Bitkisel ürünleri her derde deva ilaç gibi pazarlayanlara ağır para cezaları ve hürriyeti bağlayıcı cezalar verilmesi gündemde. Hem yanıltıcı reklam yapan firmalar hem de reklamları yayınlayan mecralar ceza alacak.
RTÜK'ün ev sahipliğinde bir araya gelen 7 kurumun yöneticileri, gıda takviyelerini her derde deva mucize ilaçlar gibi televizyonlarda pazarlayarak halkı yanıltan umut tacirlerini engellemek için alınacak tedbirleri masaya yatırdı. Bu kapsamda, tüketicileri yanıltarak ürünlerini satana 200 bin liraya kadar para cezası verilmesi gündemde. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu'nun başkanlığındaki toplantıda konuyla ilgili halkı yanıltanları cezalandıracak mevzuat değişikliklerinin gündemde olduğu belirtildi.
İKİ BİNE YAKIN CEZA VERİLDİ
RTÜK Başkan Vekili Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu toplantıyı açarken yaptığı konuşmada, RTÜK'ün son 2,5 yıl içerisinde radyo ve televizyonlar hakkında, gıda takviyelerini ilaç gibi tanıttıkları, gizli reklam yaptıkları veya tüketiciyi yanılttıkları gerekçesiyle iki bine yakın müeyyide (yaptırım) kararı verdiğini belirterek yapılacak görüşmeler ve sağlanacak mutabakat çerçevesinde; uygulamadaki eksikliklerin belirleneceğini, kurumların daha fazla yetki kullanmalarının söz konusu olabileceğini, kurumlar arası işbirliğinin artırılacağını, sürekli bir işbirliği ve ortak çalışma grubu kurulabileceğini ve mevzuat değişikliğinin gündeme gelebileceğini bildirdi.
YASALAR YOLUYLA MÜCADELE EDİLMELİ
Bu süreçte bu tür ürünlerin reklamını yasaklanmasının bile gündeme gelebileceğini söyleyen RTÜK üyesi Nurullah Öztürk ise, halkı yanıltarak 'umut tacirliği' yapan ve bu işi kazanç kapısı haline getiren kuruluşlarla, kurumlar arası hızlı bilgi akışı ve sürekli işbirliğiyle, gerekirse yasa değişikliği yapılarak mücadele edilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldığını söyledi. Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç üreten veya satan kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilmesini öngören Türk Ceza Kanununun 187. maddesinin, ilaçların yanı sıra gıda takviyelerini de kapsayacak şekilde genişletilebileceğine de çözüm önerileri arasında yer verildi. Gıda takviyesi satışı yapan bir şirket yöneticisinin bu işten yılda 100 milyon dolar haksız kazanç elde ettiği bildirildi.
Kaynak: Yeni Şafak
RTÜK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RTÜK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Eylül 2013 Çarşamba
11 Ağustos 2012 Cumartesi
Uydu Antenli Yayından Dijital Yayına Geçiliyor
Televizyon ve radyolara frekans tahsisi amacı ile çıkarılan Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayın Hizmetleri hakkındaki kanun 3 Mart 2011 tarihinde yürürlüğe girdi. Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)'nun bu alanda yaptıkları çalışmalarda son aşamasına geldi. Söz konusu kanunun geçici 4. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti 2015 yılı başında dijital karasal yayına geçmek zorunda. Ayrıca kanun Türkiye'de var olan yayıncılık politikasını da yeniden belirleyecek.
400 Milyon TL Maliyet
2014'e kadar yapılacak çalışmalar ile birlikte 23'ü ulusal olmak üzere toplam 252 televizyon ve 36'sı ulusal olmak üzere toplam 1.090 radyonun frekans tahsisleri yapılacak. Frekans planlamasını yaptıran RTÜK ile aralarında Kanal D, Star TV, ATV, Kanal7, STV, FOX ve TV8'in de bulunduğu 16 yayıncı ortağın bulunduğu Anten A.Ş.'ye ortalama 400 milyon TL'ye mal olacak 800 adet verici anten kurulacak. Antenlerin satın alım ve kurulumunu sağlayacak olan Anten A.Ş., sistemin işletmesini de yürütecek. Dijital karasal yayıncılık ile birlikte Türkiye'deki 17 milyon adet uydu anteni de çatılardan kaldırılacak.
Eski Tüplü Televizyonlar Gidiyor
Dijital karasal yayına geçiş ile birlikte yayınları izleyebilmek için eski tüplü televizyonların değiştirilmesi gerektiğine veya sinyal alabilen set üstü kutu adı verilen bir aparat kullanılması gerektiğine dikkat çeken Mobil Servis Sağlayıcı İş Adamları Derneği (MOBİLSAD) Yönetim Kurulu Üyesi Kubilay Erdoğan, "Türkiye'de 17 milyon adet uydu anteni bulunuyor. Bu antenlerin hepsi bir takvim dahilinde kullanım dışı kalacak. Görüntü kirliliği de bu sayede ortadan kalkmış olacak. RTÜK, geçiş döneminde mevcut antenlerin sökülmesi için bir takvim belirleyecek ve o süre zarfında antenlerin çatılardan veya binalardan sökülmesi sağlanacak" dedi.
Kaç Kişinin İzlediği Anlık Takip Edilebilecek
Frekans tahsisi ile birlikte tıpkı radyolarda olduğu gibi televizyonların da hiçbir bağlantı olmadan her yerde izlenebileceğini ifade eden Erdoğan, "Dijital karasal yayın olduğu için hem görüntü kalitesi hem de ses kalitesi çok yüksek olacak. Bunun yanı sıra televizyon ve radyolar yeni teknoloji ile birlikte tek frekanstan tüm ülkeye yayın yapma imkanı bulacak ve bölgesel yayıncılığa da kavuşmuş olacak. Yayıncılar kendilerini nerede, ne zaman ve kaç kişinin izledikleri bilgisine çok rahat ulaşabilecekler. Bu bilgi doğrultusunda da reklamları bölgesel olarak planlayabilecekler. Yeni dönem yayıncılığa ve iş dünyasına farklı bir anlayış getirirken, haberleşme, iletişim ve yayıncılık tek bir platform üzerinden yapılmasını sağlıyor" dedi.
Kaynak: TRT
15 Haziran 2012 Cuma
İşte RTÜK'ün kara listesi
RTÜK Uzmanı Fatih Yalçın, şiddet içeren ve gençleri şiddete teşvik eden fillmlerden oluşan "kara liste" hazırladı.Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ( RTÜK ), televizyonlara şiddet içerikli yayınlar ve filmler için birbiri ardına ceza yağdırırken, RTÜK Uzmanı Fatih Yalçın tarafından şiddet içeren ve gençleri şiddete teşvik eden filmlerden oluşan, “kara liste” hazırlandı. Yalçın’ın, “uzmanlık tezi” olarak hazırladığı 167 sayfalık raporda, yerli ve yabancı hangi filmlerin şiddet içerdiği ve izleyenleri bu yönüyle olumsuz etkilediği anlatıldı. Buna göre, yabancı filmler arasında listebaşını ünlü yönetmen Oliver Stone’un yönettiği “Katil Doğanlar” adlı film aldı.
Listede yerli yapımlar arasında da ilk sırayı Kurtlar Vadisi aldı. Çizgi filmlerin de nasibini aldığı listede “şiddete teşvik ettiği” vurgulanan başlıca ünlü çizgi filmler, “Power Rangers, Ninja Kaplumbağalar, Batman , He-Man, Pokemon” şeklinde sıralandı.
TV’lerde çocukların izleyeceği saatlerde yayınlanan yapımların yüzde 30’u aşan oranda “şiddet içerdiğinin” aktarıldığı raporda, şu çarpıcı değerlendirmelerde bulunuldu:
- Rezervuar Köpekleri, Licence to Kill, Katil Doğanlar gibi filmleri izleyen çok sayıda genç, şiddet ve suç olaylarına karışmışlardır. Hiç şüphesiz ki bu filmlerin, izleyen herkeste aynı etkiyi yaratacağını söylemek zordur. Ancak bu filmlerden etkilenenlerin gerçekleştirdiği ya da karıştığı şiddet olayları da azımsanmayacak ölçüdedir. Bu filmler doğrudan şiddete sebep olmasa bile, şiddet gerçekleştirme şekilleri hakkında ilham verdikleri kesindir. Bugün bu film ve dizilerdeki şiddet görüntüleri kanıksanmış görünmektedir. Televizyonlarda her geçen gün daha çok şiddet görüntüsü yer almakta; bunu kanıksayan izleyici de daha çok şiddet talep etmektedir. Ülkemizde çok izlenen televizyon kanallarının prime time kuşağını Kurtlar Vadisi, Tek Türkiye , Güz Gülleri, Behzat Ç ., Arka Sokaklar, Adanalı, Ezel, Kollama gibi şiddet içeriği yoğun dizilerin işgal ettiği görülmektedir.
- Power Rangers, Ninja Kaplumbağalar, Batman, He-Man, Pokemon gibi dünyanın pek çok ülkesinde gösterilen Japon çizgi filmlerinde ana unsur hep şiddettir. Çizgi filmlerdeki sempatik, iyi kalpli, güçlü, sihirli güçleri olan ana karakterler, genellikle kurbanı oynamakta ve her haksızlığa uğradıklarında şiddeti problem çözme yöntemi olarak kullanmaktadır. Böylelikle şiddet, çocuklara tek problem çözme yöntemi olarak sunulmaktadır.
- Ülkemizde meydana gelen bir olay, çocukların çizgi filmlerden ne denli etkilenebileceklerini göstermesi açısından manidardır. 20 Ekim 2000 tarihli bir gezetede yer alan haberde, Pokemon çizgi filmine özenen çocuğun durumu şu sekilde aktarılmaktadır: “Pokemon Gibi Atladı. Tüm dünya çocuklarının bir numaralı çizgi filmi Pokemon, Mersin’de faciaya neden oluyordu. Mezitli beldesinde yaşayan, Ağırbaş ailesinin 4 yaşındaki oğlu Ferhat, Pokemon çizgi filmindeki kahramanlara özenerek uçmayı denedi. Oturduğu apartmanın 7. katından atlayan Ferhat’ın yalnızca sol ayağı kırıldı.”
BEHZAT Ç . ŞİDDET İÇERİĞİ YOĞUN DİZİLER ARASINDA GÖSTERİLDİ
Çocuğu agresif hale getiriyor. Raporda, araştırmalara da yer verilerek, şiddet içeren yapımların çocuklar üzerindeki etkileri de sıralandı. Bu olumsuz etkilerden bazıları şöyle:
- Çocuklar, ağrıya ve şiddete daha az duyarlı hale gelmektedirler.
- Çocukların empati yapma becerileri azalmaktadır.
- Çocuklar, kendilerini sarmalayan dünyanın korku dolu olduğuna inanmaktadır.
- Çocuklar, birbirlerine şiddet uygulayabilmekte, daha agresif davranabilmektedir.
- Şiddet programları izleyen çocuklar, yardım istendiğinde daha yavaş davranmaktadır.
- Kendisinden küçük çocuklara ve arkadaşlarına şiddet uygulayabilmektedirler.
- Oyun oynarken daha tahrip edici ve yıkıcı davranışlarda bulunabilmekte, oyunun kurallarına uymamakta, oyunda daha sabırsız davranabilmekte ve erken ayrılabilmektedir.
Kaynak: Radikal
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
