoktur. En kaliteli, leziz, doğal, sağlıklı çay bizdedir. Halkımıza çocuklarının sağlıklarını riske etmemeleri gerektiğini söylüyoruz.”
Farkını anlamak zor
Çaykur ürünlerinin birebir taklit edildiğini vurgulayan Sütlüoğlu şöyle konuştu: “Bayilerimiz dışında başkalarının getirdiği çayları almasınlar. Halkımızın sağlığını ciddi manada bu çaylarla tehdit ediyorlar. Sahte çaylar daha çok bakkal türü yerlerde satılıyor. Bakkalların çok dikkatli olması gerekiyor. Bayiler dışında onlara ucuza çay getiren şahıslardan almasınlar. Yılda 60 bin ton civarında kaçak çay tüketimi var.”
Kaynak: Hürriyet
26 Ağustos 2012 Pazar
Piyasaya kaçak çay sürenler de açıklansın
Çaykur Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, ülkeye kaçak yollarla sokulan ve insan sağlığı açısından tehdit oluşturan çayları piyasaya süren firmaların teşhir edilmesi konusunda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na talepte bulunduklarını açıkladı.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın tüketici sağlığı açısından tehlike oluşturan bazı ürünler ile o ürünleri üreten firmaları teşhir ettiğini hatırlatan Sütlüoğlu, kaçak çayı piyasaya süren firmaların da açıklanmasını istediklerini söyledi. Sütlüoğlu, şöyle konuştu.
"Çay kaçakçılığı yapanlar özellikle bizim çayımızın temeline dinamit koyuyor. Çayımızın doğal özelliğini ciddi anlamda zedeliyor, insan sağlığını ciddi zararlar veriyor. Türk çayı adı altında piyasaya kaçak çay sunulması çok önemli bir konudur. Bu işi yapan firmalar hem cezalandırılmalı, hem de teşhir edilmeli. Bununla ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz. Türkiye'nin iç tüketimini dikkate aldığımızda 50- 60 bin tonlar seviyesinde kaçak çayın ülkemize girdiğini tahmin ediyoruz. Bu Türkiye ekonomisi için büyük kayıp."
Sütlüoğlu, yaş çayda ikinci sürgün alımlarının tamamlanmak üzere olduğunu da belirterek, şu ana kadar 237 bin ton çay alımı yaptıklarını sözlerine ekledi.
22 Mart 2012 Perşembe
Kaçak çayda haşere zehri var
Kaçak çay kullananlar dikkat! Türkiye'de tonlarca kaçak çay bulunurken, sadece 2 bin tonu geçtiğimiz yıl yakalandı. Çaykur Genel Müdürü ise uyarıyor: Bu çaylarda haşere zehri var.
ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, Türkiye'de geçen yıl 2 bin ton civarında gümrük kaçağı çay yakalandığını ancak yakalanamayan miktarın bundan çok daha fazla olduğunu belirterek, ''Bizim çayımızda yabancı madde kesinlikle yok ancak kaçak çayların hepsinde haşere zehri, yani pestisit var. Bu da kanserojendir'' dedi.
İmdat Sütlüoğlu, kaçak çayın engellenmesi için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından etkin önlemler alındığını, bu kapsamda gümrük kapılarında detektör köpekler kullanılmaya başlandığını anımsattı.
ÇAYKUR olarak daha önce 3 detektör köpek alarak Gümrük ve Muhafaza Genel Müdürlüğüne verdiklerini, ileride 3 detektör köpek daha almayı planladıklarını anlatan Sütlüoğlu, böylece kaçak çayla mücadeleye destek vermeye çalıştıklarını ifade etti.
Detektör köpeklerin, araçların gizli bölmelerine ya da yükler arasına saklanan kaçak çayları yakalayarak kaçak çayla mücadeleye önemli katkı sağladığını vurgulayan Sütlüoğlu, ''Kaçak çaya öncelikle halkın sağlığı için dikkat etmek gerekiyor. Çünkü kaçak çay ile hem sağlığımızdan hem paramızdan oluyoruz'' dedi. Sütlüoğlu, geçen yıl 2 bin ton civarında kaçak çay yakalandığını ancak yakalanamayanın çok daha fazla olduğunu ileri sürerek, şunları söyledi:
''Kaçak çay genelde damak tadı alışkanlığından dolayı tercih ediliyor ama içinde nelerin olduğu belli değil. Aslında bunların satılması yasak ancak bir şekilde piyasaya sunuluyor. Vatandaşların ne aldığına dikkat etmesi, bilenen, tanınan markaları tercih etmeleri gerekiyor. Bizim çayımızda yabancı madde kesinlikle yok ancak kaçak çayların hepsinde haşere zehiri, yani pestisit var. Bu da kanserojendir. Pestisitin pek çok zararı var, hastalıklara neden oluyor. Kaçak çayı içen vatandaşlarımız belki kendilerini düşünmüyor ama çocuklarını, torunlarını düşünmeleri lazım. Bu bir nesli tehdit eden önemli bir olay. Vatandaşlarımızın dikkat etmesi lazım.''
Doğal ve sağlıklı olduğundan dolayı tüketicinin Türk çayının tercih etmesi gerektiğini söyleyen Sütlüoğlu, kaçak çayın yoğun olarak satıldığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde damak tadına uygun çay üretimi yapmak için de çalıştıklarını ifade etti.
Rize Ticaret Borsası (RTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erdoğan da sektörü tehdit eden en önemli sorunlardan birinin kaçak çay olduğunu anlatarak, ''Bugüne kadar kaçak çayla yurt içinde dağıtım sırasında mücadele edildiğini ancak en önemli konu kaçak çayın yurda girişini engellemek'' dedi.
Kaçak çayın yurda girdikten sonra bir şekilde dağıldığını söyleyen Erdoğan, ''Yapacağımız çalışmayla kaçak çayın hem yurda girişi hem de dağıtımını engellemeye çalışacağız. Mücadelenin bu şekilde devam etmesi halinde belki kaçak çay girişi tamamen bitmeyecek ancak yılda 10-15 bin tona inmesi bile sektöre büyük katkı sağlayacak. Türkiye'ye yılda 50 bin ton civarında kaçak çay girdiğini tahmin ediyoruz.''
Erdoğan, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yönelik çay üretme konusunda çalışma yapılması gerektiğini de ifade ederek, bu nedenle yörenin damak tadına uygun yeni ürünler geliştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




