meme kanseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meme kanseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2012 Pazar

Meme kanserinde doğru bilinen yanlışlar

“15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü” ve “1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı” nedeni ile Memorial Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Gökhan Kandemir, meme kanseri hakkında doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi.


Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser tipi olmasına rağmen acaba bu ölümcül hastalık hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Ya da bildiğimizi sandığımız her şey doğru mu? Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; meme kanseri hakkında yanlış ama bir o kadar da yaygın inanışlar hastalığın tanı ve tedavi sürecini olumsuz etkiliyor.



“Memede ele gelen her kitle kanserdir”

Yanlış. Memede elimize gelen her sertlik kansere işaret etmez. Bu kitlelerin büyük çoğunluğu iyi huylu çıkmaktadır. Memedeki her 10 kitleden 8’i iyi huyludur; yani kanser değildir. Özellikle ayın belli dönemlerinde ele gelen sertlikler, hassasiyet ya da ağrı olabilir. Bu duruma “fibrokistik meme değişiklikleri” denilmektedir. Bunlar normal değişikliklerdir. Menopozda olup hormon alanlarda da görülebilmektedir. Aylık meme muayenesi yapılarak bu değişiklikler kolaylıkla tanınabilir. Her kadın kendi meme yapısını tanıyabilmesi için düzenli olarak kendi kendine her iki memesini kontrol etmelidir.

“Ailemde meme kanseri yok, bende meme kanseri olmaz”

Yanlış. Bir kişinin ailesinde böyle bir vaka görülmemesi, kendisinde hiçbir zaman meme kanseri gelişmeyeceği anlamına gelmez. Kanser tanısı konulan kadınların %80’inden fazlasının ailelerinde kanser yoktur. Bununla birlikte; ailesinde özellikle birinci derece yakınları kanser olanlarda meme kanseri görülme riski daha fazladır.

“Ailemde meme kanseri var, kesinlikle ben meme kanseri olacağım”

Yanlış. Ailesinde meme kanseri hikayesi olması kişinin meme kanseri gelişme riskini arttırmakla beraber kesinlikle kanser olacağı anlamına da gelmez. Ancak böyle bir durumda mutlaka yakın takip yapılmalıdır. Bu konuda uzman doktorlar tarafından gerektiğinde bazı genetik testler de yapılarak risk değerlendirilmelidir.

“Meme kanseri 20-30’lu yaşlarda görülmez”

Yanlış.  Meme kanserinin gelişme riskinin yaş ilerledikçe arttığı doğrudur; fakat meme kanseri sadece yaşlılarda görülen, gençlerde rastlanmayan bir hastalık değildir. Tanı konulanların ortalama yaşı 60 olmakla birlikte, 20’li yaşlarda da görülebilmektedir. Özellikle ailesinde meme kanseri olanlarda hastalığın genç yaşlarda görülme riski daha fazladır.

“Kanser saç kaybına yol açar”

Yanlış. Kanserin kendisi hiç bir zaman saç kaybına yol açmaz. Tedavide kullanılan ilaçlar ve yöntemler nedeniyle saç dökülmesi görülebilir. Ancak meme kanseri tedavisinde giderek daha çok yaygınlaşan “akıllı ilaçlar” ile artık saç kaybı görülmemektedir.

“Mamografiden alacağım radyasyon meme kanserine neden olabilir”

Yanlış. Mamografi kanserin yayılmasına neden olmamaktadır; aksine erken teşhisini sağlayarak, hastalığın bölgelere yerlere yayılmadan tedavi edilme şansını sağlamaktadır. Kanser tedavisinde erken teşhis esastır. Hastalığın diğer organlara ilerlemeden tedavi edilmesi başarı şansını artırır. Mamografi çekilmesi de meme kanserinin erken evrede yakalanmasını sağlar. Yıllık olarak yapılması ile aşırı radyasyon alınmaz. Ayrıca mamografi çekimi sırasında memeye uygulanan sıkıştırma işlemi de kanser gelişmesine yol açmaz.

 “Meme kanseri bulaşıcıdır”

Yanlış. Hiçbir kanser bulaşıcı değildir. Bir ailenin birçok bireyinde kanser görülmesi bu yanlış düşünceye sebep oluyor olabilir. Kişi kanser hastalığını başka bir kimseye bulaştıramaz. Ancak rahim ağzı (serviks), karaciğer kanseri gibi bazı kanserlerin nedenleri arasında virüsler vardır.

“Koltuk altı koku gidericiler meme kanserine yol açar.”

Yanlış: Yapılan çalışmalarda şimdiye kadar koltuk altı ter ve koku gidericiler ile meme kanseri gelişim riski arasında bir ilişki bulunmamıştır. Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü araştırmacılarına göre de bu konuda yeterli bir kanıt yoktur.

“Meme kanseri sadece kadınlarda görülür, erkeklerde görülmez.”

Yanlış. Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Yaşamları boyunca her 8-10 kadından birinde meme kanseri görülür ve yaş ilerledikçe gelişme riski artar.  Erkeklerde meme kanseri nadir de olsa görülmektedir. Yaklaşık olarak her 100 meme kanserinin 1’i erkeklerde görülür. Kadınlardaki belirti ve bulgular ile aynı olmakla beraber; bu konunun farkında olunmaması nedeni ile erkeklerde meme kanseri genellikle ileri evrede tanı konulmaktadır.

Kaynak: Milliyet

13 Ekim 2012 Cumartesi

30 yaşından önce anne olmak meme kanseri riskini azaltıyor


Ölüm riski yüksek olan meme kanseri birçok kadının korkulu rüyası. Uzmanlar, formda kalmanın yanı sıra 30 yaş öncesi anneliğin de meme kanseri riskini önleyeceğini belirtiyor. Çünkü geç doğum yapan veya hiç doğum yapmayan kadınların vücudu kanserojen maddelerden daha fazla etkileniyor.

Batı ülkelerinde her 8 kadından, Türkiye’de ise her 12 kadından birinde meme kanseri görülüyor. Uzmanlar ise ilk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranının 30 yaş öncesine göre 2 kat arttığına dikkat çekiyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi Başkanı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, meme kanserinden korunmanın başında ideal kilonun olduğunu söylüyor. Uras, ideal kiloya sahip kadınların, fazla kilolu olanlara göre menopoz dönemi sonrası meme kanserine yakalanma risklerinin de daha az olduğunu vurguluyor. Kadınların erken dönemde anne olmalarını tavsiye eden Uras, yapılan araştırmalara göre ilk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranının 20 yaşından önce doğuranlara göre 2 kat arttığını belirtiyor. Bunun nedenini ise geç doğum yapan veya hiç doğum yapmayan kadınların memelerinin kanserojenik maddelerden daha fazla etkilenmelerine bağlıyor. Uras, meme kanserinden korunmanın püf noktaları için ise bazı tavsiyelerde bulunuyor.



DÜZENLİ SPOR YAPIN

Haftada en az 4 gün spor yapılmasını tavsiye eden Uras, şu önerilerde bulunuyor: Düzenli olarak yapılan spor, kilo kontrolünü sağlıyor ve risk faktörü olan yüksek östrojen düzeyini dengeliyor. Ayrıca bağışıklık sistemini de güçlendiriyor. Çalışmalar, menopoz öncesi dönemde haftada en az 4 gün düzenli olarak spor yapmanın meme kanseri riskini azalttığını gösteriyor. Menopoz sonrası dönemde düzenli olarak uygulanan spor, daha da önemli hale geliyor. Çünkü bu dönemdeki kilo alımı, östrojen düzeyini yükseltiyor ve meme kanseri riskini artırıyor. Kırmızı et kısıtlanarak meyve tüketiminin artırılması çok önemli. Sebze ve meyvelerin içerdikleri antioksidan sayesinde meme kanserinin gelişme riskini yüzde 25 oranında azaltıyor.

ÇOCUĞUNUZU BOL BOL EMZİRİN

Yağ tüketiminin de azaltılması gerektiğine dikkat çeken Uras, çocuğun bol bol emzirilmesi uyarısında bulunuyor: Emzirme hem annenin hem de bebeğin kansere yakalanma riskini düşürüyor. Özellikle bebeğinizin büyümesinde bir sorun yoksa ve doktorunuz gerek görmüyorsa 6 ay sadece anne sütü ile besleyin.

SİGARA VE ALKOLDEN UZAK DURUN

Sigara ve alkol tüketiminin bırakılması uyarısında bulunan Uras, kadınlık hormonu ilaçlarından da uzak durulması gerektiğine işaret ediyor: Kadınlara; yeşil çay, kırmızı ve beyaz turp, şalgam, brokoli, Brüksel lahanası, havuç, kabak, karnabahar, süt ve süt ürünlerini tüketmelerini öneriyoruz. Keten tohumu, tütsülenmiş ve tuzlanmış salamura etlerden de uzak durulması uyarısını yapıyoruz. Ayrıca stresten uzak durmalarını tavsiye ediyoruz.

Kaynak: Zaman