Paris Ulusal Mecliste aldığı kararla kreşlerde cep telefonu kullanımıyla, kablosuz internet için kullanılan Wireless Fidelity kısa adı Wi-Fi yasaklandı.
Sağlığı tehdit eden elektro manyetik ışınların küçük çocuklar için daha tehlikeli olmasından endişe duyuluyor. Küçük çocuklar için özel bir sınırlamayla kablosuz ağ bağlantısı kreşlerde artık yasak.
Yasanın daha çok 3 yaş altı çocuklar için ön görüldüğü bildirildi. Küçük yaşta çocukların elektronik, kablosuz tüm bağlantı sistemleri başta kulaklık (Headset), benzer cihazların kullanımı tavsiye edilmiyor. Çoğu Avrupa ülkelerinde elektro manyetik dalgaların kanserojen ve diğer hastalıklara yol açtığı iddiaları giderek yükseliyor.
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Şubat 2015 Pazar
17 Eylül 2013 Salı
Hamilelikte düzensiz beslenme, çocuklarda davranış bozukluğuna neden oluyor
Avustralya'daki Deakin Üniversitesi'nden uzmanlar 23.000 annenin bilgilerini incelediler. Annelerin hamilelikleri ve bebeklerin 3 yaşına kadarki dönemdeki durumları analiz edildi.
Ardından annelerin ve çocukların beslenme düzenleriyle zihinsel gelişimleri takip edildi.
Araştırmada hamilelikleri esnasında asitli içecekler, tuzlu gıdalar ve sağlıksız besinler tüketen annelerin çocuklarında agresiflik gibi davranış bozuklukları riskinin fazla olduğu kaydedildi.
Ardından annelerin ve çocukların beslenme düzenleriyle zihinsel gelişimleri takip edildi.
Araştırmada hamilelikleri esnasında asitli içecekler, tuzlu gıdalar ve sağlıksız besinler tüketen annelerin çocuklarında agresiflik gibi davranış bozuklukları riskinin fazla olduğu kaydedildi.
12 Temmuz 2013 Cuma
Cep telefonuyla oynarken babasına araba alan çocuk
ABD’de yaşayan bir çiftin 14 aylık çocuğu babasının cep telefonunu karıştırırken babası için araba satın aldı.
Sorella isimli bebek babasının ortalıkta bıraktığı cep telefonunda oynarken, farkında olmadan bir alışveriş sitesinin uygulamasını açar. Ardındanda telefonla oynamayı sürdüren küçük Sorella üzerinde satılık ibaresi olan 1962 model hurda durumdaki Austin-Healey marka arabayı satın alır.
Portland’da yaşayan ailenin babası araç için gelen "satın alındı" e-postasını görünce ilk olarak panikler, ancak daha sonra arabayı tamir etmek için karar alır.
Bunun için internet ortamında bir fon açan baba, kızının sürprizlerle dolu olduğunu söyledi.
225 dolara satın alınan araba için baba “umarım araba kızım 16 yaşına gelene kadar hazır olur” dedi.
Kaynak: TRT Haber
5 Mart 2013 Salı
Sünnetsiz bebeklerdeki büyük risk
Uzmanlar, sünnetsiz erkek bebeklerde idrar yolu enfeksiyonu riskinin 10-20 kat arttığını belirtiyor.
İdrar yolları enfeksiyonu özellikle 1 yaşından küçük bebeklerde tekrarlayabilen özelliğe sahip. Her geçirilen enfeksiyonda böbrek, mesane ve idrar yollarında geri dönüşümü olmayan hasarlar bırakıyor. Bunun sonucunda böbrek yetmezliği gelişebiliyor. İdrar yolları enfeksiyonunun tekrarlamaması içinse altta yatan nedenlerin gözden geçirilmesi ve ortadan kaldırılması gerekiyor. Uzmanlar, sünnetsiz erkek bebeklerde idrar yolu enfeksiyonu riskinin 10-20 kat arttığını belirtiyor.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, idrar yolları enfeksiyonuna zemin hazırlayan en önemli faktörün vezikoüreteral reflü ve böbrek taşları olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Cüneydi, 'Her iki hastalık da bebeklerde böbrek yetmezliğine götürecek kadar tekrarlayan idrar yolları enfeksiyonu yapabiliyor.' diyor.
'HUZURSUZLUK VE AĞLAMA ENFEKSİYON BELİRTİSİ OLABİLİR'
Cüneydi, süt çocuklarında görülen idrar yolları enfeksiyonu belirtilerinin erişkin veya büyük çocuklardan farklı olabildiği uyarısında bulunarak şu bilgileri veriyor: 'Karın ağrısına bağlı huzursuzluk iştahsızlık, kusma, ateş, idrarda koku, idrar yaparken ağlama, bulanık idrar, kilo alamama ve ciltte solukluk bebeklerde görülen tipik belirtileri. Bebeğin yaşı ne kadar küçükse idrar yolları enfeksiyonundan şüphelenmek o kadar zorlaşıyor. Çünkü bu belirtileri çok belirgin göstermeyebiliyor. Özellikle huzursuzluk yenidoğan döneminde gaz ile karıştırılabiliyor. Bu yüzden nedeni açıklanamayan huzursuzluk ve ağlama sorunundan idrar testi yaptırarak bu şüpheden kurtulmak gerekiyor.'
'KIZ BEBEKLER İÇİ KÖPÜKLE DOLU BANYO SUYUNDA BEKLETİLMEMELİ'
Cüneydi, idrar yolları enfeksiyonunun oluşumundaki nedenleri şöyle sıralıyor: "Hijyen sorunu, anatomik bozukluklar, böbreklerde taş, kronik kabızlık, idrar yapma bozuklukları, cinsiyet ve sünnet rol oynuyor. Kız çocukların da idrar yollarının son kısmı olan üretra erkek çocuklara göre daha kısa olduğu için ve bez kullanımından dolayı idrar yolları enfeksiyonu daha sık görülüyor. Bu nedenle kız çocuklarında ön temizlik önden arkaya doğru yapılmalı ve arkaya getirilen bezle ön taraf tekrar silinmemeli. Çünkü perine denilen makat ve vajina arasındaki mikroplar bu yolla idrar yollarına ulaşabiliyor. Dikkat edilmesi gereken bir nokta da kız bebekleri içi köpükle dolu banyo suyunda fazla bekletmemek. Aksi takdirde vajina florası bozulur ki bu da yararlı mikropların oradan uzaklaşmasına neden oluyor.'
'SÜNNETSİZ ERKEK BEBEKLERDE RİSK 10-20 KAT ARTIYOR'
Erkek çocuklarda ilk 1 yıl içinde ateşli idrar yolları enfeksiyonu tanısı alan çocukların yüzde 90'nın sünnetsiz olduğunu ifade eden Cüneydi, 'Sünnetsiz erkek çocukların sünnetli olanlara oranla 10-20 kat daha fazla idrar yolları enfeksiyonuna yakalandığı biliniyor. Tedavi süresi ortalama 7-14 gün arasında sürüyor. Antibiyotik seçimi ve uygulama yöntemi çocuğun yaş ve klinik durumu ile kültür antibiyograma bağlı olarak değişiyor. Ancak bir yaşından küçük çocuklarda, kızlarda, idrar yapma bozukluğunda ve vezikoreteral reflü varlığında idrar yolları enfeksiyonu tekrar edebiliyor. Bu durumda hiçbir neden bulunamıyorsa günde tek ve düşük doz antibiyotikle 6 ay koruma tedavisi uygulanıyor.' şeklinde konuşuyor.
'TEDAVİDE GEÇ KALINIRSA BÖBREKLERDE CİDDİ HASAR BIRAKABİLİR'
İdrar yolları enfeksiyonunun tedavi edilebilen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Cüneydi, ancak tedavide geç kalındığında veya hastalık sık tekrarladığında böbreklerde yara ve doku ölümü, bunun sonucunda da fonksiyon bozuklukları ortaya çıkabildiği uyarısında bulunuyor. Cüneydi, şunları ifade ediyor: 'Dolayısıyla huzursuz, iştahsız, kilo almayan, idrarda kokusu olan, bulanık ve kanlı idrar yapan, kusan, ateşi ve ciltte solukluğu olan bebeklerin idrar yolları enfeksiyonu açısından mutlaka irdelenmesi gerekiyor. Anne ve babaların bu yakınmadan biri bile varsa çok fazla oyalanmadan, başka nedenlere yormadan doktora başvurmalıları çok önemli.'
Kaynak: Yenişafak
17 Kasım 2012 Cumartesi
Hepatit A aşısı çocukluk dönemi aşı takvimine eklendi
Hepatit A aşısının çocukluk dönemi aşı takvimine eklenmesi nedeniyle bir tanıtım toplantısı düzenlendi. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, konuşmasında, Türkiye'nin bugün aşılamada dünyanın en iyi birkaç ülkesi arasına girdiğini, bunun hem aşı türleri hem kalite hem çocuklara kolay uygulanabilirlik açısından böyle olduğunu söyledi.
Toplantıda bir konuşma da Bakanlık Bağışıklama Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan yaptı. Ceyhan, Türkiye'de 2005 yılına kadar 7 hastalığa karşı bağışıklama sağlandığını belirterek, "Bundan 6 sene öncesinde, Hepatit A'nın da aşı takvimine konduğunu rüyamızda bile göremezdik. Ancak bugün gelinen noktada aşılama konusunda birçok gelişmiş ülkenin de önün geçtik." ifadesini kullandı.
Basit bir hastalık şeklindeki kanının aksine Hepatit A'nın, Hepatit B'den daha yaygın görüldüğünü ve ölüme bile yol açabildiğini söyleyen Ceyhan, Türkiye'nin bu aşıyı ulusal aşı takvimine ekleyen 8. ülke olduğunu dile getirdi. Ceyhan, ABD, Arjantin, İsrail, Katar, Panama, Suudi Arabistan ve Uruguay'da da bu aşının aşı takviminde bulunduğunu aktardı.
Hepatit A aşısı çocuklara 18. ayda ve 24. ayda olmak üzere iki doz uygulanacak. Aşı uygulaması sağlık kuruluşlarında ücretsiz olarak yapılacak. Yakın zamanda su çiçeği aşısı da aşı takvimine alınacak.
Hepatit A aşısı aşı takvimine eklenene kadar Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen aşı takvimi şu şekildeydi:
![]() |
| Sağlık Bakanlığı 2012 Aşı Takvimi |
Kaynak: Star Gazetesi ve TRT Haber
18 Ekim 2012 Perşembe
Çocukların sağlığı tehlikede!
Otomobilde sigara içmek özellikle çocuk sağlığı için büyük tehdit oluşturuyor. Kapalı mekânlarda içmenin sağlığa zararlı olduğu biliniyor.
İngiliz araştırmacılar yaptıkları son çalışmayla otomobillerde sigara içmenin daha da zararlı olduğunu ortaya koydu. Otomobilde içilen sigara, camlar açık olsa ve klima çalışsa bile Dünya Sağlık Örgütü'nce belirlenen sınır değerlerin üç katını aşan hava kirliliğine yol açıyor. Ayrıca arka koltukta oturanlar özellikle de çocuklar bu zehirli dumana maruz kalıyor.
Çocukların bağışıklık sistemi tam olarak gelişmemiş olduğuna ve pasif içicilikten uzak kalamadıklarına dikkat çekiliyor. İngiliz Doktorlar Birliği özellikle çocuklarda sağlık sorunlarına yol açabildiğine dikkat çekerek araç içinde sigara içilmesinin yasaklanması gerektiğini belirtiyor.
Kaynak: TRT Haber
İngiliz araştırmacılar yaptıkları son çalışmayla otomobillerde sigara içmenin daha da zararlı olduğunu ortaya koydu. Otomobilde içilen sigara, camlar açık olsa ve klima çalışsa bile Dünya Sağlık Örgütü'nce belirlenen sınır değerlerin üç katını aşan hava kirliliğine yol açıyor. Ayrıca arka koltukta oturanlar özellikle de çocuklar bu zehirli dumana maruz kalıyor.
Çocukların bağışıklık sistemi tam olarak gelişmemiş olduğuna ve pasif içicilikten uzak kalamadıklarına dikkat çekiliyor. İngiliz Doktorlar Birliği özellikle çocuklarda sağlık sorunlarına yol açabildiğine dikkat çekerek araç içinde sigara içilmesinin yasaklanması gerektiğini belirtiyor.
Kaynak: TRT Haber
8 Ekim 2012 Pazartesi
Katkı ver indirim kazan
"Çevreci çocuk" kartı verilecek öğrenciler, alışverişlerini indirimli yapacak.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın uygulamasıyla, çevreye katkıda bulunan öğrencilere "çevreci çocuk" kartı verilecek.
Öğrenciler, getirdikleri pil, yağ gibi atık maddeler karşılığında kartlarına yüklenecek puanlarla mağazalardan daha ucuz alışveriş yapma imkanı kazanırken, otobüs biletlerini de ekstra indirimli alabilecek.
Çevre Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Baş, "Bu karta sahip öğrencilerin, otobüs biletinde de ekstra indirim alması için belediyelerle görüşeceğiz" dedi.
23 Eylül 2012 Pazar
Kreşe oyun hamuru giremeyecek
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, devlet koruması altındaki çocukların kaldıkları kuruluşlarda çocukların uyuşturucudan korunması için 'Kokulu silgi ve oyun hamuru' kullanılmasını yasakladı. Şahin, yayınladığı genelgede çocukların uyuşturucu alışkanlığını koku ihtiva eden maddeleri koklamaları ile edindiklerini hatırlattı. Genelgeye göre koku ihtiva eden kırtasiye malzemeleri (sıvı yapıştırıcı ve uçucu maddeler içeren silgi kalem v.b araç gereçler) kullanılmayacak. Kokulu oyuncaklar alınmayacak. Etkinlikler sırasında sprey boyalar, işaretleyici kalemler kullanılamayacak. Bakımevlerinde tiner ve boya incelticiler, cila ve boya çıkartıcıcı gibi kokulu maddeler bulundurulamayacak.
5 Eylül 2012 Çarşamba
Oyuncaklar çocuk sağlığını tehdit ediyor
Kurşun, fitalat, dioksinler... Tüm bunlarla çocuklarımız oyuncaklar sayesinde tanışıyor. Peki çocukları nasıl koruyacağız? Uzmanlar çocuklar için tahta ve boyasız oyuncakları tavsiye ediyorlar.
Bazı ucuz oyuncaklarda bulunan tehlike yeni değil aslında. Bu tehlikenin yalnızca Çin malı oyuncaklara has olduğunu düşünmek ise yanlış.
Greenpeace'in yumuşak PVC'den yapılmış plastik oyuncaklarda önemli ölçüde fitalat bulmasının ve oyuncaklardan sızabilen yumuşatıcı maddenin çiğnenebilme veya yutulabilme ihtimaliyle ilgili uyarılarının üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçti. Oyuncak üretim sürecinde dioksinlerin açığa çıktığına da işaret eden Greenpeace, bunun sağlık üzerindeki etkilerinin karaciğer ve böbrek hasarlarından, üreme bozukluklarına kadar uzandığını duyurdu.
Çocukların sağlığına ve çevreye yalnızca oyuncaklar değil, oyuncakların ambalajları da zarar veriyor. Londra Westminster Belediye'sinin yaptığı bir araştırmada, yılbaşında her çocuğa en popüler oyuncaklardan beşi hediye verilse, en büyük gökdelenin yüksekliğini 428 kat geçecek kadar ürkütücü miktarda ambalaj çöpü ortaya çıkacağı hesaplandı.
Ebeveynler, dikkatli alışveriş yaparak bu tür problemlerden kaçınabileceklerini düşünebilirler, fakat ticaret dünyasının yöntemleri dikkatli ebeveynlerin de düşmanı. ABD'de yapılan bir araştırmaya katılan ebeveynlerin yarısı, çocuklarının 5 yaşına geldiklerinde ürünleri marka ismiyle talep etmeye başladığını söylediler.
Toksik oyuncakların ve ambalajlarının yağılmasını kontrol etmeye çalışan ebeveynler için özel günler (yılbaşları, doğumgünleri, bayramlar...) zor geçer. Fakat pekçok aile özel günlerin oyuncak alıp vermek için değil, aile fertlerine ve diğer insanlara sevgi ve şefkat göstermek için olduğunu çocuklarına anlatarak çıkış yolu bulmaktalar. Ebeveynler, hazırlanan kurabiyelerin değiş-tokuş edildiği kurabiye partileri düzenlemekte, çocuklarını, yeni oyuncaklarına yer açmak üzere eski oyuncaklarını hibe etmeye teşvik etmekteler.
Tavsiyelerden biri de "alt-üst gün"... Bu maddi olmayan bir hediye... Gün içinde yapılacakları çocukların belirlediği bu özel günün gündeminde paltonun altına pijama giyerek sinemaya gitmek, kahvaltıda tatlı yemek gibi eğlenceli şeyler yeralmakta.
Kaynak: Sağlık Çevre Kültürü-Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi Süreli Yayını
Bazı ucuz oyuncaklarda bulunan tehlike yeni değil aslında. Bu tehlikenin yalnızca Çin malı oyuncaklara has olduğunu düşünmek ise yanlış.
Greenpeace'in yumuşak PVC'den yapılmış plastik oyuncaklarda önemli ölçüde fitalat bulmasının ve oyuncaklardan sızabilen yumuşatıcı maddenin çiğnenebilme veya yutulabilme ihtimaliyle ilgili uyarılarının üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçti. Oyuncak üretim sürecinde dioksinlerin açığa çıktığına da işaret eden Greenpeace, bunun sağlık üzerindeki etkilerinin karaciğer ve böbrek hasarlarından, üreme bozukluklarına kadar uzandığını duyurdu.
Çocukların sağlığına ve çevreye yalnızca oyuncaklar değil, oyuncakların ambalajları da zarar veriyor. Londra Westminster Belediye'sinin yaptığı bir araştırmada, yılbaşında her çocuğa en popüler oyuncaklardan beşi hediye verilse, en büyük gökdelenin yüksekliğini 428 kat geçecek kadar ürkütücü miktarda ambalaj çöpü ortaya çıkacağı hesaplandı.
Ebeveynler, dikkatli alışveriş yaparak bu tür problemlerden kaçınabileceklerini düşünebilirler, fakat ticaret dünyasının yöntemleri dikkatli ebeveynlerin de düşmanı. ABD'de yapılan bir araştırmaya katılan ebeveynlerin yarısı, çocuklarının 5 yaşına geldiklerinde ürünleri marka ismiyle talep etmeye başladığını söylediler.
Toksik oyuncakların ve ambalajlarının yağılmasını kontrol etmeye çalışan ebeveynler için özel günler (yılbaşları, doğumgünleri, bayramlar...) zor geçer. Fakat pekçok aile özel günlerin oyuncak alıp vermek için değil, aile fertlerine ve diğer insanlara sevgi ve şefkat göstermek için olduğunu çocuklarına anlatarak çıkış yolu bulmaktalar. Ebeveynler, hazırlanan kurabiyelerin değiş-tokuş edildiği kurabiye partileri düzenlemekte, çocuklarını, yeni oyuncaklarına yer açmak üzere eski oyuncaklarını hibe etmeye teşvik etmekteler.
Tavsiyelerden biri de "alt-üst gün"... Bu maddi olmayan bir hediye... Gün içinde yapılacakları çocukların belirlediği bu özel günün gündeminde paltonun altına pijama giyerek sinemaya gitmek, kahvaltıda tatlı yemek gibi eğlenceli şeyler yeralmakta.
Kaynak: Sağlık Çevre Kültürü-Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi Süreli Yayını
28 Ağustos 2012 Salı
İştah artıran 12 altın öneri
Çocuklarda iştahsızlık, her 2 anneden birinin yakındığı önemli sorunlardan biri. Genellikle 8-9. aydan okul çağına kadar süren bu problemi ise ancak çocuğunuza doğru yaklaşımda bulunarak çözebilirsiniz!
Çocuklarda iştahsızlık problemi, her iki anneden birinin kabusu oluyor. İştahsızlık bazı durumlarda kansızlık, reflü ve bağırsak enfeksiyonu gibi sağlık sorunlarından kaynaklanabiliyor. Ancak iştahsızlığın ardında bir hastalık yatmıyorsa, düzenli takiplerini yapan hekiminiz kilo-boy-baş çevresi gelişiminin yaşına uygun seyrettiğini söylüyorsa, çocuğunuz ihtiyacı kadar besini alıyor demektir. Siz yine de iştahsızlık sorunundan yakınıyorsanız, uzmanların önerilerini uygulayarak çözüm bulabilirsiniz.
Acıbadem Bodrum Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuna Gül Han, çocukların iştahını açmanın püf noktalarını sıraladı.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuna Gül Han, çocuklarda iştahsızlık sorunu ile baş etmenin yollarını şöyle sıralıyor:
1. "BU TABAKTAKİLERİN HEPSİ BİTECEK!" DEMEYİN
Hemen her anne bu cümleyi çocuklarına bir kez olsun söylemiştir. Peki ama tabaktaki yemeğin miktarı çocuğunuz için uygun mu? Mide kapasitesi erişkinde 1500 ml kadar oluyor. Oysa mide kapasitesi yenidoğan bir bebekte 30 ml iken bu rakam ergenliğe doğru ancak 1000 ml civarına ulaşıyor. Çocuğunuzun mide kapasitesini en kolay, bir öğünde yemesini ve içmesini istediğiniz gıdaların hepsini küçük bir poşete koyarak anlarsınız. Sizce çocuğunuzun midesi bu kadar büyük mü? Çocuğunuzun tabağına sadece yiyebileceği kadar yemek koymaya özen gösterin.
2. EK GIDAYA SEBZE İLE BAŞLAYIN
Ek gıda dönemi aslında bebeğinizin bundan sonraki sağlıklı beslenme alışkanlıklarının oturacağı bir süreç. Dolayısıyla ek gıda verirken bebeğinizin ilk tanışacağı gıdalar sebze grubundan olursa damak tadı buna uygun gelişecektir.
3. BEBEKLİKTEN ÇOCUKLUĞA GEÇMESİNE İZİN VERİN
Ne zaman ne yiyeceğine, ne giyeceğine, ne oynayacağına karar verdiğiniz bebeğiniz artık yok. Karşınızda kendi kararlarını veren, kendi isteklerinin ve sevmediklerinin farkında olan ve tabii ki buna göre yaşamak isteyen bir “çocuk” var. Sınırlarını yine sizin belirlediğiniz bir dünyada kendi kuralları ile var olmak isteyen bir çocuk. Ağzına kaşığı eskisi kadar kolay sokamamanız da çok doğal bu durumda. Bu yüzden elinizde kaşık veya çatal ile peşinde koşmayın, bırakın kendisi kendi ihtiyacı kadar yesin.
4. İŞLER DÜZENE GİRENE KADAR ARA ÖĞÜNLERİ KALDIRIN
Abur cubur ve hazır meyve sularının tüketimi kan şekerinde ani değişiklikler yaparak öğün öncesinde iştahı kapatıyor. Zaten küçük olan mide hacmi ara öğün ile dolmuş olan çocuğunuzdan ana öğünlerde performans beklemeyin. Bu yüzden yemek aralarında çocuğunuza “Zaten yemeğini de yemedi, aç kalmasın” mantığı ile yiyecek bir şeyler vermeyin.
5. GÜNLÜK PROGRAMIMIZ BELLİ OLSUN
Genellikle bebekliğinden itibaren uyku saatleri düzenli olan çocukların yemek saatleri de otomatik olarak düzene giriyor. Saatleriniz belirli olursa çocuğunuzun vücut ritmi de bu programa uyum sağlayacak. Bunun sonucunda çocuğunuz yemek saatlerinde acıkmaya, uyku saatlerinde de esnemeye başlayacaktır.
6. GECE ÖĞÜNLERİNE SON VERİN
Yaklaşık 9.aydan sonra gece beslenme ihtiyacı ortadan kalkıyor. Bu aylardan sonra bebeğinize vereceğiniz gece öğünleri reflü, orta kulak iltihabı ve diş çürükleri gibi riskleri beraberinde getiriyor. Üstelik çocuğunuz karnı tok olduğu için sabah kahvaltısına da isteksiz başlayacaktır.
7. TEMEL REİS OLMAYIN
Siz ıspanağı ağzınıza sürmezken çocuğunuza Temel Reis olmayın. Çocuklar dünyayı anne-babalarının yüzleri ile tanırlar. Siz karnabahar tadını alınca yüzünüzü buruşturuyorsanız, çocuğunuz da bu besini tükürecektir.
8. SOFRADAN "TECRİT" ETMEYİN
Her çocuğun, ne kadar döküp saçarak da yese, sosyal iletişiminin artması ve sofra adabını öğrenmesi için aileyle aynı sofraya oturması gerekiyor. Çocuğunuz, ailenin bir arada olduğu sofrada oturmalı. Bunun yerine tek başına mama sandalyesinde oturur ve karşısında onu yedirmek için uğraşan bir kişi ile karşılaşırsa, yemek yemeye doğal bir şey gözüyle bakmayacaktır.
9. KÖFTELERE SEBZE KATIN
Çocuğunuz sebze yemekten kaçınıyorsa, sevdiği yemeklere, örneğin çorbalara veya köftelere rendelediğiniz sebzeleri ekleyebilirsiniz. Yapabileceğiniz bir başka şey de havuç ya da salatalık gibi sebzeleri çiğ olarak çubuk şeklinde hazırlamak. Bu tarz bir sunum çocuğunuzun hoşuna gidebilir. Yemek tabaklarındaki yiyeceklerden suratlar, trenler yapmak da çocuğunuzun hoşuna gidecektir. Ayrıca siz de evde bolca sebze tüketerek ona örnek olmalısınız.
10. ET SEVMİYORSA YUMURTA YEDİRİN
Et yemeyi sevmiyorsa dolmanın içine kıyma ekleyebilirsiniz. Eğer sadece kırmızı eti reddediyorsa, tavuk veya balık yedirebilirsiniz. Makarnanın üzerine kıymalı sos yapmak veya çok sık olmamak şartıyla kıymalı börek yedirmek de bir alternatif olabilir. Çocuğunuz ısrarla etten kaçınıyorsa yumurta sarısı, yoğurt, süt veya peynir de protein yerine geçecektir.
11. CEZA VEYA MADDİ ÖDÜL VERMEYİN
Yemek yemek istemiyorsa, ısrar etmeyin. Ancak yemeğini istekle, özellikle de kendisi yemişse, haftalık öğün tablosu yapıp, o öğün için bir gülen yüz etiketi yapıştırmasını sağlamanız onu motive edecektir.
12. ISRAR ETMEYİN ANCAK ALTERNATİF DE YARATMAYIN
Çocuğunuz yemeğini bitirmemeyi tercih etmiş olabilir. Bu durumda ısrar etmeyin, ancak ara öğünde de bir şey vermeyin. O zaman çocuğunuz bir sonraki öğünü beklemesi gerektiğini öğrenecektir. Ancak aklınızda bulunsun, bu düzenin oturması vakit alabilir.
Kaynak: Hürriyet
Çocuklarda iştahsızlık problemi, her iki anneden birinin kabusu oluyor. İştahsızlık bazı durumlarda kansızlık, reflü ve bağırsak enfeksiyonu gibi sağlık sorunlarından kaynaklanabiliyor. Ancak iştahsızlığın ardında bir hastalık yatmıyorsa, düzenli takiplerini yapan hekiminiz kilo-boy-baş çevresi gelişiminin yaşına uygun seyrettiğini söylüyorsa, çocuğunuz ihtiyacı kadar besini alıyor demektir. Siz yine de iştahsızlık sorunundan yakınıyorsanız, uzmanların önerilerini uygulayarak çözüm bulabilirsiniz.
Acıbadem Bodrum Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuna Gül Han, çocukların iştahını açmanın püf noktalarını sıraladı.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuna Gül Han, çocuklarda iştahsızlık sorunu ile baş etmenin yollarını şöyle sıralıyor:
1. "BU TABAKTAKİLERİN HEPSİ BİTECEK!" DEMEYİN
Hemen her anne bu cümleyi çocuklarına bir kez olsun söylemiştir. Peki ama tabaktaki yemeğin miktarı çocuğunuz için uygun mu? Mide kapasitesi erişkinde 1500 ml kadar oluyor. Oysa mide kapasitesi yenidoğan bir bebekte 30 ml iken bu rakam ergenliğe doğru ancak 1000 ml civarına ulaşıyor. Çocuğunuzun mide kapasitesini en kolay, bir öğünde yemesini ve içmesini istediğiniz gıdaların hepsini küçük bir poşete koyarak anlarsınız. Sizce çocuğunuzun midesi bu kadar büyük mü? Çocuğunuzun tabağına sadece yiyebileceği kadar yemek koymaya özen gösterin.
2. EK GIDAYA SEBZE İLE BAŞLAYIN
Ek gıda dönemi aslında bebeğinizin bundan sonraki sağlıklı beslenme alışkanlıklarının oturacağı bir süreç. Dolayısıyla ek gıda verirken bebeğinizin ilk tanışacağı gıdalar sebze grubundan olursa damak tadı buna uygun gelişecektir.
3. BEBEKLİKTEN ÇOCUKLUĞA GEÇMESİNE İZİN VERİN
Ne zaman ne yiyeceğine, ne giyeceğine, ne oynayacağına karar verdiğiniz bebeğiniz artık yok. Karşınızda kendi kararlarını veren, kendi isteklerinin ve sevmediklerinin farkında olan ve tabii ki buna göre yaşamak isteyen bir “çocuk” var. Sınırlarını yine sizin belirlediğiniz bir dünyada kendi kuralları ile var olmak isteyen bir çocuk. Ağzına kaşığı eskisi kadar kolay sokamamanız da çok doğal bu durumda. Bu yüzden elinizde kaşık veya çatal ile peşinde koşmayın, bırakın kendisi kendi ihtiyacı kadar yesin.
4. İŞLER DÜZENE GİRENE KADAR ARA ÖĞÜNLERİ KALDIRIN
Abur cubur ve hazır meyve sularının tüketimi kan şekerinde ani değişiklikler yaparak öğün öncesinde iştahı kapatıyor. Zaten küçük olan mide hacmi ara öğün ile dolmuş olan çocuğunuzdan ana öğünlerde performans beklemeyin. Bu yüzden yemek aralarında çocuğunuza “Zaten yemeğini de yemedi, aç kalmasın” mantığı ile yiyecek bir şeyler vermeyin.
5. GÜNLÜK PROGRAMIMIZ BELLİ OLSUN
Genellikle bebekliğinden itibaren uyku saatleri düzenli olan çocukların yemek saatleri de otomatik olarak düzene giriyor. Saatleriniz belirli olursa çocuğunuzun vücut ritmi de bu programa uyum sağlayacak. Bunun sonucunda çocuğunuz yemek saatlerinde acıkmaya, uyku saatlerinde de esnemeye başlayacaktır.
6. GECE ÖĞÜNLERİNE SON VERİN
Yaklaşık 9.aydan sonra gece beslenme ihtiyacı ortadan kalkıyor. Bu aylardan sonra bebeğinize vereceğiniz gece öğünleri reflü, orta kulak iltihabı ve diş çürükleri gibi riskleri beraberinde getiriyor. Üstelik çocuğunuz karnı tok olduğu için sabah kahvaltısına da isteksiz başlayacaktır.
7. TEMEL REİS OLMAYIN
Siz ıspanağı ağzınıza sürmezken çocuğunuza Temel Reis olmayın. Çocuklar dünyayı anne-babalarının yüzleri ile tanırlar. Siz karnabahar tadını alınca yüzünüzü buruşturuyorsanız, çocuğunuz da bu besini tükürecektir.
8. SOFRADAN "TECRİT" ETMEYİN
Her çocuğun, ne kadar döküp saçarak da yese, sosyal iletişiminin artması ve sofra adabını öğrenmesi için aileyle aynı sofraya oturması gerekiyor. Çocuğunuz, ailenin bir arada olduğu sofrada oturmalı. Bunun yerine tek başına mama sandalyesinde oturur ve karşısında onu yedirmek için uğraşan bir kişi ile karşılaşırsa, yemek yemeye doğal bir şey gözüyle bakmayacaktır.
9. KÖFTELERE SEBZE KATIN
Çocuğunuz sebze yemekten kaçınıyorsa, sevdiği yemeklere, örneğin çorbalara veya köftelere rendelediğiniz sebzeleri ekleyebilirsiniz. Yapabileceğiniz bir başka şey de havuç ya da salatalık gibi sebzeleri çiğ olarak çubuk şeklinde hazırlamak. Bu tarz bir sunum çocuğunuzun hoşuna gidebilir. Yemek tabaklarındaki yiyeceklerden suratlar, trenler yapmak da çocuğunuzun hoşuna gidecektir. Ayrıca siz de evde bolca sebze tüketerek ona örnek olmalısınız.
10. ET SEVMİYORSA YUMURTA YEDİRİN
Et yemeyi sevmiyorsa dolmanın içine kıyma ekleyebilirsiniz. Eğer sadece kırmızı eti reddediyorsa, tavuk veya balık yedirebilirsiniz. Makarnanın üzerine kıymalı sos yapmak veya çok sık olmamak şartıyla kıymalı börek yedirmek de bir alternatif olabilir. Çocuğunuz ısrarla etten kaçınıyorsa yumurta sarısı, yoğurt, süt veya peynir de protein yerine geçecektir.
11. CEZA VEYA MADDİ ÖDÜL VERMEYİN
Yemek yemek istemiyorsa, ısrar etmeyin. Ancak yemeğini istekle, özellikle de kendisi yemişse, haftalık öğün tablosu yapıp, o öğün için bir gülen yüz etiketi yapıştırmasını sağlamanız onu motive edecektir.
12. ISRAR ETMEYİN ANCAK ALTERNATİF DE YARATMAYIN
Çocuğunuz yemeğini bitirmemeyi tercih etmiş olabilir. Bu durumda ısrar etmeyin, ancak ara öğünde de bir şey vermeyin. O zaman çocuğunuz bir sonraki öğünü beklemesi gerektiğini öğrenecektir. Ancak aklınızda bulunsun, bu düzenin oturması vakit alabilir.
Kaynak: Hürriyet
7 Ağustos 2012 Salı
'Süper Dadı' ailelere çocuk eğitimini anlatıyor
TRT 1'de çocuk sahibi olmanın getirdiği sorumlulukları öğretmek ve bunu da uygulamalı olarak göstermeyi amaçlayan bir program yayınlanıyor.
Süper Dadı programında Psikolog Yeşim Varol Şen, tüm gününü aileyle geçiriyor, yapılması ya da yapılmaması gereken davranışları anne-babaya öğretmeye çalışıyor. Psikolog Şen'e göre hedef 'Ben değişirsem çocuğum değişir' fikrini ebeveynlere vermek. Programın adı her ne kadar Süper Dadı olsa da, program çocuğu değil, ebeveyni eğitmeyi, ailenin çocuğu algılama biçimini değiştirmeyi amaçlıyor. Şen, ailelerden en çok şikâyet aldıkları konunun çocukların yaramazlığı olduğunu söylüyor. Şen bu konuda "Bir çocuğun koşması, yaramazlığı gibi şeyler çocuğun tabiatında vardır. Biz de kendilerinin yardıma ihtiyacı olduğu noktasında yönlendirmede bulunduk." değerlendirmesini yapıyor.
Süper Dadı'nın görünmeyen yüzü ve en büyük destekçisi Uzman Psikolog Aysun Bal ise programa en çok başvuranların çalışan anneler olduğunu ifade ediyor. Annenin enerjisini bölüştürmesi gereken pek çok alan var. Çalışma hayatında olan anne, babadan da destek alamadığı takdirde çocuğun yoğun enerjisine karşılık vermekte zorluk çekiyor. Program süresince en çok enerjinin ekonomik kullanımı üzerinde çalıştıklarını kaydeden Psikolog Bal, "Anneler için hayat değiştiği için çocuk için de değişiyor. Çocuğun beklediği huzur ortamı sağlanamamış oluyor." diyor. Süper Dadı psikologları, gittikleri evlerde, babanın da çocukla ilgilenmesi için çocuğun yatırılması görevini babaya vermiş. Psikolog Şen, aralarında o güne kadar çocuğuna hiç masal okumadığını ifade eden babaların, çocuklarıyla temas içerisine geçtikten sonra bundan büyük zevk aldıklarını ifade ediyor.
OKULDA DİSİPLİNSİZLİK, SORUNLARDAN BİRİ
Görüşülen ailelerde karşılaşılan ortak problemlerden biri de okuldaki disiplinsizlikler. Psikolog Şen, düzensiz bir aile ortamında yetişen çocuğun okula gittiği zaman kuralların belirlenmiş bir ortama ayak uydurmakta zorluk çektiğinin altını çiziyor. Karşılaşılan diğer problemler ise yeme-içme, uykusuzluk problemi, aile içi geçimsizliğin çocuğa yansımaları.
Mesai sabah 6'da başlıyor
Ekrana birçok ailede karşılaşılabilecek sorunlar yansıtılıyor. Ebeveyn tartışmaları, çocuğun özel durumları ise izleyiciye aktarılmıyor. Sabah 6'da aile içerisinde gözleme başlayan Süper Dadı psikologları, çekim ekibi gittikten sonra dahi aile ile iletişimi sürdürebilmek için gece 12'ye kadar evden ayrılmıyor. Süper Dadı, henüz 13 programın çekimini gerçekleştirmiş olsa da görüşme için gittiği 100'den fazla evin her biri için bir danışmanlık hizmeti de vermiş. Bir aile ile ortalama 1 hafta vakit geçiren Süper Dadı psikologları, çekimi bitirdikleri ailelerle de irtibatı sürdüklerini ifade ediyor.
Ayrıntılı bilgiye http://www.superdadi.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Kaynak: Zaman
Balın öksürüğe faydası kanıtlandı
Yapılan bir araştırmada yatmadan önce çocuklara bir çay kaşığı bal vermek, hem öksürüğün yarattığı şikayetleri azaltıyor hem de daha rahat uyumalarına yardımcı olabiliyor.
Bir yaşından küçük bebeklere bal önerilmezken, boğaz enfeksiyonu ve öksürüğü olan 2 ile 5 yaş arasındaki bebeklerde yatmadan önce bir kaşık bal yedirilebileceği, bunun önemli ölçüde rahatlama sağladığı ortaya çıktı.
Pediatrics Journal dergisinde yayınlanan araştırmada yüksek antioksidan seviyesi olan balın öksürük şurupları için bir alternatif olabileceği belirtildi.
300 boğaz enfeksiyonu yaşayan çocuk üzerinde yapılan araştırmada, çocukların üçte ikisine bir kaşık okaliptus balı ve birkaç farklı çeşit bal yedirildi. Bazılarında ise sadece plasebo kullanıldı.
Ailelerden baldan önce ve sonrası karşılaştırılarak, çocuklarının uyku durumunu değerlendirmeleri istendi. Aileler hangi tür olursa olsun bal yediren çocuklarının uykusuna on üzerinden 9-10 puan verdi.
Kaynak: Habertürk
19 Temmuz 2012 Perşembe
Pepee artık küsmesin!
TRT Çocuk ekranlarında yayınlanan Pepee isimli çizgi film karakterine annelerden eleştiri geldi.
Şikayetlerde “Pepee'nin sık sık oyun arkadaşlarına küsmesi, yemek yememesi çocukları olumsuz etkiliyor. Çocuklar çizgi filmde gördüklerini gerçek hayatla ilişkilendiriyor” dediler.
Çocukların beğenisini toplayan Pepee’nin davranışları anneler tarafından eleştirildi. Şikayetler çizgi filmlerinin çocuklar üzerindeki etkilerini tekrar gündeme getirdi. Şikayetlerde Pepee karakterinin davranışlarının incelenmesi gerektiği vurgulandı. İşte öne çıkan şikayetler şöyle:
Çocuklar Üzerinde Çok Etki Yapıyor!
“Çizgi filmlerin çocuklar üzerindeki etkisi sık sık tartışılan bir konu. Aileler olarak anladık ki çocuklarımız çizgi filmde gördüklerini gerçek hayatla ilişkilendiriyor, köprü kuruyor. Çizgi filmler 3-6 yaş çocukları için vazgeçilmez eğlencelerden biridir. TRT Çocuk kanalında her gün yayınlanan Pepee adlı çizgi dizi eğitici olmasının yanı sıra, çizgi dizideki ana karakter olan Pepee'nin sık sık oyun arkadaşlarına küsmesi, yemek yememesi, genel olarak kendisini düşünmesi (bencilce davranması) çocukların davranışlarında olumsuz yönde etki etmeye başladı. Çocuklarımız da sürekli küsmeye, yemek yememeye başladı. Kardeşlerine ve arkadaşlarına kötü davranmaya, eşyalarını paylaşmamaya başladı. Özetle Pepee' yi kendisine örnek almaya başladı. Program yapımcılarının Pepee’nin bu olumsuz davranışlarını yayından çıkarmasını talep ediyoruz.”
“Pepee çizgi filmini severek izliyoruz. Ama çocuk üzerinde çok etkiler yapıyor. Özellikle küsme durumlarında, çocuk maalesef çok etkileniyor. Evde çocuğa söylenen en küçük bir söz de etkileniyor ve Pepee’nin küsme hareketlerini yapıyor. Küsüp kaşlarını çatıyor, Kollarını bağlayıp arkasını dönüyor. Kıskanma huyu ise bambaşka. Ya yayın formatını değiştirin ya da buna bir çözüm bulun.”
Şikayetlerde “Pepee'nin sık sık oyun arkadaşlarına küsmesi, yemek yememesi çocukları olumsuz etkiliyor. Çocuklar çizgi filmde gördüklerini gerçek hayatla ilişkilendiriyor” dediler.
Çocukların beğenisini toplayan Pepee’nin davranışları anneler tarafından eleştirildi. Şikayetler çizgi filmlerinin çocuklar üzerindeki etkilerini tekrar gündeme getirdi. Şikayetlerde Pepee karakterinin davranışlarının incelenmesi gerektiği vurgulandı. İşte öne çıkan şikayetler şöyle:
Çocuklar Üzerinde Çok Etki Yapıyor!
“Çizgi filmlerin çocuklar üzerindeki etkisi sık sık tartışılan bir konu. Aileler olarak anladık ki çocuklarımız çizgi filmde gördüklerini gerçek hayatla ilişkilendiriyor, köprü kuruyor. Çizgi filmler 3-6 yaş çocukları için vazgeçilmez eğlencelerden biridir. TRT Çocuk kanalında her gün yayınlanan Pepee adlı çizgi dizi eğitici olmasının yanı sıra, çizgi dizideki ana karakter olan Pepee'nin sık sık oyun arkadaşlarına küsmesi, yemek yememesi, genel olarak kendisini düşünmesi (bencilce davranması) çocukların davranışlarında olumsuz yönde etki etmeye başladı. Çocuklarımız da sürekli küsmeye, yemek yememeye başladı. Kardeşlerine ve arkadaşlarına kötü davranmaya, eşyalarını paylaşmamaya başladı. Özetle Pepee' yi kendisine örnek almaya başladı. Program yapımcılarının Pepee’nin bu olumsuz davranışlarını yayından çıkarmasını talep ediyoruz.”
“Pepee çizgi filmini severek izliyoruz. Ama çocuk üzerinde çok etkiler yapıyor. Özellikle küsme durumlarında, çocuk maalesef çok etkileniyor. Evde çocuğa söylenen en küçük bir söz de etkileniyor ve Pepee’nin küsme hareketlerini yapıyor. Küsüp kaşlarını çatıyor, Kollarını bağlayıp arkasını dönüyor. Kıskanma huyu ise bambaşka. Ya yayın formatını değiştirin ya da buna bir çözüm bulun.”
3 Temmuz 2012 Salı
Aşı takvimine Hepatit A ve suçiçeği de girdi
Sağlık Bakanlığı'nın 'nın çocukluk dönemi aşı takvimine ileri yaşlarda geçirildiğinde ağır seyreden Hepatit A ve suçiçeğine karşı iki aşı daha eklendi. Böylece dünyada birçok ülkenin uyguladığı 16 aşıdan 13'ü bakanlığın aşı takvimine girmiş oldu.Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Torunoğlu, bakanlığın yeni aşı takvimiyle ilgili bilgi verdi. Hepatit A ve suçiçeği aşılarının Sağlık Bakanlığı'nın çocukluk çağı aşı takvimine girdiğini bildiren Torunoğlu, şunları belirtti:
''Hepatit A, su ve kirli gıdayla bulaşan bir hastalık. Eskiden altyapı eksikliği ve su kirliliği gibi çevresel sorunların yaygın olduğu dönemlerde çok görülen Hepatit A, aslında hafif atlatılabilen bir rahatsızlık. Küçük yaşlarda pek rastlanmamakla birlikte ileri yaşlarda, 20'li yaşların üzerinde geçirildiğinde daha ağır seyrediyor. Çünkü bağışıklık gelişmemiş oluyor. Rahatsızlığın görülme yaşı ileriye doğru kaymaya başladı. Bu nedenle Aşı Danışma Kurulumuz kişileri küçük yaşlarda aşılayarak buna karşı önlem geliştirme kararı aldı.''
Torunoğlu, Hepatit A aşısı için daha önce planlanan aşı bütçesine 30 milyon liralık bir ilave yapıldığını söyledi.
SUÇİÇEĞİ
Suçiçeği hastalığının da Hepatit A gibi çocuk yaşlarda daha hafif, ileri yaşlarda ise ağır seyrettiğini anlatan Torunoğlu, bazı hastalarda iltihabi tablolar görülebildiğini ifade etti.
Hastalığın ileri yaşlarda geçirilmesi halinde virüsün canlandığını, halk arasında ''gece yanığı'' denilen ''herpes zoster'' adı verilen hastalığın ortaya çıkabildiğini anlatan Torunoğlu, şu bilgileri aktardı:
''Suçiçeğine karşı etkili bir aşı var. Bu yeni bir aşı. Bütçe olanakları yüzünden bunu uygulayabilen ülke sayısı az. Biz de aldığımız kararla bu aşıyı uygulayabilen birkaç ülkeden biri olacağız. Dünyada ülkelerin büyük bölümünün uyguladığı toplam 16 aşı var. Aşı takvimine eklenen 2 yeni aşıyla Türkiye'de bu 16 aşıdan 13'ü uygulanmış olacak.''
Meningokok, HPV ve rota virüsü aşılarının da aşı takvimine eklenmesi için çalışmaların sürdüğünü bildiren Torunoğlu, ileride bu aşıların da takvime eklenmesinin söz konusu olabileceğini söyledi.
Torunoğlu, Hepatit A aşısı alımının yapıldığını ve sonbaharda uygulanmaya başlanacağını ifade ederek, suçiçeği aşısının da yıl sonunda uygulanmaya başlamayı planladıklarını kaydetti.
Sağlık Bakanlığı'nın yeni aşı takvimine göre Hepatit A aşısı 18 ve 24'üncü aylarda birer, suçiçeği aşısı ise 12'inci ayda tek doz yapılacak.
AŞI TAKVİMİ
Sağlık Bakanlığı'nın çocukluk çağı aşı takvimine göre uygulanan diğer aşılar şöyle:
-Hepatit B: Doğumda, birinci ve altıncı ayların sonunda
-BCG aşısı: İkinci ayın sonunda
-Difteri, aselüler boğmaca, tetanoz, inaktif polio, hemofilus influenza tib b (beşli karma aşı): İkinci, dördüncü, altıncı ayların sonunda, 18-24'üncü ayda pekiştirme dozu
-Konjuge pnömokok aşısı: İkinci, dördüncü ve altıncı ayların sonunda, onikinci ayda pekiştirme dozu
-Kızamık, kızamıkçık, kabakulak: Onikinci ayda, ilköğretim birinci sınıfta pekiştirme dozu
-Difteri, aselüler boğmaca, tetanoz, inaktif polio (dörtlü karma aşı): İlköğretim birinci sınıfta pekiştirme dozu
-Oral polio aşısı: Altıncı ayın sonunda, 18-24'üncü ayda
-Erişkin tipi difteri: İlköğretim sekizinci sınıfta pekiştirme dozu
24 Haziran 2012 Pazar
Yeni Eğitim Sisteminde Yeni Bir Ders: Zeka Oyunları Dersi
“Zeka Oyunları Dersi” Nedir? Nasıl İşlenmeli?
2012-2013 eğitim döneminde hayata geçecek olan yeni sisteme göre zeka oyunları dersi okullarda işlenmeye başlayacak. Böyle bir dersin MEB müfredatına girmesini çok olumlu buluyorum. Yeni sistemde en çok dikkat çekilmesi gereken derslerden birisi Zeka ve Akıl Oyunları Dersi. Peki, sisteme seçmeli olarak konulan dersi kimler, hangi materyallerle, nasıl işleyecek?“Zeka ve akıl oyunu olarak neleri sayabilirsiniz?” şeklindeki bir soruya velilerin çok büyük bir bölümü; Lego, puzzle ve satranç olarak cevap verecektir. Halbuki bizzat üniversitelerde akademisyenler tarafından geliştirilmiş, beynin belli bölgelerini çalıştırmaya yönelik zeka ve akıl oyunları mevcuttur. Batıda pek çok ülkede de zeka oyunları ve düşünme becerileri dersleri yıllardır işlenmektedir.
Zeka oyunlarıyla yapılan ders, aynı zamanda oyun faaliyetlerini de içerdiğinden, öğrencinin en sağlıklı şekilde gözlemlenebileceği ve tanınabileceği bir imkan oluşacaktır. Öğrencilerdeki paylaşma, merhamet, centilmenlik, kurallara uyma, mantık yürütebilme, yenilgiyi kabullenebilme, motivasyon, problem çözme becerileri gibi pek çok özelliği, dikkatli bakışlarla öğretmenler tarafından fark edilebilecektir.
Zeka ve akıl oyunları çalışmalarının çocukların zeka seviyelerinde artışa sebep olduğuna dair araştırmalar da mevcuttur. Bunlardan en çok dikkat çekeni; Berkeley Üniversitesinde Dr. Silvia Bunge tarafından yapılanıdır. Araştırmaya göre; 8 hafta süresince, haftada iki kez 1 saat 15 dakika zeka oyunları ile çalışma yapılan çocuklarda en az 13 IQ puanı artış gözlendi. Bu neredeyse normal zeka seviyesindeki bir çocuğun parlak zeka, parlak zeka seviyesindeki bir çocuğun ise üstün zeka seviyesine çıkabilmesi anlamına geliyordu.
Zeka oyunları dersi ile çocukların derslerinde ve sınavlarında başarılı olabilmeleri için çok önemli gördüğümüz özel gelişim alanlarını: Uzaysal algılama - mantık yürütme – konsantrasyon – eşleştirme - hafızada tutma - hızlı düşünme – savunma – simetri - sistemli ve doğaçlama gelişen sorunlara karşı çözüm üretme - taktik geliştirme - kısa ve uzun vadeli strateji üretme – tahmin - dikkat toplama - şekil tanıma - soyut düşünce - direnme hayal gücü – karar verme olarak sıralayabiliriz.
Zeka oyunları dersi ayrıca öğrencilerin akranlarıyla beraber vakit geçirmelerine, sosyalleşmelerine, enerjilerini ekran başından ziyade arkadaşlarıyla sosyal ortamlarda geçirmesine de imkan tanıyacaktır.
Dersin işlenmesinde dikkat edilmesi gereken hususları şu şekilde sıralayabiliriz:
1- Dersin amacına uygun işlenebilmesi için ortamın, dersin ruhuna uygun tasarlanmasında fayda vardır. Okullarda oluşturulacak Zeka Oyunları Atölyelerinde öğrenciler, dönüşümlü olarak etkinliklere katılabilir. TÜZDER’in (Tüm Üstün Zekalılar Derneği) işbirliği yaptığı kurumlardan olan Sarıyerdeki Boğazhisar İlköğretim Okulunun Türkiye’deki ilk ve tek Zeka Atölyesini kurması diğer kurumların da takip etmesi gereken ve bu dersle doğrudan ilişkili olan özel bir çalışma. Nasıl ki müzik çalışmaları, müzik atölyelerinde, görsel sanatlar dersi sanat atölyelerinde, beden eğitimi dersleri spor salonlarında verimli işlenebiliyorsa zeka oyunları dersi de en verimli şekilde zeka oyunları atölyelerinde işlenebilir. Bu konuda TÜZDER, kurumlara rehberlik yapma ve destekleme konusunda her türlü çalışmayı yürütmektedir.
2- Zeka oyunları dersinde kullanılacak materyallerin özenle seçilmesi gerekmektedir. Bu konuda bilimsel bir yaklaşım sergilenmezse, zeka oyunları dersinin bahçe oyunları, bilmece bulmaca çözmeden öteye gidemeyeceği aşikardır. Dersin işlenmesinde üniversitelerdeki akademisyenler tarafından geliştirilmiş özel materyaller kullanıldığı takdirde ders, amacına uygun işlenebilir. Maalesef ki ülkemizde zeka ve akıl oyunları konusunda ne velilerimizde ne de eğitimcilerimizde bir kültür oluşabilmiş değildir. Zeka ve akıl oyunlarını temin etme konusunda da sıkıntı yaşanmaktadır. Bu konuda da TÜZDER eğitimcilere ve velilere her türlü desteği sağlamaya hazırdır.
3- Zeka oyunları dersindeki materyalleri kullanacak öğretmenlerin, zeka geliştirme ve zeka-akıl oyunu materyallerini kullanma konusunda uzman olmaları gerekmektedir. Müfredata böyle bir dersi koymak ya da materyalleri temin etmek, dersin amacına uygun işlenebilmesi için yeterli olmayacaktır. Zeka oyunları dersinde kullanılabilecek 200’e yakın materyalin hangi zaman dilimlerinde ne kadar süreyle hangi amaçlarla ve ne şekilde kullanılacağı konusunda öğretmenlerin eğitilmesi zaruridir. TÜZDER önümüzdeki günlerde de, gelecek başvurulara göre “Zeka ve Akıl Oyunları Eğitmeni” yetiştirme amacıyla çalışmalarını yürütecektir. Sertifikalı bu eğitimlerin sonucunda öğretmenlerimiz zeka ve akıl oyunları konusunda uzmanlaşacak ve öğrencilerin dersten en üst düzeyde istifade edebilmesi konusunda profesyonel çalışma yürütebilecektir.
Zeka Oyunları dersinin uzun vadede çocukların diğer derslerine de olumlu manada ciddi katkıları olacağını düşünüyorum. İyi planlandığı ve okullarımızda sağlıklı şekilde işlenebildiği takdirde bu ders sayesinde öğrencilerimizin, bilgisayar ve televizyon bağımlılığı probleminin de azalacağına gönülden inanıyorum. Bu nasıl mı olur? Kısmetse diğer yazıda…
Mehmet Hilmi EREN
TÜZDER Yönetim Kurulu Başkanı
m.eren@tuzder.org
15 Haziran 2012 Cuma
İşte RTÜK'ün kara listesi
RTÜK Uzmanı Fatih Yalçın, şiddet içeren ve gençleri şiddete teşvik eden fillmlerden oluşan "kara liste" hazırladı.Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ( RTÜK ), televizyonlara şiddet içerikli yayınlar ve filmler için birbiri ardına ceza yağdırırken, RTÜK Uzmanı Fatih Yalçın tarafından şiddet içeren ve gençleri şiddete teşvik eden filmlerden oluşan, “kara liste” hazırlandı. Yalçın’ın, “uzmanlık tezi” olarak hazırladığı 167 sayfalık raporda, yerli ve yabancı hangi filmlerin şiddet içerdiği ve izleyenleri bu yönüyle olumsuz etkilediği anlatıldı. Buna göre, yabancı filmler arasında listebaşını ünlü yönetmen Oliver Stone’un yönettiği “Katil Doğanlar” adlı film aldı.
Listede yerli yapımlar arasında da ilk sırayı Kurtlar Vadisi aldı. Çizgi filmlerin de nasibini aldığı listede “şiddete teşvik ettiği” vurgulanan başlıca ünlü çizgi filmler, “Power Rangers, Ninja Kaplumbağalar, Batman , He-Man, Pokemon” şeklinde sıralandı.
TV’lerde çocukların izleyeceği saatlerde yayınlanan yapımların yüzde 30’u aşan oranda “şiddet içerdiğinin” aktarıldığı raporda, şu çarpıcı değerlendirmelerde bulunuldu:
- Rezervuar Köpekleri, Licence to Kill, Katil Doğanlar gibi filmleri izleyen çok sayıda genç, şiddet ve suç olaylarına karışmışlardır. Hiç şüphesiz ki bu filmlerin, izleyen herkeste aynı etkiyi yaratacağını söylemek zordur. Ancak bu filmlerden etkilenenlerin gerçekleştirdiği ya da karıştığı şiddet olayları da azımsanmayacak ölçüdedir. Bu filmler doğrudan şiddete sebep olmasa bile, şiddet gerçekleştirme şekilleri hakkında ilham verdikleri kesindir. Bugün bu film ve dizilerdeki şiddet görüntüleri kanıksanmış görünmektedir. Televizyonlarda her geçen gün daha çok şiddet görüntüsü yer almakta; bunu kanıksayan izleyici de daha çok şiddet talep etmektedir. Ülkemizde çok izlenen televizyon kanallarının prime time kuşağını Kurtlar Vadisi, Tek Türkiye , Güz Gülleri, Behzat Ç ., Arka Sokaklar, Adanalı, Ezel, Kollama gibi şiddet içeriği yoğun dizilerin işgal ettiği görülmektedir.
- Power Rangers, Ninja Kaplumbağalar, Batman, He-Man, Pokemon gibi dünyanın pek çok ülkesinde gösterilen Japon çizgi filmlerinde ana unsur hep şiddettir. Çizgi filmlerdeki sempatik, iyi kalpli, güçlü, sihirli güçleri olan ana karakterler, genellikle kurbanı oynamakta ve her haksızlığa uğradıklarında şiddeti problem çözme yöntemi olarak kullanmaktadır. Böylelikle şiddet, çocuklara tek problem çözme yöntemi olarak sunulmaktadır.
- Ülkemizde meydana gelen bir olay, çocukların çizgi filmlerden ne denli etkilenebileceklerini göstermesi açısından manidardır. 20 Ekim 2000 tarihli bir gezetede yer alan haberde, Pokemon çizgi filmine özenen çocuğun durumu şu sekilde aktarılmaktadır: “Pokemon Gibi Atladı. Tüm dünya çocuklarının bir numaralı çizgi filmi Pokemon, Mersin’de faciaya neden oluyordu. Mezitli beldesinde yaşayan, Ağırbaş ailesinin 4 yaşındaki oğlu Ferhat, Pokemon çizgi filmindeki kahramanlara özenerek uçmayı denedi. Oturduğu apartmanın 7. katından atlayan Ferhat’ın yalnızca sol ayağı kırıldı.”
BEHZAT Ç . ŞİDDET İÇERİĞİ YOĞUN DİZİLER ARASINDA GÖSTERİLDİ
Çocuğu agresif hale getiriyor. Raporda, araştırmalara da yer verilerek, şiddet içeren yapımların çocuklar üzerindeki etkileri de sıralandı. Bu olumsuz etkilerden bazıları şöyle:
- Çocuklar, ağrıya ve şiddete daha az duyarlı hale gelmektedirler.
- Çocukların empati yapma becerileri azalmaktadır.
- Çocuklar, kendilerini sarmalayan dünyanın korku dolu olduğuna inanmaktadır.
- Çocuklar, birbirlerine şiddet uygulayabilmekte, daha agresif davranabilmektedir.
- Şiddet programları izleyen çocuklar, yardım istendiğinde daha yavaş davranmaktadır.
- Kendisinden küçük çocuklara ve arkadaşlarına şiddet uygulayabilmektedirler.
- Oyun oynarken daha tahrip edici ve yıkıcı davranışlarda bulunabilmekte, oyunun kurallarına uymamakta, oyunda daha sabırsız davranabilmekte ve erken ayrılabilmektedir.
Kaynak: Radikal
31 Mayıs 2012 Perşembe
Çocuğunuz yeterince dikkatli mi?
Hayatın ilk yıllarından beri dikkat konusunda zorluk yaşayan çocuklar öğrenme konusunda daha dezavantajlı konuma girmektedir. Çocuğun bir şeyi öğrenmesi için ona ilgisini toplaması ve beyne o bilginin ulaşması gerekir. Dikkatini veremedikçe öğrenemez, öğrenemedikçe zihinsel faaliyetlerden uzaklaşabilir. Dikkat eksikliğinin en sık rastlanan sebebi hiperaktivite bozukluğudur. Dikkat eksikliği yaşayan çocuklarda işlevsellik kaybı dediğimiz sorun varsa yani çocuk evde, okulda, sokakta dikkat problemlerinden dolayı sorunlar yaşıyorsa hemen tedavi edilmesi gerekir. Dikkat eksikliğinde çocuk ve genç psikiyatrisi uzmanları ile yapılan görüşmeler sonucunda durum netleştirilerek tedaviye başlanır. Dikkat eksikliği tedavinin yanı sıra dikkati artıran egzersizlerle de giderilebilir.
Dikkati Güçlendirme Seti ve hedefleri
Bu kitaplar çocuğun görsel dikkatini odaklamasını, dikkatini devam ettirmesini, benzerlikleri ve ayrıntıları fark etmesini, eşleştirme ve planlama yapabilmesini, organize olabilmesini, işitsel ve görsel hafızasının gelişmesini, ince motor becerilerini destekleyerek el-göz koordinasyonun oluşmasını, görme alanını aktif kullanmasını, daha çok şey öğrenmesini amaçlamaktadır. Çocuk kitapta karşısına çıkan her evreyi rahatlıkla yapamayabilir. Dikkati Güçlendirme Seti, çocuğun işlem mekanizmasını ve problem çözme tekniğini öğrenmesi, görsel dikkatini kullanması, yapamadıklarını yardım ile yapıp becerilerini artırması, ileriki hayatında gerekli olacak temel kavramları öğrenmesi konularında son derece faydalı bir yardımcı kaynak niteliğinde.
Kitabın adı: Dikkati Güçlendirme Seti
Yazar: Doç. Dr. Osman Abalı
5 Mayıs 2012 Cumartesi
Çocukların güneşten korunması
Güneş dünyamız üzerindeki hayatın devamını sağlayan çok önemli bir ışık kaynağıdır. Güneşten gelen ışınlar yer kabuğunun ısınması, mevsimlerin oluşması, bitkilerin fotosentez yapmaları ve insanların D vitamini üretmeleri gibi çok önemli olayların gerçekleşmesini sağlamaktadır. Bununla beraber son yıllarda ozon tabakasının incelmesi ile güneşten dünyamıza ulaşan zararlı ışınlar artmış ve bu nedenle güneşin istenmeyen etkilerine karşı önlem almak kaçınılmaz hale gelmiştir. Son yıllarda insanların daha çok güneşe maruz kaldıkları aktivitelerle uğraşmaya başlamaları ve ozon tabakasındaki incelmenin sonucunda cilt kanseri görülme sıklığında anlamlı bir artış saptanmıştır. Tüm cilt kanseri vakalarının %80'i güneşten korunma yolu ile önlenebilmektedir. Güneşin zararlı etkileri sadece cilt sağlığını değil göz ve bağışıklık sistemini de etkilemektedir.
Güneş ışınları UVA ve UVB ışınlarını içermektedir. UVB ışınları yaz günlerinde daha yoğun olarak dünyamıza ulaşan, güneş yanıkları gibi erken dönem bulgularına ve cilt kanserine neden olan yüksek enerjili ışınlardır. UVA ışınları ise mevsimsel fark olmadan her zaman dünyaya ulaşan, ciltte lekelenmeler, cilt kırışıklıkları, ciltte yaşlanma gibi geç dönem bulgulara yol açan düşük enerjili ışınlardır. Güneş, gözün merceği olan lens kısmında yangı yanıtı oluşturarak katarakta neden olabilmektedir ve ayrıca bağışıklık sisteminin gücünün azalmasına da neden olabilmektedir. Bu nedenlerle güneşin zararlı etkilerinden korunmak için önlemler almalıyız.
Güneşten korunmak için ilk olarak alınması gereken önlem fiziksel olarak güneşten uzak durmaktır. Saat 11:00 ile saat 16:00 arasında herkes gölgede olmalıdır. Kumsal, beton ve deniz gibi yüzeyler ışığı yansıttıkları için gölgede bulunulsa bile ışınların halen cildimize ulaşabileceği unutulmamalıdır. Üç yaş altındaki çocuklar sürekli gölgede kalmalı, sadece sabah veya akşam, güneş ışınları dünyamıza eğik olarak ulaştığı dönemlerde güneşe çıkarılmalıdırlar. Altı ayın altındaki bebekler için mutlaka kolları ve bacakları örten kıyafetler seçilmeli, koyu gölgeden dışarı çıkarılmamalıdır. Özellikle çocuklar için geniş kenarlı şapka kullanılmalıdır. Cilt sağlığımız ve vücudumuzun elektrolit dengesi için her yaşta bol bol sıvı tüketilmelidir. Göz sağlığımız açısından UV filtreli güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Çocuklarda güneş gözlüğü kullanılmaya başlanması gereken yaş konusunda üzerinde uzlaşılmış bir değer yoktur. Yeni doğan döneminden hemen sonra kullanılabileceğini söyleyen uzmanlar olduğu gibi güneş gözlüğünü iki yaşından sonra kullanılması gerektiğini iddia eden uzmanlar da bulunmaktadır. Özellikle güneş gözlüğü kullanılmıyorsa çocukların gölgede kalmalarına daha da dikkat edilmelidir. Cilt rengi koyulaştıkça cildin güneşe direnci arttığı için özellikle tatillerde ilk günlerde daha dikkatli olunmalıdır.
Vücudumuzun D vitamini sentezleyebilmesi için haftada 3 gün 10-15 dakika güneşlenmek yeterlidir ve çocuklar için sabah veya akşam saatleri tercih edilmelidir. Bu sayede güneşin zararlı etkilerine maruz kalmadan yeterli D vitamini sentezi sağlanabilmektedir.
Güneş koruma kremleri mutlaka UVA ve UVB'ye karşı etkili olmalıdır. Amerikan FDA kuruluşu tarafından, insanların cilt ve göz rengine göre güneşin zararlı etkilerine karşı hassasiyetlerinin sınıflandırldığı bir çizelge oluşturulmuştur. Bu çizelgede en az hassas cilt tipinde bile minimum 15 SPF (güneşten koruma faktörü) güneş kremi kullanılması önerilmiştir. Altı ayın altındaki çocuklarda güneş kremi kullanımının zararlı olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunamamasına karşın güneş kremi kullanımı önerilmemektedir; altı ayın altında bebeklerin güneşe hiç çıkarılmamaları önerilmiştir. Ancak eğer altı ay altında bebek güneşe maruz kalacaksa az miktarda güneş kremi kullanılabilir. Güneş kremleri dışarıya çıkmadan en az 15 dakika önce kullanılmalıdır. Özellikle denize veya havuza girildikten sonra ve 2 saatte bir güneş kremi tekrar sürülmelidir. Su ile sık temas olacaksa suya dayanıklı ürünler tercih edilmelidir. Çocuklarda kullanılacak güneş kremi en az 30 SPF olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki güneşin hemen ortaya çıkan cilt yanıkları gibi zararları olduğu gibi tekrarlayan hasarlar sonucu birikim olarak ortaya çıkan cilt kanseri, ciltte yaşlanma, kırışıklıklar, gözde katarakt gibi geç dönem zararları da vardır. Bu nedenle özellikle çocuk yaş grubunda hasar oluşmadan önlemini almak izlenebilecek en iyi yoldur.
23 Nisan 2012 Pazartesi
Tüketici ürünlerine yeni güvenlik standardı
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, çocuk bakım ürünleri ile kırtasiye ürünleri ve çocuk giysilerine ilişkin yeni güvenlik standartları belirledi. Bakanlığın, ''Tüketici Ürünlerinin Güvenlik Risklerinin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ''i Resmi Gazete'de yayımlandı.
1 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girecek tebliğe göre, çocuk bakım ürünlerinin üzerinde güvenli ve doğru kullanımla ilgili talimatların bulunması zorunlu olacak.
Söz konusu ürünlerde erişim alanı içinde çocuğun parmağının veya herhangi bir uzvunun sıkışabileceği hiçbir açık uçlu boru, çıkıntı, delik, hız tertibatı, cıvata veya açıklık bulunmaması gerekecek.
Metal malzemelerin korozyona karşı dayanıklı bir malzemeden yapılması veya korozyona karşı korunmuş olması, ahşap esaslı ve bitki orijinli malzemelerde de böcek tahribatı ve çürük bulunmaması şartı aranacak.
Yürüteçler, çocuk arabaları, beşikler ve çocuk karyolalarında kilitleme mekanizması ile ayarlama sistemi bulunması zorunlu olacak.
Ürünlerin kenarları, köşeleri ve çıkıntılarının yaralanma riskini azaltacak şekilde üretilmesi, kordonlar, ipler ve bağ olarak kullanılan diğer parçaların boğulma riski oluşturmaması gerekecek.
Çocuk bakım ürünleri hareketli parçalarının fiziksel yaralanma riskini en aza indirecek şekilde üretilecek.
Otuzaltı ayın altındaki çocukların kullanması için üretilmiş çocuk bakım ürünlerinin parçaları ve ayrılabilir parçaları, emme veya nefesle çekilmesini önleyecek boyutlarda olacak.
Piyasaya arz edilen çocuk bakım ürünlerinin ambalaj malzemelerinin boğulma riski taşımaması gerekecek.
Çocuk bakım ürünleri alev, kıvılcım veya ateş çıkartabilecek maddelerle doğrudan karşı karşıya kaldığında kolayca yanmayan (ateşin nedeni yok olur olmaz alevi sönen), tutuştuğunda yavaş yanan ve yanma süresini geciktirici maddelerden yapılacak.
-Kırtasiye malzemeleri ve çocuk giysileri-
Kırtasiye malzemelerine ilişkin de yeni güvenlik standartlarının yer aldığı tebliğe göre anılan malzemeler, fiziksel ve kimyasal özellikleri bakımından güvenli olacak.
Bu malzemelerin parçaları ve yayları fiziksel yaralanma riskini en aza indirecek şekilde üretilecek.
Ahşap esaslı ve bitki orijinli malzemelerde böcek tahribatı ve çürük bulunmayacak ve hijyenik olacak.
Oyuncak sınıfına giren ve 36 aydan küçük çocuklar için risk oluşturabilecek kırtasiye malzemelerinin üzerinde ''36 aydan küçük çocuklar için uygun değildir'' veya ''Üç yaşından küçük çocuklar için uygun değildir'' şeklinde uyarı bulunacak.
Bu arada, çocuk bakım ürünlerin de olduğu gibi tekstil ve plastik içerikli kırtasiye ürünleri de kolayca yanmayan, tutuştuğunda yavaş yanan ve yanma süresini geciktirici maddelerden yapılacak.
Öte yandan çocuk giysilerindeki kordon ve büzme iplerinin, boğulma ve fiziki yaralanma riski oluşturmayacak şekilde üretilmesi ve kolay alev almaması gerektiği de hükme bağlandı.
Yiyecek taklidi ürünler ya da ayrılabilir kısımları da tüketiciler ve özellikle çocuklar tarafından ağza alınması, emilmesi ya da yutulması halinde boğulma, zehirlenme yahut sindirim sisteminde delinmeye veya tıkanmaya yol açmayacak şekilde üretilecek.
12 Mart 2012 Pazartesi
Çocuğumuza alışveriş eğitimi verelim
Çocuklara yaptıkları bazı ekstra işler için para verilmeli, aylık bütçe belirlenirken çocuğun katılması sağlanmalı ve bütçeye uygun hareket etmesi tavsiye edilmelidir.
Büyümeye başlamasıyla birlikte bankada hesap açtırılmalı ve harçlığı bankaya yatırılarak, dengeli harcama yapıp yapmadığına bakılmalıdır.
Çocuğun istediği şeyleri satın alabilmesi için para biriktirmesi teşvik edilmelidir.
Çocukların evdeki harcamaları büyüklerinin nasıl dengelediğini izlediği ve onlardan ipucu aldığı ortadadır. Bu nedenle büyükler çocukların yanında harcama hareketlerine dikkat etmeli ve yanlış mesaj vermemelidir.
Çocukların yaşama karşı duruşlarının ve yetişkinlerin markalarına karşı tavırlarının incelendiği bir araştırma, çocukların yarısından çoğunun büyüklerinin hangi markaları satın almaları gerektiği konusundaki fikirlerini aileleriyle paylaştıklarını ortaya koymuştur.
Çocuklar her türlü ev alışverişini doğrudan etkilemektedir. 9-14 yaşlarındaki her üç çocuktan ikisinin anne ve babalarının otomobil, giyim ve cep telefonu gibi alışverişlerini etkilediği görülmektedir.
Çocukların her marka için hedef kitle olduğu ve bugünün çocukları yarının yetişkin tüketici kuşağı olacağına göre, çocukların alışverişe alıştırılması için bazı pratik bilgiler:
1-Öncelikle çocuklar alışverişe hazırlanmalı, her şeye dokunmaması, her şeyi karıştırmaması gerektiği söylenmelidir.
2-Alışveriş amacı anlatılarak, amaç dışındaki şeylere paranın ve zamanın olmadığı ifade edilmelidir.
3-Çocuk giydirilirken alışveriş merkezlerinin ısı değişikliği göz önüne alınarak, yedek bir yelek veya kazak bulundurulmalıdır.
4-Çocuğun sevdiği ve oyalandığı minik bir oyuncak da çantaya konulmalıdır.
5-Çocuk aç iken asla alışverişe çıkılmamalıdır.
6-Alışverişteki renkler, şekiller, sesler, desenler, kokular çocuklara cazip gelecek ve çocuk alışveriş yapmak isteyecektir.
7-Küçük çocuk en başta alışveriş arabasına oturtulabilir.
8-Çocuklar mutlaka alışverişe katılmalı ve sorumluluk verilmelidir.
9-Alınacak birkaç şey çocuğa söylenmeli ve görünce hatırlatması istenilmelidir.
10-Kendisinin tükettiği ürünlerin takip edilmesi çocuğa bırakılmalı ve izlenmelidir.
11-Çocuk önemli bir iş yaptığını algılamalıdır.
12-Çocuktan alınan ürünleri sepete koyması istenilmelidir.
13-Alışveriş arabasında oturmaktan sıkılan çocuğun, anne ve babasından ayrılmaması sağlanmalıdır. Arabayı itmesi istenilerek, uzaklaşması önlenmelidir.
14-Oyuncak bölümü, olabilirse es geçilmeli veya çocuğa sadece bir tek oyuncak alınabileceği ve oyuncağın fiyatının önemli olduğu sabırlı olunarak öğretilmelidir.
15-Çocuklarda para bilinci yavaş geliştiği için küçük ucuzdur, büyük pahalı gibi düşünebilirler.
16-Çocuğun istediği bir ürüne, cüzdanın müsait olmadığını açıklamak, onun gelişimini olumlu etkileyecektir.
17-Alışveriş listesi gösterilerek, çocuğun istediği şeye ihtiyaç olmadığı öğretilmelidir.
18-Eğer çocuk yaramazlık eder yaygara koparırsa, alışveriş merkezi çocuk terbiye edilecek yer değildir. Devam ederse hemen eve gidileceği ifade edilmeli, kararlı olunmalı ve gerekirse eve dönülmelidir.
19-Çocuk alışverişte sıkıldığında, yeni alınan bir şeyle oyalanması sağlanmalıdır.
20-Çocukla alışverişe geniş zamanlarda çıkılmalı, kısa zamanlarda alışverişe çıkılmamalıdır.
21-Çocuğun kendi kullandığı ürünleri taşıması teşvik edilmelidir.
22-Soyunma kabinlerine küçük çocuklar da alınmalı, giyildikten sonra fikri sorulmalıdır.
23-Kırılacak ürünlerin olduğu bölümleri çocukla gezerken çok dikkat edilmelidir. Olabilirse kırılacak eşya bölümünden hemen uzaklaşılmalıdır.
24-Çocuğun kasa işlemlerini izlemesi ve kasadan geçenleri poşetlere koymaya yardım etmesi sağlanmalıdır.
25-Çok kalabalık alışveriş merkezlerinde veya mağazalarda çok dikkat edilmeli, çocuğun anne babasının elini bırakmamasına özen gösterilmelidir.
26-Eğer çocuk kaybolursa hemen yetkililere haber verilmelidir. Önceden tedbir olarak çocuğun cebine ad-adres bilgileri bir kağıda yazılarak konulabilir.
27-Sabırlı olunmalıdır. Çocuk zamanla alışacak ve çocukla çıkılan alışverişler her seferinde daha kolay olacaktır.
Kaynak: Tüketici Vakfı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















