anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2013 Salı

Hamilelikte düzensiz beslenme, çocuklarda davranış bozukluğuna neden oluyor

Avustralya'daki Deakin Üniversitesi'nden uzmanlar 23.000 annenin bilgilerini incelediler. Annelerin hamilelikleri ve bebeklerin 3 yaşına kadarki dönemdeki durumları analiz edildi.

Ardından annelerin ve çocukların beslenme düzenleriyle zihinsel gelişimleri takip edildi.

Araştırmada hamilelikleri esnasında asitli içecekler, tuzlu gıdalar ve sağlıksız besinler tüketen annelerin çocuklarında agresiflik gibi davranış bozuklukları riskinin fazla olduğu kaydedildi.

14 Ekim 2012 Pazar

Meme kanserinde doğru bilinen yanlışlar

“15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü” ve “1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı” nedeni ile Memorial Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Gökhan Kandemir, meme kanseri hakkında doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi.


Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser tipi olmasına rağmen acaba bu ölümcül hastalık hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Ya da bildiğimizi sandığımız her şey doğru mu? Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; meme kanseri hakkında yanlış ama bir o kadar da yaygın inanışlar hastalığın tanı ve tedavi sürecini olumsuz etkiliyor.



“Memede ele gelen her kitle kanserdir”

Yanlış. Memede elimize gelen her sertlik kansere işaret etmez. Bu kitlelerin büyük çoğunluğu iyi huylu çıkmaktadır. Memedeki her 10 kitleden 8’i iyi huyludur; yani kanser değildir. Özellikle ayın belli dönemlerinde ele gelen sertlikler, hassasiyet ya da ağrı olabilir. Bu duruma “fibrokistik meme değişiklikleri” denilmektedir. Bunlar normal değişikliklerdir. Menopozda olup hormon alanlarda da görülebilmektedir. Aylık meme muayenesi yapılarak bu değişiklikler kolaylıkla tanınabilir. Her kadın kendi meme yapısını tanıyabilmesi için düzenli olarak kendi kendine her iki memesini kontrol etmelidir.

“Ailemde meme kanseri yok, bende meme kanseri olmaz”

Yanlış. Bir kişinin ailesinde böyle bir vaka görülmemesi, kendisinde hiçbir zaman meme kanseri gelişmeyeceği anlamına gelmez. Kanser tanısı konulan kadınların %80’inden fazlasının ailelerinde kanser yoktur. Bununla birlikte; ailesinde özellikle birinci derece yakınları kanser olanlarda meme kanseri görülme riski daha fazladır.

“Ailemde meme kanseri var, kesinlikle ben meme kanseri olacağım”

Yanlış. Ailesinde meme kanseri hikayesi olması kişinin meme kanseri gelişme riskini arttırmakla beraber kesinlikle kanser olacağı anlamına da gelmez. Ancak böyle bir durumda mutlaka yakın takip yapılmalıdır. Bu konuda uzman doktorlar tarafından gerektiğinde bazı genetik testler de yapılarak risk değerlendirilmelidir.

“Meme kanseri 20-30’lu yaşlarda görülmez”

Yanlış.  Meme kanserinin gelişme riskinin yaş ilerledikçe arttığı doğrudur; fakat meme kanseri sadece yaşlılarda görülen, gençlerde rastlanmayan bir hastalık değildir. Tanı konulanların ortalama yaşı 60 olmakla birlikte, 20’li yaşlarda da görülebilmektedir. Özellikle ailesinde meme kanseri olanlarda hastalığın genç yaşlarda görülme riski daha fazladır.

“Kanser saç kaybına yol açar”

Yanlış. Kanserin kendisi hiç bir zaman saç kaybına yol açmaz. Tedavide kullanılan ilaçlar ve yöntemler nedeniyle saç dökülmesi görülebilir. Ancak meme kanseri tedavisinde giderek daha çok yaygınlaşan “akıllı ilaçlar” ile artık saç kaybı görülmemektedir.

“Mamografiden alacağım radyasyon meme kanserine neden olabilir”

Yanlış. Mamografi kanserin yayılmasına neden olmamaktadır; aksine erken teşhisini sağlayarak, hastalığın bölgelere yerlere yayılmadan tedavi edilme şansını sağlamaktadır. Kanser tedavisinde erken teşhis esastır. Hastalığın diğer organlara ilerlemeden tedavi edilmesi başarı şansını artırır. Mamografi çekilmesi de meme kanserinin erken evrede yakalanmasını sağlar. Yıllık olarak yapılması ile aşırı radyasyon alınmaz. Ayrıca mamografi çekimi sırasında memeye uygulanan sıkıştırma işlemi de kanser gelişmesine yol açmaz.

 “Meme kanseri bulaşıcıdır”

Yanlış. Hiçbir kanser bulaşıcı değildir. Bir ailenin birçok bireyinde kanser görülmesi bu yanlış düşünceye sebep oluyor olabilir. Kişi kanser hastalığını başka bir kimseye bulaştıramaz. Ancak rahim ağzı (serviks), karaciğer kanseri gibi bazı kanserlerin nedenleri arasında virüsler vardır.

“Koltuk altı koku gidericiler meme kanserine yol açar.”

Yanlış: Yapılan çalışmalarda şimdiye kadar koltuk altı ter ve koku gidericiler ile meme kanseri gelişim riski arasında bir ilişki bulunmamıştır. Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü araştırmacılarına göre de bu konuda yeterli bir kanıt yoktur.

“Meme kanseri sadece kadınlarda görülür, erkeklerde görülmez.”

Yanlış. Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Yaşamları boyunca her 8-10 kadından birinde meme kanseri görülür ve yaş ilerledikçe gelişme riski artar.  Erkeklerde meme kanseri nadir de olsa görülmektedir. Yaklaşık olarak her 100 meme kanserinin 1’i erkeklerde görülür. Kadınlardaki belirti ve bulgular ile aynı olmakla beraber; bu konunun farkında olunmaması nedeni ile erkeklerde meme kanseri genellikle ileri evrede tanı konulmaktadır.

Kaynak: Milliyet

13 Ekim 2012 Cumartesi

30 yaşından önce anne olmak meme kanseri riskini azaltıyor


Ölüm riski yüksek olan meme kanseri birçok kadının korkulu rüyası. Uzmanlar, formda kalmanın yanı sıra 30 yaş öncesi anneliğin de meme kanseri riskini önleyeceğini belirtiyor. Çünkü geç doğum yapan veya hiç doğum yapmayan kadınların vücudu kanserojen maddelerden daha fazla etkileniyor.

Batı ülkelerinde her 8 kadından, Türkiye’de ise her 12 kadından birinde meme kanseri görülüyor. Uzmanlar ise ilk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranının 30 yaş öncesine göre 2 kat arttığına dikkat çekiyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi Başkanı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, meme kanserinden korunmanın başında ideal kilonun olduğunu söylüyor. Uras, ideal kiloya sahip kadınların, fazla kilolu olanlara göre menopoz dönemi sonrası meme kanserine yakalanma risklerinin de daha az olduğunu vurguluyor. Kadınların erken dönemde anne olmalarını tavsiye eden Uras, yapılan araştırmalara göre ilk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranının 20 yaşından önce doğuranlara göre 2 kat arttığını belirtiyor. Bunun nedenini ise geç doğum yapan veya hiç doğum yapmayan kadınların memelerinin kanserojenik maddelerden daha fazla etkilenmelerine bağlıyor. Uras, meme kanserinden korunmanın püf noktaları için ise bazı tavsiyelerde bulunuyor.



DÜZENLİ SPOR YAPIN

Haftada en az 4 gün spor yapılmasını tavsiye eden Uras, şu önerilerde bulunuyor: Düzenli olarak yapılan spor, kilo kontrolünü sağlıyor ve risk faktörü olan yüksek östrojen düzeyini dengeliyor. Ayrıca bağışıklık sistemini de güçlendiriyor. Çalışmalar, menopoz öncesi dönemde haftada en az 4 gün düzenli olarak spor yapmanın meme kanseri riskini azalttığını gösteriyor. Menopoz sonrası dönemde düzenli olarak uygulanan spor, daha da önemli hale geliyor. Çünkü bu dönemdeki kilo alımı, östrojen düzeyini yükseltiyor ve meme kanseri riskini artırıyor. Kırmızı et kısıtlanarak meyve tüketiminin artırılması çok önemli. Sebze ve meyvelerin içerdikleri antioksidan sayesinde meme kanserinin gelişme riskini yüzde 25 oranında azaltıyor.

ÇOCUĞUNUZU BOL BOL EMZİRİN

Yağ tüketiminin de azaltılması gerektiğine dikkat çeken Uras, çocuğun bol bol emzirilmesi uyarısında bulunuyor: Emzirme hem annenin hem de bebeğin kansere yakalanma riskini düşürüyor. Özellikle bebeğinizin büyümesinde bir sorun yoksa ve doktorunuz gerek görmüyorsa 6 ay sadece anne sütü ile besleyin.

SİGARA VE ALKOLDEN UZAK DURUN

Sigara ve alkol tüketiminin bırakılması uyarısında bulunan Uras, kadınlık hormonu ilaçlarından da uzak durulması gerektiğine işaret ediyor: Kadınlara; yeşil çay, kırmızı ve beyaz turp, şalgam, brokoli, Brüksel lahanası, havuç, kabak, karnabahar, süt ve süt ürünlerini tüketmelerini öneriyoruz. Keten tohumu, tütsülenmiş ve tuzlanmış salamura etlerden de uzak durulması uyarısını yapıyoruz. Ayrıca stresten uzak durmalarını tavsiye ediyoruz.

Kaynak: Zaman

7 Ağustos 2012 Salı

'Süper Dadı' ailelere çocuk eğitimini anlatıyor


TRT 1'de çocuk sahibi olmanın getirdiği sorumlulukları öğretmek ve bunu da uygulamalı olarak göstermeyi amaçlayan bir program yayınlanıyor.

Süper Dadı programında Psikolog Yeşim Varol Şen, tüm gününü aileyle geçiriyor, yapılması ya da yapılmaması gereken davranışları anne-babaya öğretmeye çalışıyor. Psikolog Şen'e göre hedef 'Ben değişirsem çocuğum değişir' fikrini ebeveynlere vermek. Programın adı her ne kadar Süper Dadı olsa da, program çocuğu değil, ebeveyni eğitmeyi, ailenin çocuğu algılama biçimini değiştirmeyi amaçlıyor. Şen, ailelerden en çok şikâyet aldıkları konunun çocukların yaramazlığı olduğunu söylüyor. Şen bu konuda "Bir çocuğun koşması, yaramazlığı gibi şeyler çocuğun tabiatında vardır. Biz de kendilerinin yardıma ihtiyacı olduğu noktasında yönlendirmede bulunduk." değerlendirmesini yapıyor.



Süper Dadı'nın görünmeyen yüzü ve en büyük destekçisi Uzman Psikolog Aysun Bal ise programa en çok başvuranların çalışan anneler olduğunu ifade ediyor. Annenin enerjisini bölüştürmesi gereken pek çok alan var. Çalışma hayatında olan anne, babadan da destek alamadığı takdirde çocuğun yoğun enerjisine karşılık vermekte zorluk çekiyor. Program süresince en çok enerjinin ekonomik kullanımı üzerinde çalıştıklarını kaydeden Psikolog Bal, "Anneler için hayat değiştiği için çocuk için de değişiyor. Çocuğun beklediği huzur ortamı sağlanamamış oluyor." diyor. Süper Dadı psikologları, gittikleri evlerde, babanın da çocukla ilgilenmesi için çocuğun yatırılması görevini babaya vermiş. Psikolog Şen, aralarında o güne kadar çocuğuna hiç masal okumadığını ifade eden babaların, çocuklarıyla temas içerisine geçtikten sonra bundan büyük zevk aldıklarını ifade ediyor.

OKULDA DİSİPLİNSİZLİK, SORUNLARDAN BİRİ

Görüşülen ailelerde karşılaşılan ortak problemlerden biri de okuldaki disiplinsizlikler. Psikolog Şen, düzensiz bir aile ortamında yetişen çocuğun okula gittiği zaman kuralların belirlenmiş bir ortama ayak uydurmakta zorluk çektiğinin altını çiziyor. Karşılaşılan diğer problemler ise yeme-içme, uykusuzluk problemi, aile içi geçimsizliğin çocuğa yansımaları.

Mesai sabah 6'da başlıyor

Ekrana birçok ailede karşılaşılabilecek sorunlar yansıtılıyor. Ebeveyn tartışmaları, çocuğun özel durumları ise izleyiciye aktarılmıyor. Sabah 6'da aile içerisinde gözleme başlayan Süper Dadı psikologları, çekim ekibi gittikten sonra dahi aile ile iletişimi sürdürebilmek için gece 12'ye kadar evden ayrılmıyor. Süper Dadı, henüz 13 programın çekimini gerçekleştirmiş olsa da görüşme için gittiği 100'den fazla evin her biri için bir danışmanlık hizmeti de vermiş. Bir aile ile ortalama 1 hafta vakit geçiren Süper Dadı psikologları, çekimi bitirdikleri ailelerle de irtibatı sürdüklerini ifade ediyor.

Ayrıntılı bilgiye http://www.superdadi.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Kaynak: Zaman

19 Temmuz 2012 Perşembe

Pepee artık küsmesin!

TRT Çocuk ekranlarında yayınlanan Pepee isimli çizgi film karakterine annelerden eleştiri geldi.

Şikayetlerde “Pepee'nin sık sık oyun arkadaşlarına küsmesi, yemek yememesi çocukları olumsuz etkiliyor. Çocuklar çizgi filmde gördüklerini gerçek hayatla ilişkilendiriyor” dediler.

Çocukların beğenisini toplayan Pepee’nin davranışları anneler tarafından eleştirildi. Şikayetler çizgi filmlerinin çocuklar üzerindeki etkilerini tekrar gündeme getirdi. Şikayetlerde Pepee karakterinin davranışlarının incelenmesi gerektiği vurgulandı. İşte öne çıkan şikayetler şöyle:



Çocuklar Üzerinde Çok Etki Yapıyor!

“Çizgi filmlerin çocuklar üzerindeki etkisi sık sık tartışılan bir konu. Aileler olarak anladık ki çocuklarımız çizgi filmde gördüklerini gerçek hayatla ilişkilendiriyor, köprü kuruyor. Çizgi filmler 3-6 yaş çocukları için vazgeçilmez eğlencelerden biridir. TRT Çocuk kanalında her gün yayınlanan Pepee adlı çizgi dizi eğitici olmasının yanı sıra, çizgi dizideki ana karakter olan Pepee'nin sık sık oyun arkadaşlarına küsmesi, yemek yememesi, genel olarak kendisini düşünmesi (bencilce davranması) çocukların davranışlarında olumsuz yönde etki etmeye başladı. Çocuklarımız da sürekli küsmeye, yemek yememeye başladı. Kardeşlerine ve arkadaşlarına kötü davranmaya, eşyalarını paylaşmamaya başladı. Özetle Pepee' yi kendisine örnek almaya başladı. Program yapımcılarının Pepee’nin bu olumsuz davranışlarını yayından çıkarmasını talep ediyoruz.”

“Pepee çizgi filmini severek izliyoruz. Ama çocuk üzerinde çok etkiler yapıyor. Özellikle küsme durumlarında, çocuk maalesef çok etkileniyor. Evde çocuğa söylenen en küçük bir söz de etkileniyor ve Pepee’nin küsme hareketlerini yapıyor. Küsüp kaşlarını çatıyor, Kollarını bağlayıp arkasını dönüyor. Kıskanma huyu ise bambaşka. Ya yayın formatını değiştirin ya da buna bir çözüm bulun.”

1 Mayıs 2012 Salı

Bebek odası nasıl olmalı?


Bebek odası hazırlamak tüm anne adaylarını heyecanlandırır heyecanlandırmasına ama, bebek odası hazırlamanın da püf noktaları var. Bebek odasında kullanılan malzemelerin önce sağlıklı ve temizlenmesi kolay eşyalar olması gerekir. Toz ve mikroorganizmaların yuvası olduğu için halı ve halı türü malzemeler odadaki nemi de emdiği için alerjik bünyeli bebekler için nefes almayı güçleştiriyor. İdeal olan yıkanması veya silinmesi kolay olan döşeme türleridir.



Bebeğin odasındaki mobilyaların ise ağaçtan yapılmış olması sağlıklı bir seçim olacaktır. Fakat toksik olmayan boyaların kullanıldığı mobilyaları tercih etmelisiniz. Mobilyayı alırken boyutlarının bebeğe büyüdüğünde oyun alanı bırakacak şekilde olmasına dikkat etmelisiniz. Pratik mobilyalarla daha az yer kaplayarak bebek odası yapabilirsiniz. Duvara monte raflar küçük odalar için oldukça uygundur.

Günümüzde çoğu bebek odasında kullanılan pastel renkler en ideal olanlarıdır. Koyu renk boyalar odayı küçük gösterir. Açık renkler ise odayı ferah kılar. Bebeğin odasında fildişi, buz rengi veya opak renkler rahatlıkla kullanılabilir.

Bebeğinizin odası sadece uyku saatlerini geçireceği yer değil, oyun aktivitelerini de yapacağı bir odadır. O nedenle imkanlarınız ölçüsünde evin en geniş ve uygun odasını hazırlamanız doğru olur. Şıklıktan çok rahat ve güvenilir eşyalar almaya özen göstermelisiniz. Odanın içindeki aşırı eşya veya oyuncak yığını boğucu bir etki yaratır. Sade ve ferah bir odada bebeğiniz daha rahat edecektir.